Ergun Plak Ölmüş Diyeler

Serhat Mustafa Kılıç vefat etti.

Bunun üzerine saygısız medya bir ton haber saldı toplumun üzerine…

Vefat eden Serhat Kılıç değil, Ergün Plak ya.. Bu milletin kendini en orjinal Türk ve Müslüman hissedip yaşadığı son yıllar ya…

Onca anarşiye, darbeye, bölücülüğe rağmen ısrarla bir ve temiz kaldığı yıllar ya..

Sonra başka rolleri var dizilerde. Ancak oynadığı her role karakter kazandıran güçlü bir tiyatro sanatçısı ya…

Seksenlerimiz, son mutluluğumuz, çocukluğumuz elimizden gitmiş gibi birden içimize bir acı çökmüş ya…

İşte saygısız medya bize bunu çok görecek…

Ardından kutuplaştırmayı kendine meslek edinmiş gereksiz varlıklar gazeteci kimliği ile rahmetlinin anma törenini satanist ayın, Hristiyan töreni gibi lanse edip Müslümanlıkta böyle bir şey var mı diye ortalığı velveleye verecek..

Ardından milletvekilliği de yapan bir müzisyen ve besteci bu velveleyi sayfasına alıp duyar ve Müslümanlık kasacak…

Ülkedeki kötülük, ayrıştırma, saygısızlık ve hepsinden önemlisi CEHALET nasıl bu kadar zirve yapmış hayretler içinde izliyoruz…

Evvela bu ülkede neredeyse yüz yıldız devlet sanatçıları, tiyatro, ses ve sahne sanatçıları çalıştıkları kurumlardan yahut tiyatro sahnesinde özel bir tören yapılarak anılıyor, ardından cenaze töreni için camiye yahut hangi dine mensup ise oraya götürülüyor.

Serhat Bey’in töreninde çalan müzik satanist bir ayın değil, Ahmet Adnan Saygun’a ait Yunus Emre Orotoryo’suna ait besteden bir kesit; Sol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu…

Tören ile cenaze namazını ayird edemeyen gazeteci kavmi ile Orotoryo’dan Ahmed Adnan Saygun gibi cumhuriyetin yetiştirdiği büyük bir besteciden, etnomüzikologdan haberi olmayan taverna, düğün dansı ve ısmarlama besteler arasında günü ve devrini kotaran vekil müzikçiler arasında kalmış zavallı Türk milleti ve yeni nesiller…

Serhat Kılıç hiç şüphesiz geleneksel Türk tiyatrosunda kavuğu hak eden sanatcilardan biriydi. Yetenekliydi, saygılıydı, eğitimliydi ve hocaydı.

Ne yapılsaydı, sahnede Kâbe’de Hacılar hu der Allah diye zikir çekip zıplaya zıplaya geçit töreni mi yapılmalıydı?

Bu ülkenin, sizin haberiniz olmasa da bir sanat, tiyatro ve musiki tarihi var efendiler!

Fakat en önemlisi o bizim Ergun Plağımızdı.

Hayatımızın, çocukluğumuzun en temiz yıllarına bir melek gibi dokundu ve gitti.

Üstelik Yunus’un dediği gibi olmadı mı?

Bir garip ölmüş diyenler

Üç günden sonra duyalar

Soğuk su ile yuyalar…

Bu ülkenin kendi yeteneği, çabası, emeği ile yetişmiş, alınteri ile geçinmiş, hastalığı ile Rabbine sessizce ruhunu teslim etmiş gariban çocuklarından elinizi, zehirli dillerinizi çekin artık.

Korkmayın toprak kefensiz de kabul eder insanı

Yüce Allah oratoryo da dahil Yunus’unun her sözünü anlar ve huzuruna kabul eder kullarını…

Siz kimsiniz?

Cahil cühela…

Saliha MALHUN

Yazar
Saliha MALHUN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen