Kurtuluş Savaşı Tartışması

Millî Eğitim Bakanlığı, Türk tarihinin çok önemli bir dönemini adlandırmak üzere “Kurtuluş Savaşı” yerine “Millî Mücadele” adının kullanılacağı kararını almış. Bunun üzerinden siyasi tartışmalar yoğunlaştı.

 Meselenin aslı şudur: Bu iki adlandırma, birbirinin karşıtı değildir. İki ayrı olgunun iki ayrı adıdır. “Millî Mücadele” adı bir bütünün adı, “Kurtuluş Savaşı” adı ise bu bütünün bir parçasının adıdır. 13 Kasım 1918 günü itilaf devletleri adlanan emperyalist Haçlı sürülerinin ülkemizi fiilen işgal etmesiyle birlikte Millî Mücadele süreci başlamıştır. Bu sürecin üç ana boyutu vardır: 1.Kongreler, istişareler, 2.Askerî savaş, 3. Devletleşme. Her üç eylem de millî niteliklidir; dolayısıyla bunların toplamının adı “Millî Mücadele”dir. Bunlara ayrı ayrı bakalım:

1.Amasya Tamimi, Erzurum, Sivas kongreleri ve arada başka birçok yerel kongrelerin hepsi, hem işgali sonlandırmak hem de millî devlet yapılanmasına geçmek için kişi, padişah merkezli değil; millet merkezli bir mücadele sürecinin fikrî, toplumsal alt yapısıdır. Bu süreç millîdir yani Türk milletinin doğrudan ve delegeleri aracılığıyla katılımıyla sağlanan millî nitelikli bir istişare, ortak aklı devreye sokma eylemidir, yani Millî Mücadeledir.

2.İkinci aşama, askerî işgali sonlandırmak için yapılan üç cepheli askerî savaşlardır. Doğu cephesinde Ermenilere karşı yapılan savaşlar kazanıldı ve 3 Aralık 1920 Gümrü Antlaşması ile tescillendi. Güney cephesinde Fransız ve Ermenilere karşı verilen askerî savaşlar da kazanıldı ve bu kazanım, 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması ile tescillendi. Batı cephesinde de Yunan ordularına karşı verdiğimiz Birinci ve İkinci İnönü, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz adlı askerî savaşları kazandık ve bu kazanım da 11 Ekim 1922 Mudanya Antlaşması ile tescillendi.

Bu savaşlar da millî niteliklidir, millî mücadeledir. Bir kişi yani padişah kararıyla değil, Türk milletinin toptan kendisinin aldığı kararlarla yaptığı savaşlardır. Bu askerî savaşlar için o dönemde genellikle “İstiklal Harbi” (Bağımsızlık savaşı) adı kullanıldı.

1926 yılında Genel Kurmay Başkanlığı tarafından resmî bir adlandırma olarak “İstiklal Harbi” ifadesi kabul edildi. Batılı kaynaklarda “independence war” şeklindedir. Bu savaşlarda gazi olanlara istiklal madalyası verdiler. Marşımızın adı da İstiklal Marşı’dır. “Kurtuluş Savaşı” tabiri, Millî Mücadelenin bu askerî savaşlar aşamasının adıdır.

Atatürk en çok “Millî Mücadele” ve “İstiklal Harbi” adlarını kullandı. Ayrıca Nutuk adlı eserinde “Kurtuluş Savaşı” adına yer vermemiş, ama “İstiklal Harbi” ifadesini “Kurtuluş Savaşı” diye Türkçeleştirmiş ve kullanmıştır. Ancak bu ifadeyi çok fazla kullanmamıştır.

Buna göre yapılan savaşlar, vatanımızı emperyalist Haçlı işgalcilerinden KURTARMAYI yani kurtuluşu amaçlıyordu. Ama bu kurtuluştan sonra bir de millet olarak millî devlet ve millî kültür ana sütunlarına dayalı var olma mücadelemiz, siyasi, kültürel, ekonomik, bilimsel her alanda millî mücadelemiz devam ediyordu.

3.Millî Mücadelenin üçüncü boyutu da kişi yani padişah devletinden millet devletine yani Türk milletinin devletine geçiş sürecidir. Önce 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti olarak millî devletimizi fiilen kurduk, sonra 24 Temmuz 1923 Lozan antlaşması ile millî devletimizin varlığı uluslararası alanda hukuken tanındı ve 29 Ekim 1923 tarihinde de devletimizin rejimini Cumhuriyet olarak tescilledik.

 Devletimize artık irade-i ecnebiyye yani sömürge devleti yerine ve yine irade-i seniyye yani tek kişi (padişah) iradesi yerine irade-i milliye yani Türk milletinin tamamının iradesi hâkim oldu. Bu da millî mücadeledir.

Sonuç olarak işgalle birlikte başlayan süreci dönüştürmek amacıyla hem askerî işgali sonlandırmak, hem de saltanat rejiminden cumhuriyete geçerek millî Türk devleti halinde yeniden teşkilatlanmak için verilen siyasi (kongreler ve millî devlet) ve askerî (savaşlar) mücadelelerin tamamının adı “Millî Mücadele”dir.

“Kurtuluş Savaşı” ise bu bütünün sadece askerî savaş boyutunun adıdır. Ders kitaplarında ve resmî literatürde bu kavramlar bu anlamlara uygun şekilde kullanılmalıdır.

Bu durumda ne “Kurtuluş Savaşı” ifadesini ne de “Millî Mücadele” ifadesini atıp birini diğerinin yerine kullanmak doğru değildir. Millî Eğitim Bakanlığının “Millî Mücadele” tabiri tercihi doğrudur. Zira Millî Mücadele kavramının anlam ve çağrışım alanı daha evrensel, daha geniş ve daha kapsayıcıdır. Bunun anlam alanı şudur:

Türk milleti eyaletlere, federalizme, özerkliğe dönüştürülemez tek merkezî bağımsız devletini, tek resmî ve eğitim dili olan Türkçesini, bölünüp paylaşılamaz tek vatanını, ortak kabul etmez tek bayrağını, kavimlere, etnik gruplara ayrıştırılamaz tek milletini, yani bütün alanlarda millî varlığını korumak ve geliştirmek için kıyamete kadar millî mücadelesine devam edecektir.

“Kurtuluş Savaşı” ifadesinin anlam ve çağrışım alanı ise sınırlıdır, tarihseldir, kuşatıcı değildir. Zira bu ifadeden anlaşılan şudur: Biz 1919-1922 yılları arasında ülkemizi işgal eden devletlerle askerî olarak savaştık, ülkemizi kurtardık, iş bitti gibi bir anlam çağrıştırır. Kurtuluş savaşı bitti ama millî mücadelemiz devam ediyor.

Yazar
Nurullah ÇETİN

02.03.1964’te Kütahya'nın Simav ilçesine bağlı Kuşu kasabasında doğdu. İlk öğrenimini 1974’te Kuşu kasabasında, orta öğrenimini 1980’de Manisa'nın Demirci ilçesinde tamamladı. 1980’de Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğr... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen