Gözyaşı Kardeşliği

O gün köye gitmişlerdi. Çok daraldığı zamanlarda kendini hep o vahaya salardı. Bu sefer de öyle yapmıştı. İnsanların kirlettiği doğayı yine onların kurtaracağına inandığı içindi bu. O gün de öyleydi.

Bu Anadolu çok enteresan bir yerdi. Hiç olmadık zamanlarda olmadık mucizeler yaratırdı. Gerçi çarpık modernleşme devirleri onun da saflığını bozmuş, orada da dejenere ilişkiler oluşturmuştu. Bu doğruydu. Çoğu yerde bunun en olmadık örneklerine rastlanıyordu. Fakat böyle bile olsa umudu hep orada aramıştı.

Bu sefer gittiği köy, coğrafyanın marjında bir yerdi. Tabiatın bu köşesi, batısına doğru uçsuz bucaksız uçurumlar ve derin vadilerin açıldığı küçük bir yerdi. Güneyinde Küçük Asya’nın Ankara ve Eskişehir’e doğru açılan ara bölgeleri uzanıyor, kuzey bölgeleri ise zümrüt yeşili uçsuz bucaksız vadilere açılıyordu.

Ne var k bu bölge bağrında çok tehlikeli cevherler taşıyordu. Değerli maden sahalarına açılan bir bölgenin üstünde duruyordu bu topraklar.

İşte bundan dolayı risk altındaydı. Geliştiğini zanneden büyük bir makinenin dişlilerine hedef olmuştu burası da. Artık doğa harikası değil, istatistik bir değerdi burası da. Ekonomi her şeydi. Rakamlar, bilançolar, döviz girdisi, cari açık, istihdam, büyüme, çarpan etkisi vs gibi bir yığın gerekçesi vardı bu kavramların.

Gerçi bazı eskimiş kafalar bundan rahatsız oluyordu ama toprağı yırtan, acımasızca harabeye çeviren ya da öyle görünen makineler sonuçta memlekete hizmet ediyordu. Ekonomik kalkınma denen bir şey vardı. Dış güçler bizim gözümüzü hep bağlamış ve gelişmenin önün kesmişlerdi. İşte şimdi milli sermaye bu oyunu bozuyor ve memleket toprağını ekonomiye açıyordu.

Bu arada kınalı keklikler uçmayacak, arılar bal yapmayacakmış. Bunlar da sorun muydu? Etrafta yığınla tavuk üretme çiftliği açılmış ve üretim kafeslerinde binler, on binlerce beyaz et üretilmeye başlanmıştı. Bu da ekonomiye hem ilave değer kazandırıyor hem de yeni iş sahaları açıyordu.

Birileri kalkıp ottan çöpten börtü böcekten bahsederek bu gelişmeye ket vurmak istiyor olabilirdi. Ordu bozanlık değil de neydi bütün bunlar! Olsa olsa kökü dışarıda birtakım marjinal ve kozmopolitlerin işi olabilirdi bütün bunlar. Yok yeşil hareketiydi yok şuydu buydu vs türünden bir takım bozguncu hareketler.

Bir an için “acaba” diye düşündü, düşünmedi değil. Sahiden de haklı olabilirlerdi. Ama her nedense bir tarafları sızlıyor, inciniyordu. Devasa makineler karşısında canı yanan, için için ağlayan toprağı düşünmeden edemiyordu her nedense. Şimdi de öyle oluyor, canı yanıyordu.

Sanki toprak ağlıyor, feryat ediyor, sessiz bir çığlıkla bu cinayete tanıklık ediyor gibiydi. Ne kadar da özensiz atılmıştı toprak şuraya buraya. Öyle hissediyordu. Derken beli bükülmüş, önüne doğru eğilerek yürüyen yaşlı bir kadın gördü. Köşede, evin kenarına dayanmış el yapımı süpürgeler vardı. Belli ki bu kadın yapmıştı onları. Nasıl da özenle sıralamıştı onları. Tek tek toplanmıştı her bir parçası.

Bir anda içinden bir şeylerin koptuğunu hissetti. Selam verdi.

-Annem de yapardı bunlardan dedi.

Bir anda o çekingen görüntünün arkasından içli, aşina, işbilen, fedakâr, özgüvenli bir Anadolu kadını çıkıverdi. İlk karşılaştığında kendini saklama ihtiyacı hisseden bu kadın, şimdi içini açmak ve bütün hikâyesini anlatmak isteyen bir anneye dönüşüvermişti.

Kucakladı onu. Elleri emek, yüreği sevgi ve merhamet olan o anneyi sevdi, sevdi. Ayrıldığında güneş hicabına sarınmış, eğmiş mor salkımlı bulutların arkasına gizlemişti kendini. Giderken,

-Ah dedi, içini çekerek; ah, bu rakamlar, istatistik ve ekonominin bu acımasız dili işte bunu, aramızdaki bu ilişkiyi yok etti.

Böyle hissetti ve gözünden dökülen bir damla yaş toprağın gözyaşlarına karıştı.

Çok sonra oralara gittiğinde bu ikisinin kardeş olduklarını gördü. Gözyaşları kardeş olmuşlardı. Gözyaşı kardeşliğiydi bu. Bütün dil, renk, bölge ve statü ayrımlarını aradan kaldıran bir kardeşlik.

Yazar
Abdülkadir İLGEN

1964 yılında Bolu-Kıbrısçık’ta doğdu. İlköğrenimini doğum yeri olan Deveören Köyü İlköğretim okulunda yaptı. Daha sonra Ankara Dikmen Ortaokulunda başladığı ortaokul hayatını 1977-1978 yılında Polatlı Lisesi Orta Okulunda... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen