Ahtapotun kolları renk değiştirdi!
Şu son günlerdeki değişmelere, tuhaf gelişmelere bakınca sevinmenin çok erken olduğu ortada.
Özgürlük ve demokrasi getirme iddiasıyla Irak’ı yerle bir eden, Afganistan’ı en az yüzyıl geriye götüren, nereye girdiyse felaket getiren emperyalist ABD ne oldu da birden karar değiştirip Suriye’de devlet kurmaları için büyük destekler verdiği bölücü terör örgütünden vaz geçti?
Neden?
Şu husus artık çok iyi biliniyor ki emperyalist ABD kendi menfaatleri için her türlü saldırganlığı yapar, işgal için bahaneler uydurur, yandaş bulur, satın alır, şantajla kıpırdayamaz hale getirir, kullanmak için terör örgütü kurar!
Bu yandaşın kim olduğu, nasıl bir devlet olduğu ve demokratik olup olmadığı, insan haklarına, evrensel hukuk kurallarına uygun düşüp düşmediği de hiç önemli değildir. Mühim olan kendi çıkarlarına uygunluğudur.
Dünya siyaset arenasında oynanan kirli oyunun şu anda başrol oyuncuları belli. Şimdilik ABD perdenin önünde. Ama arka planda açıkça ortada olan İsrail.
İsrail Yahudi kehanetlerine, Kabalasına, Zion Protokollerine sımsıkı bağlı, hiç şaşmıyor. Cennetin Krallığı peşinde ve bunun için de önünde gördüğü her engeli sinsice ve planlı bir şekilde yıkmaya, yok etmeye çalışıyor.
Diğer başrol oyuncuları Çin ve Rusya. AB, özellikle İngiltere çırpınıyor, ama eski gücünü yitirdi!
Orta Doğu ile Orta Asya iki önemli enerji ve su kaynakları. Dünya Krallığını kurmak için bunlara ihtiyaç var ve bu coğrafyalarda güçlü devletlerin olmaması, aksine piyon olacak hükümetlerin, hatta kullanılacak bölgesel devletçiklerin, kurgulanmış terör örgütlerinin bulunması şart. Bunlar kullanılır, işe yaramadığı zaman da hemen gözden çıkarılır, gerekirse yok edilir veya dondurulur ABD ve İsrail’e göre.
Ama… Ama bunlar için çok güçlü ekonomiler şart. Oysa ABD’nin ekonomisi ortada, tartışmaya bile gerek yok. İsrail de neredeyse göbek bağıyla ABD’ne bağlı.
Çin her ikisine de gizli gizli parmak sallıyor.
Kısa yoldan deneme yaptı bu iki yapışık ikiz ve ilk etapta başarılı görünüyor: Suriye’de Esat gitti! Onun yerine eski terörist, yeni, çok sevimli Ahmet El Şara geldi, SDG adını verdikleri PKK-PYD ile stratejik ortaklıkla Türkiye’ye rağmen yola devam etmeye gayret ettiler.
SDG adlı kanlı örgüte Türkmeneli dahil olma üzere Suriye’nin topraklarının işe yaramasını bekledikleri bir bölümünü, petrol bölgelerini ve su kaynaklarını cömertçe hediye ettiklerini sandılar!
Türkiye’ye de her an patlamaya hazır bir baloncuk hediye ettiler, kötü bir tiyatro oyunuyla başrole miadını doldurmuş kanlı bölücü başını koydular. Baştan beri çok kötü bir oyundu (Türkiye bu lüzumsuz tiyatro oyunu ile bir seneye yakın oyalandı. Ama bu yalan tutmadı!)
Ardından İran’a saldırdılar. Füze yağdırdılar. Zira İran petrollerini elde edememe açmazı, Orta Asya yolundaki engeli bu devletteki rejim değişikliği ile çözülecekti onların hesabına göre.
ABD ve İsrail İran’ı kolay lokma sandı, denedi, etrafını sardı. Ama dünya siyasal dengeleri ve İran buna izin vermedi.
Şimdi taktik değiştirdi bu iki emperyalist. SDG gibi bir kanlı örgütle bir yere varamayacaklarını anlayıp Türkiye’ye döndüler!!!
ABD Büyük elçisi “SDG’nin işlevi bitti!” deyiverdi. Tıpkı süresi dolmuş yiyecek paketleri gibi mi? Sanmamayız: Kullanılmak üzere rafa kaldırıldı büyük ihtimalle!
Ne oldu şimdi: Terörist Şirvan Perver binlerce vatan evladımızı şehit eden kanlı terör örgütü adına ağlayarak ABD’ne yalvarıyor, Barzani Papa’ya şikâyet mektubu yolluyor, Kanlı katil bölücü başı İlham İsrail’den yardım dileniyor!
PKK uzantısı DEM milletvekilleri kinlerini kusup halkı isyana teşvik ediyor: Şanlı Bayrağımızı yakıp polise saldırıyor terör uzantıları!
Ve… Trump PKK’nın IŞİD’den daha tehlikeli olduğunu söylüyor!
Olacağı buydu!
Ama dikkat: Bu hazırlıkların büyük bir kısmı yeni İran saldırısı için… Türkiye eğer ABD yanında yer alırsa İran’ı bertaraf etmek daha kolay olacak. Ya İran ile Türkiye karşı karşıya gelirse? ABD’nin umurunda mı? Bu şartlar altında kimin zil takıp oynayacağı da aşikâr: İsrail!
Ve… Türkiye için taşlar döşeniyor, dikkat!!! Sevgili Türkiye’miz her an içte terör saldırısıyla karşılaşabilir, en umulmadık yerde terslikler olabilir. Bu şantajı çok yaptılar, tekrar yapabilirler!
Bunları yaşamadık mı, yaşadık!
İşin en tuhaf yanlarından biri de dünyanın en kanlı terör planlayıcısı ve uygulayıcısı olan İsrail’in yapmacık çığlıklarla Türkiye’yi hedef göstermesi. Bu ne demek: Bu aba altından sopa göstermek! MOSSAD hazır!
Sonuç olarak: BOP tıkır tıkır işliyor, eksiği yok, fazlası da cabası!
Türkiye’de neler oluyor pekiyi: Bütün olumsuzluklara rağmen CHP uyumakla meşgul!
Trump da Cumhurbaşkanımızı çok övüyor, “çok akıllı adam” diyor, hayır mı şer mi, göreceğiz…
Kapalı kapılar ardında çok şeyler oluyor, sevinç çığlıkları ile bağırmak için vakit çok erken.
Anlaşılacak elbet “Vehbi’nin kerrakesi!”
Aziz Dostlar,
Çok sıkıldık değil mi, o zaman üç güzellik, ikisi şiir, Yahya Kemal Beyatlı’dan “Rindlerin Ölümü” ve Aziz Dost Sevgili Kardeşim Mehmet Ali Bey’in “Her şey Bir Mekân İçinde” adlı şiirleri.
Bir de… Elbette bayrağımız! Ressam Ahmet Ziya Akbulut’un Tablosu…
Hayra karşı geliniz Efendim…
RİNDLERİN ÖLÜMÜ
Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz’ı hayal ettiren ahengiyle.
Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar;her gece bir bülbül öter.
YAHYA KEMAL BEYATLI
HERŞEY BİR MEKAN İÇİNDE
Nakış nakış yağan karın,
Yeri asuman içinde.
Ötelere gebe yarın,
Yaşanılan an içinde.
Damlaydık tufana döndük,
Çamurduk insana döndük,
Cihandan cihana döndük,
Zaman var zaman içinde.
Ümit atına binerim,
Güneş elimde fenerim.
Dünya döner ben dönerim,
Daim imtihan içinde.
Kervan yoldadır, izdedir,
Alıp verenler bizdedir,
Çok dalga bir denizdedir,
Nehirler umman içinde.
Yağmur yağmur sevgiyle dol,
Hakk’a çıksın gittiğin yol,
Ateş varsa İbrahim ol,
Yanacaksan yan içinde.
Gecelere doğmuş bedir,
Gün bilene gece nedir?
Dünya aşka pervanedir,
Can dolanır can içinde.
İyiye olmalı niyet,
Doğan toprağa nihayet,
Yerler-gökler ayet ayet,
Kainat insan içinde..
MEHMET ALİ KALKAN
