Geçen hafta Avrıpa’lıların yaptıkları, at gözlüklü, kavimlerin hepsini değil, sâdece Avrupa’lıları ilgilendiren bir tarih bölümlenmesi konusuna başlamış, Avrupa’ya hâkin karanlık Orta Çağ’ın sona erip . Bu hafta, bütün insanlığın kabul edebileceği mâkûl, bütüncül, olması gereken bölümleme teklifimi sunuyorum.
Sâdece Avrupalılar için mühim olan olaylara göre belirlenmiş, bu çok dar kafalı yaklaşım yerine, insanlığın bütününü ilgilendiren bir târih bölümlemesi, şöyle olabilir:
Önce bir hatırlatma yapalım: Nûh A.S. zamânında olan Tûfân’ın, Milâttan 2104 yıl önce vukû bulduğunu Charles Leonard Woolley ispat etmiştir (Werner Keller, The Bible as History, (translated from the German by William Neil D.D., (London 1967) pp.50, 51, 57, 59). The Bible as History adlı, Werner Keller’in yazdığı bu kitapta, Woolley’in, Irak’ta Tel Mukayyer’de, 1929 yılında Nûh Tûfânından kalan izleri, yaptığı iki yerdeki kazılarda deniz hayvanlarının fosillerini bulduğu anlatılmaktadır. Wooley, Tûfân’ın, Mîlâtan Önce 2104 yılında vukû bulduğunun anlaşıldığını yazmıştır. Tûfân’ın kapladığı bölgenin harîtası da verilmiştir.

Tel Mukayyar’da yapılan kazı kesiti

- Fırat Nehrinin yatağı
- Tûfân’ın bıraktığı mil (balçık) tabakası
- Woolley ‘Tûfân’ın üstünde kalan tepeler’ diyor; oysa, Tûfân, tepeleri de kapladı, Tûfân’ın bıraktığı balçık, tepelerin üzerinde olduğu için tepe altında balçık tabakası Bunun tek bir açıklaması olabilirdi: mil (balçık) tabakasını, orada uzunca müddet kalmış olan suyun bırakmış olması gerekirdi, o tabakanın altında bulunan kalıntılardan, orada daha önce insanların yaşamış olduğu anlaşılıyordu!

O bölgede Tûfânın kapladığı alan
(Avrupa’lılar gibi bizim de Mezopotamya dediğimiz El Cezîre bölgesi)
O gün Mezopotamya’dan TUFAN’I BULDUK telgrafı çekildi. Bu haber bütün Amerikan ve İngiliz gazetelerinde başlıkta verildi.
Tûfân uzmanı Dr. Aaron Smith 1951 yılında 40 kişilik ekibiyle Ağrı Dağı’nın buzla kaplı tepesinde 12 gün kaldı, HİÇBİR ŞEY bulamadı The Bible as History, p.59).
Geminin Cûdî’de oturduğu böylece ispat edildi, Ağrı (Ararat)da DEĞİL!
Tarihteki en mühim olaylara göre, bütün insanlığı ilgilendiren gerçek bölümleme şöyle olabilir:
- Hz. Nûh A.S. zamânındaki Tûfân (M.Ö. 2104) ……… 1
- Hz. İsa A.S.ın Doğumu (Mîlâd) ……………… ……… 2104
- Hz. Muhammed A.S.ın Hicreti (2104 artı 622) … .2726
- Ayn Câlût Savaşı (yenilmez sanılan Mongolların yenilişi
Mongollarla uygarlık sona ermişti (M.1260+2104) 3364 - Martin Luther’in Wittenberg Katedralinin kapısına bildiri
Çivileyerek Protestanlığı başlatması M.1517 36216. - Fransız İhtilâli M.1789 ……………………………….. 3893
- Sovyetler Birliğinin Dağılması 1991 ……………… 4095
Böylece 2104+2026 = 4130, yâni, 2026 yerine 4130 yılında olduğumuz kabûl edilir.
1.ve 2. tarihlere, kimsenin itirazı olamaz.
Üçüncü dönüm noktası, yepyeni bir çağın başlangıcı olarak günümüzde kullanılan Mîlâdî tarihle 622, teklif edilen tarihle 2726 nın kabul edilmesi için sebep: Hz. Muhammed A.S. ın: “Konstantiniyye mutlaka feth edilecektir; Onu fetheden Emîr ne güzel Emirdir ve onu feth eden ordu ne güzel ordudur” sözünü gerçekleştiren ve bundan dolayı Fâtih ünvanını alan Osmanlı Sultanının bu muvaffakıyeti bir dönüm noktası olarak kabul edildiğine göre; Fâtih’i bu zafere sevk eden, coşturan arka planın, zemînin, 8. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar Dünyadaki En Üstün Medeniyetin kurucusu Hz. Muhammed’in hayatındaki dönüm noktası (Müslümanlar tarafından 12 yüzyıl boyunca başlangıç olarak kullanılmıştır) olan bu tarihin, Hicret’in bir dönüm noktası olarak kabul edilmesi gayet normaldir.
Dördüncü dönüm noktası olarak Ayn Câlût savaşının alınmasını sebebi: Mongolların 1258 yılında Bağdadı’ı işgal etmesiyle, Yeryüzündeki Medeniyet kesintiye uğramış, sona ermiş gibi olmuştu. Yenilmez kabul edilen, yenilmez zannedilen Mongollar, ilk defa 1260 yılında Ayn Câlut savaşında Memlûkler tarafından yenilmiş, Dünya uygarlığı, kendini toparlama yoluna girmiştir. Batılı’lara hatırlatmak gerekir ki o tarihlerde, Avrupa tam bir vahşet içinde idi, Krallar bile, yıkanmadıkları için, pislik içinde idiler. Kuzeydeki Müslüman Kıpçak Türklerinin abdest alacakları suyu, atlarının boynuna astıkları kuman (ibrik) içinde taşıdıklarını görerek bu, kendileri için çok değişik, yepyeni âlet ismiyle Kıpçakları kuman diye anmışlardır. Avrupalı papazların yazdığı Codex Comanicus (Kumanca/Kıpçak Türkçesiyle Sözlük) o çağın hâtırasıdır. Günümüzde de, kendilerine “Tatar” denilen Kıpçak asıllı Kırım ve Kazan Türkleri, ibriğe kuman derler.
13.yüzyılda Mongollara “Tatar” deniliyordu; Arapça tarihlerin hepsinde 13.yüzyıl Mongollarından “Tatar” diye söz edilir. Kıpçak Türkleri de Gök Ordu (Altınordu) Devletinde, Tatar (Mongol) hâkimiyetinde yaşadıkları için, “Tatar” diye anılmışlardır: 1922 yılına kadar Osmanlı coğrafyasında yaşayan herkese “Osmanlı” denilmesi gibi.
Beşinci dönüm noktası olarak, Protestanlığın başlangıcı olan 1517, en uygun tarihtir. Çünkü, Protestanlığın en belirgin lideri Martin Luther, 1517 yılında Wittenberg katedralinin kapısına 95 maddelik tezini çivileyerek Protestanlığı başlatmıştır.
Altıncı dönüm noktası olarak o sırada en yaygın değerleri temsil eden Avrupa’da, birçok değerlerin yer değiştirdiği 1789 yılı, zaten kabul edilmektedir.
Yedinci dönüm noktası, dünyaya hükmeden, liberal kapitalist rejime karşı büyük iddia ile ortaya çıkmış olan Sosyalizmin çöküşü, elbette insanlık tarihi için bir dönüm noktasıdır.
Böyle bir değişikliğe karar verilirse, Yeni yıla da, şimdiki gibi kış mevsimi ortasında değil, ilkbaharın başlangıcı olan 21 Mart’ta girilmelidir. Yeni günün, Habeşistan (Etiyopya)da olduğu gibi güneşin doğuşu ile başlaması isabetli olur, tabiî düzene uyum sağlanır.
05/06/2026
