25 Haziran 2022
Yazı yazıyorsanız ya da bir meram anlatmaya çalışıyorsanız ilk cümle önemli. Hele sosyal medya da yazıyorsanız okunma tercihleri arasına girebilmek için seçtiğiniz görsel de önemli. Göz seçiciliğine takılacaksınız ki önce, sonra okunma zahmeti gösterilebilsin, o engeli aştıktan sonra da bir gönüle hoş sada, bir fikre aroma olabilme şansınız olabilsin. 
 
Bugün dokunmak istediğim mevzu, ilişkilerimize koyduğumuz ya da biçtiğimiz diyeyim; ölçü! 
Galibalı, sanırımlı belkili yazayım da yine gizli egomuzda çok bilmişlik yapma fırsatını yakalamış olmasın. 
Benimki acabalı sorular, seçenekler işte. Cevaplar hepimizde başka başka...
 
Sanırım; iyilikle saflık arasında kapkalın bir çizgi var. Gözgöre göre ihlal ettiğimiz. İyilik ve iyi olmak akıl gerektiriyor ki muhataba göre kumaş, kumaşa göre beden ve model biçmek gerektiriyor. O modele de öyle bir kalıp çıkaracaksınız ki, omuza, bedene, kalçaya, bele, kol-bacak genişliğine, boya posa ve dahi beyne cuk otursun. Kusurları gerekiyorsa kapatsın, gerekiyorsa açığa çıkarsın ki, sahibi kendini dünyanın en kusursuzu, en fiti, en yakışıklısı, en güzeli sanmasın. Makas aklın elinde olsun. Neyse icap eden öylesi olsun. Akılla birleşsin ilişkide zarafet. 
 
Saflıkta ise, tüm bunlara hiç gerek yok. 3×L, yakadan kloş kesim, omuzsuz, yakasız, belsiz ölçüsüz bir elbiseyi uydur her ilişkiye. Olanı olmayanı görme. Muhatabın ederini belirleme. 
 
Hep ver, hep sus, hep yut, hep ezil... adını da "iyilik" koy. Ölçüye kalıp, edere bedel olmadan. 
Sonra hep kulakların çınlasın..."Allah selamet versin çok -iyi- insan." diye.
 
Ama bilmiyorum işte. O-iyi- nin yerini kaç kişi "saf be ya" diye doldurur.
Hepimiz elbette terzi olamayız. Özel tasarımlarla biçki dikiş yapamayız. Lakin ilişkilerin, muhatabın  ederini, değerini, biçimini, bedelini biz belirlemeliyiz. Kendimizi bir yana bıraksak bile... 
İyiye kötü olanın hele hakkını ille vermeliyiz. 
 
Akılsa dünyanın çarkı. Deli ya da velî de değilsek. Maharet istiyor hayat. Ben terzi dedim de teşbih yaparken, siz kaptan deyin, aşçı deyin, orkestra şefi deyin... Görselinizi de tercihinize göre belirleyin. 
Amma; iyi miyim saf mıyım sorusunu hep hep bir köşeye not edin.
"Ali nin hakkı Veli de, Veli nin hakkı Ali de, arada ben yerlerde" bir ilişki bize de epey bir hesap çıkarır gibi geliyor. 
Belki şöyle de denebilir son cümle. 
Hem yazıya hem görsele uysun diye:
...
Çünkü, bu dünyada hepimiz bir konunun mankeniyiz galiba.

Yazar Hakkında:

Canan ASLAN