Bolu kültür araştırmalarının en önemli meselelerinden birisi olan yayın güçlüğü üzerinde burada biraz durmak gerekir.
Bolu’yla ilgili yaptığımız yayınlarda bizi en çok meşgul eden, zihin ve gönül yoran mesele kitapların iki kapak arasında neşredilmesi, sonra bunların dağıtımı ve okunmasıdır.
Hepimiz iyi biliyoruz ki, millet kitap okumuyor. Bu, sadece Bolu’nun değil ülkenin de büyük bir problemidir. Bir öğretmen olarak ifade edecek olursam eğitim sistemimizin bir zaaflar bütünü teşkil etmesinin temelinde de bu durum yatar. Okuma alışkanlığı ve kültürü edinmemiş bir insana öğretebileceğiniz ve verebileceğiniz hiçbir şey yoktur. Kitaba ve okumaya mesafeli duran kimseler bugün için kültürümüzün de bir meselesi hâline gelmeye başlamıştır.
Biz burada konuyu pek dağıtmadan Bolu araştırmalarımızın büyük meselesi kitap bastırmak üzerinde duralım.
2019 yılından beri Bolu’yla ilgili yayınlar yapıyoruz. Bu yayınların büyük kısmı belediye, vakıf ve şahısların desteğiyle çıktı. Burada Gerede ve Dörtdivan’ın kültürüne sahip çıkmak bakımından gösterdiği özveriyi ayrıca zikretmem gerekir.
Biz Bolu’nun ilçelerinde yaptığımız araştırmalarımızı Bolu merkeze çekmeye çalışırken ilçelerde gördüğümüz desteği ne yazık ki, Bolu merkezde bulamadık. Yani bir kitap basacak, ona maddi manevi destek verecek bir kurum bile burada oldukça zordur. Kültür yayınları konusunda bunun ne kadar önemli mesele teşkil ettiğini konunun ehli bilir. Bu biraz da kültürel meselelerden ve konulardan uzak kalmanın, sahiplenmemenin bizi getirdiği bir noktadır. Fakat Bolu, kültür konusunda hamle yapmak istiyorsa bu yayın meselesini bir şekilde aşmak zorundadır.
Bir de yaptığımız yayınları çoğu vakit ilgili kimselere takdim ediyoruz. Yaprak kımıldamıyor, konuyla ve kitapla ilgilenmiş görünüp ilgilenmiyorlar. Yani memleketteki yetkili fakat etkisiz kişiler kültür konusunda sağır sultan rolünü oynuyor.
Bolu’nun en büyük kültür meselesi, memleketin kültürel konularında yayın yapmanın, kitap bastırmanın zorluğudur. Şunu söylemek gerekirse Bolu’da kitap basalım dediğinizde sizi dikkate alacak mecralar var. Ancak bu işler rica, minnet ile devam ediyor ve bence bu işin bir geleceği yok gibi. Yani siz bir kitabı çalıştığınızda onu bastırmak için sponsorluk desteği arıyorsanız sonunda elde edeceğiniz yegâne şey gönül yorgunluğu oluyor.
Bundan ötürü Bolu’da birçok tanıdığım köşesine çekilmiş ve kültür hizmetlerinden de elini eteğini çekmiş durumdadır. Bundan da zarar gören elbette güzel Bolu’muzun kendisi oluyor.
Şu anki kültürel vaziyet, memleketin kültür hizmetinden mahrum kalması Bolu’ya reva değil. İster katılın ister katılmayın, bunun bir vebal doğurduğunu, kültürü ihmalin insana ve topluma çok zararlı sonuçlara kapı açacağını düşünüyoruz.
Öyleyse yapılması gereken kültüre önem vermek, kültür yayınları konusunda çalışan araştırmacılara destek vermek, yazarları yazdıkları konularda belli mecralarda konuşturmak, kültürü mümkün olduğu kadar canlı tutmaktır. Bu işler değer vermekle ve bunu icraata dökmekle olur.
Sorsanız, kültür konularında hiç kimse mangalda kül bırakmıyor. İşin içinde olan birisi olarak söyleyebilirim ki, bir avuç gönüllü hariç Bolu’da kimse kültüre önem vermiyor. Eli kalem tutan kültür erbabını küstürmek de işin cabası.
Biz de bu vakte kadar aslında küsmeli ve bu işleri bırakmalıydık. Ancak ne var ki, kültüre hizmet içimizden, gönlümüzden geliyor. Bizim kültür hizmetimiz Bolu sevdamız gibi içten gelir. Hiçbir kuruma ve şahsa bağlı olmadan çalışıyoruz. Destekleyenler olursa da buyurun diyoruz. Ancak Bolu halkı, üstündeki gaflet perdesinden kurtulmak istiyorsa kültürel konulardaki şu vurdumduymazlığını bir gözden geçirmeli ve bırakmalıdır. Yoksa bunun vebali millete zarar ziyan olarak dönmeye böyle devam edecek.
