Gökten Bir Gün Koparmak

Neşet Ertaş diyor ya;
“Bir anadan dünyaya gelen yolcu” diye. 
Annem doksana yaklaştı, yürüyemiyor. Eskisi gibi de konuşamıyor. Annemi zar zor arabaya bindirdik, bir anadan dünyaya gelen iki yolcu olarak ablamla beraber köye doğru yola çıktık.
“Cahildim dünyanın rengine kaldım” diyordu bir türküde de.
Kolonya döktüm annemle ablama. Ablam “saçına sürme beyazlatır” dedi anneme. Sanki siyah saçı varmış gibi.
Annem ablama lâf yetiştirir de eskisi gibi değil artık. 
Zamanında bir hanım annemin köydeki ağacını kestirmiş. Tesadüfen bir yerde karşılaşmışlar. Annem niye kestirdin ağacı diye kızınca, kadın “senin artık bir ayağın çukurda, ne yapacaksın ağacı?” gibi bir şeyler söylemiş. “Bana bak” demiş annem. “Sen nüfus kâğıdını bize göndermiştin, nüfus kâğıdın iki ay bizde durduydu.”
“Anne burası neresi?” diyorum. Bir yer ismi söylüyor, söylediklerinin bir kısmı yanlış. Ama köyünü özlemiş, hatıralarını özlemiş. 
Dünya gelimli gidimliydi işte. “Dünya umuruna meylini verme” diyordu bir türküde de.
Köye gittik, evin önünde bekledik biraz. Sonra dağda bir gölgeye arabayı koyduk, annem içinde. Bir müddet sonra Zübeyde Ablalar geldiler. Annem Zübeyde Ablaya nerede oturduğunu soruyor, o da söylüyor. Annem diyor ki; “Eyi ol da nerde oturusan otu.”
Ablam anlatıyor oradan buradan. 
Kocasının bir arkadaşı varmış deniz kenarında bir ilçede. Oraya gitmişler asker arkadaşını ziyarete. Hava çok sıcak ya, bir şort almış kocası. Ama bir tane kalmış şorttan onun da rengi koyu pembe imiş. “Ta uzaktan bizim adam deye” tanıyormuş.
Kardeşler miras taksimi yapıyormuş, birisi de biraz safça. Evdeki inekleri taksim ediyorlarmış. “Bak şu inek senin, şu senin, şu da senin.” Saf olana da demişler “şu ineğin karnındaki de senin.” Buzağı var mı yok mu, doğup doğmayacağı belli değil.
Bizim İbrahim Abi bir gün “Mehmet Ali yav, ben çok rahat ölürüm.” dedi. “Niye?” diye sorduğumda “Arkamda hiç bir şey yok, o yüzden hiç üzülmeyeceğim” demişti.
Neşet Ertaş diyor ya;
“Hep sen mi ağladın, hep sen mi yandın,
Ben de gülemedim yalan dünyada.”
Dünya bir handı işte, gelinir, kalınır ve gidilirdi. Kervandan arta kalan izler taşınırdı ötelere. Tutan elin tutmaz, gören gözün görmez, duyan kulağın duymaz olurdu.
“İnsandan doğanlar insan olurlar,
Hayvandan doğanlar hayvan olurlar,
Hepsi de bu dünyaya gelirler,
Ana haktır sen bu sırra erdin mi?” diye devam ediyordu türkü.
Ablam da “Yaş dediğin küllükte geçiyor” dedi en son…
Yazar
Mehmet Ali KALKAN

Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde ... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen