Zaman Sultan Olmak

Aklın; sorularından, acabalarından, amalarından, nedenlerinden, keşkelerinden, benlerinden, dünlerinden, yarınlarından, aritmetiğinden sıyrılıp, kalbi ile yaşamaya başladığında, bir gelin gibi süzülmeye başlıyor insan hayatta…
Herkes ve her şey ona hizmetçi, herkes ve her şey ona hayran. 
Süzülüyor zamanda usulca ve ahenkle.
Ânın sultanıycasına…
Zamanda yolcu, dünyada seyyah, alemde sultan.
Kalbin teslimiyeti, aklın itaati, bedenin selameti.
Erenlere kutlu, seyredenlere giz…
Nasip et Allah’ım!

Katı Hâl
Herkes ve her şey bir “şey” işte. Sadece şey. Hep takılıp, hep dolandığımız ‘çok sevmek’ tuzağı. Yeniden yeniden terbiye olduğumuz. Çok sevmeden önce saymak gerek belki. Görevlerinden ve varlıklarından ötürü. Önce saymak, sonra haddince sevmek. Kimsenin kabahati yok. Haddini aşan sevgi haddi ille hatırlatıyor hepsi bu. O yüzden temkin, ölçü… Korunma aşısı. Hayatın ve yüreğin emniyet şeridi. Sarı ışığı. Aman dikkat…
Hiçbir şey için “benimdir” deme…
Yalnızca, “yanımdadır” de…
Çünkü, ne altın, ne toprak,
ne sevgili, ne yaşam, ne ölüm, ne huzur, ne de keder, her zaman seninle kalmaz…
D.H.Lawrence
Tükenen yürekse yeniden şans yüklemek kolay olmaz.
Sayılırken saymak, sevilirken sevmek. Emeğin fedâkârlığın hakkını görmek, bilmek, vermek… 
Karşılıksız çıktığında bir yerden sonra donmak. Sadece donmak. Soğuğun ötesinde. Belki hiç çözülememek üzere.
Yolun katı hâli.
Kolay Gelsin
Canım Teyzem, annemmm pek güzel serenaddı her iş başladığınızda “Canan koş kolay gelsin de” telâşınız. İşin üstüne ayağı tetik birisi koşacak ki sürünmesin çabuk bitsin diye… Koşardım telaşla (!) Artık o işler, biter miydi bitmez miydi  bilmem ama, eskilerin bu muhabbetlerini tatlı bir tebessümle hatırladım şimdi. Tam da yeni işimi başlarken. Hatta kimsenin günahını almayayım diye de, kalktım kendi başladığım işe kendim koştum. Vebali bana olsun diye… Kimsenin adı çıkmasın için ‘işi rast gitmiyor’ diye.
Hâlâ var mıdır bu tatlı törenler bilmem. Varsa da gerçekle ilintili midir? Kim bilir? Büyükler böyle yapıyorsa muhtemel onlar da büyüklerinden görmüştür. O büyüklerde daha büyüklerinden. O zaman vardır bir hikmeti. Anneler bilir. Büyükler bilir. Hatta bana göre hâlâ herşeyi onlar bilir. Bu teknoloji devrinde bile. Aklıma ilk annem gelir, teyzelerim gelir.
Daha az önce hırkayı başlarken de sordum. ‘Anne kaç ilmek başlıyorduk’ diye. ‘Kızım pinteres e baksana’ dedi. Aaa doğru ya… Pinteres diye bir derya var. Ya hu herşeyi biliyor. Artı bide paylaşıyor. Tanıdık tanımadık demeden hem de… ‘Vallahi yeminli bak. Ölümü gör kimseye verme’ demeden üstelik…  Ah pinteres örnekler senden. Google teyze bilgiler senden. Face ve watsap sosyal ilişkiler, hâl hatır… Eee daha ne olsun. Küsmüyorsunuz da. Herşey sebil. Tarz değişmiş olsa da. Hacı teyzeler, hacı amcalar ve dahi 1, 5 yaşındaki bebeklere kadar pek güzel uyum sağladık vesselam.
Yalnız pinteres bir de örneğini verdiğin işe koşup ‘kolay gelsin’ deyiversen ne alâ olacak.
Yorulmadan oturduğumuz yerde…
Oldu olacak 😉
Sevabına !
Yazar
Canan ASLAN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen