28 Kasım 2021
Sanki otuz yaşındayken gelip elliye ye oturmuşum da hep orda takılı kalmışım gibi. Sanki koca  bir masalın içinde derin dondurucuda saklanan ruhların serüveni gibi hayat. Geçiyormuşuz gibi hayattan, dünyadan. 
Sevimli hayaletler miyiz ne? 
Geçmişten güne düşen garip fotoğraflar da denk gelmese arasıra, dün var mıydı sorusu hiç gelmeyecek belki de akla... 
Ne garip yolcularız biz. 
Nereye koşuyor zaman. Yarınlar olur mu? Olursa eğer, hâlâ ellide de takılıp kalmış olma lüksümüz  olur mu ki? Dünlerde elliler çok uzak geliyordu ama yarınlarda elliler sadece tatlı bir rüya gibi kalmaz inşallah. Zindelik, enerji, sağlık bitmeyen koşuşturmalar, bugünlerin aklını başından alan yarınların telaşı... Sanırım siz de yaşlanıyorsunuz... Ki saatteki hızımız giderek yavaşlıyor.
Allah ım gafil avare ve verimsiz günlerden bizleri korusun. Gelecek zamanlar, geride kalan zamanların ustalık günleri olsun inşallah ne diyelim... 
Zamana söz geçmiyor ki!
Yakalanmıyor, tutulmuyor. Yarınlar için bugün var olan kıymetlerin birazı maalesef saklanamıyor. Ak akçelerle zaman satın alınamıyor.
Uğurlanan dünler, yarınlar sizi aratmasın, 
bugünün güzellikleri yarın eksik olmasın ricası ile...
Seni de seviyoruz zaman. 
Seni de!
Daha ne diyeyim?
Arzı hürmet ederim.
...
Acıdan Süzülürken.
Dün
9 Temmuz Perşembe...
Mıh gibi işledi zamana.
Acı ekildi yüreklere yabani otlar gibi. Sulayıp büyütmeyeceğiz budayıp keseceğiz güzelliklere sarmasın diye ama hiç de yok edemeyeceğiz yok sayamayacağız. Ömrümüz oldukça içimizde olacak... Aklımızda da. Akıl bu gezip dolaşacak. Yenilere eskilere olana olmayana konup kalkacak ama uğurladığımız evlat hep yanında yöresinde olacak...
Dün..!
On beş yaşında son bir yılını hastalıkla amansız mücadele ile geçirmiş pırıl pırıl sevgi dolu bir melek bembeyaz kutlu giysisiyle verildi toprağa. Toprak bir geçiş. Ana rahmi gibi. İnandık ki cennet çocuklarına yar oldu. Oradan dünyaya nasıl bakar, o da sevdiklerini özler mi? Bilmiyoruz. Gidenlerden hiç dönen olmadı ki. O da dönmemek üzre gitti. Temennimiz duamız rahmete sığınarak yine. O sadece önden gitti. Annesine babasına da yer etsin diye... 
Öyle bir anne baba ki. Kutlu. Metin. Böyle bir ayrılık ancak bu kadar metin yaşanılabilir. Göz yaşları ancak bu kadar şükür ve rıza ile akabilir. Zor. Zordu. Zor kalacak da olsa kutlu insanlar bağırlarına bastılar imtihanlarını. Rabbim kolaylaştırsın.
Dün...
Bu ateşin içinde değinmeden edemeyeceğim başka yara. Acı evi, taziye evi anektodu. Bir küçücük dokunayım. Ricam olsun. Allah aşkına neden çocukla gidilir tam uğurlama vaktine. Yaşları on iki ila üç yaş aralığında belki on beş çocuk. Evin bahçenin her tarafında. Acı evi değil de düğün evi gibi. Kontrolsüz çocuklar tedbirsiz anneler... "Çocuklar acıktı ne yedirsek" derdiyle ev sahibine acı arasında taciz. Akıl almıyor. İnsanların sessizliğe en ihtiyacı olduğu, acının zirvesinde bir iki saatte o anı çoluk çocuk gürültüsü, garip ağıtlar, gürültülü ağlamalarla daha bir eziyet haline getirmek... Sanırım anca bizim insanımıza mahsustur. İnsanların en özel anlarını sabote etmek. Düğünü, nikahı, cenazeyi çocukla unutulmuyacak hâle getirmek.
Allah aşkına. Gitmeyin. Çocukla gitmeyin. O an orda olmayıverin. Tabi çocuğu usüle uyduramıyorsak. Tadili erkân. Önemli. Hayatın her anında. Böyle günlerde bin kat daha... 
Ev sahiplerini onca yükün altında bi de misafirin ölçüsüzlüğünü hoş görmek zorunda bırakmayın. Saygı önemli. Empati önemli. Cenaze evleri çoluk çocuk yeri değildir efendim. Hele karın doyurma yeri hiç değil.
Öyle acı ki. Kenardan hâli izlemek. Acıyla pişen insanları ve haftasına adeta yeni bir etkinlik katayım, oh cenaze çıktı bugün de orda oyalanırız doyar geliriz çoluk çocuk da oyalanır  fikriyle aynı ortamı paylaşan insanları izlemek. Cehalete yanmak. Zerafeti nezaketi edebi görememek.
Bu kadar dindar olup bu kadar dini dar yaşamak.
Nereden başlamalı? 
Nasıl yol almalı? 
Eğitim şart diye slogan hâline getirdiğimiz bu eğitimsiz hâlimizi nasıl ıslah etmeli...
Bu işe kim el atmalı?
...
Dün...
Yüzleşmenin türlü hâli.
Dün...
Bügünden önce.
Yarınların ilki.

Bu kategorideki Makalelerden