25 Eylül 2021
Napiyim... Çok konuşuyor her şey. Konuşmasalar yazmam ki...
 
Güvenli sürüş, güvenli seyahat, güvenli huzurlu yolcu, güvenli huzurlu gün... demek değilse ne acaba? Ve o üç noktaya sığabilecek ne varsa.
 
İşini güzel yapmak. Güler yüzle. Sükunetle. Dingin. 
 
Güvenli bir taksi yolculuğu ile alandayım. Pozitif enerji ve huzurla. Hem öyle, 'teşekkür ederim, iyi yolculuklar' dışında hiç konuşmadan... O işini en iyi şekilde yaptı. Ben hiç gerilmeden yolculuğumu tamamladım. Ne zaman yavaşlamalı, ne zaman hızlanmalı, hangi şeritten hangi hızla gitmeli? Başka sürücüleri taciz etmeden, tacizlerde gerilmeden yolcusuna huzur ve güven veren bir sürücü ile tertemiz bir takside yolculuk. 
 
Ne büyük keyif.
 
Hangi meslek olursa olsun, meslek aracı ne olursa olsun, bircerrahın neşterine gösterdiği özen, hastasına gösterdiği dikkatle yapılmalı ki
bir sonraki adım şükür, yaşanan iç hali teşekkür ve huzur olsun...
 
Tedbir takdiri bozamasa da içimize huzur, yolumuza güven, ânımıza teslimiyet olsun.
 
Âleme yayılan enerji nur olsun.
...
 
Eksik Olmayalım Diye
 
Sanırım özlemek, hepimizin yüreğinde çok başka anlamlar kazandı şu günlerde. Kokusunu, sesini, gülüşünü, bakışını... Hasret dilden gönüle indi buram buram. Artık içimdeki şeytan bile özledi ki, "Gitsene canım. Bi kahve bi çay. Ne olur ki? Sarılmazsın da, bi bakıp çıkarsın işte." demeye başladı... Neredeyse kandırıverecek. Mazeret, bahane: tatlı tatlı, allı pullu, süslü püslü sınırsız. Ama, ardındaki amalar olmasa. Veballer, riskler, bunca vaktin sabrı. Altında ezilebilecek olduğumuz keşkelerin ağırlığı taşınamaz sonra. Vebal denen yük çok ağır gelir sonra. Riski birse on, onsa yüz etmek görüyoruz ki çok kolay. Ancak keyfi davrandığımız her adımda, evlere hapsettiğimiz büyüklerimizin ve çocuklarımızın ahı çöküyor üzerimize. Zaten uzun zamandır veballerin ağırlığı ile sağlığını, istikrarını, huzurunu bulamayan toplum daha fazla vebali kaldıramaz. 
Haklısın içimdeki şeytan. Özledim. Özledin. Özledik. Özlendik...
Lâkin ahir zaman imtihanı bu. Kapı komşunu, üst kattaki teyzeni, bir sokak yukarıdaki kuzenini, canciğer kankanı, evladını aldı şimdi bizden. Varlar. Ordalar. Ama dokunmak, yok. İki metre uçurum var şimdi aralarda. 
Bol sabırlı. Bol  hasretli. Bol muhasebeli. Bol şükürlü...
Bu da geçti diyebileceğimiz sonsuz şükürlü yarınları, yine aynı sofra başında eksiksiz, şen şakrak yaşamak onarılamaz yaralara, boşluklara sebep olmamak için.
Keyfiyetten arındığımız hergünün büyüklerimizin ve çocuklarımızın zorunlu #evdekal sürecini kısaltacağı sorumluluğu ile.
Onlar baharı ve yazı en güzel hâli ile yaşayabilsinler diye.
Hadi biraz daha sabır.
Biraz daha iş birliği.
Biraz daha sorumluluk.
Hasreti olsun ama eksiği olmasın..!
Diye...

Bu kategorideki Makalelerden