Abdulkadir BAŞ
Özet
Karadeniz havzası, Osmanlı Devleti’nin askerî, ekonomik ve stratejik açıdan en önemli bölgelerinden biri olmuştur. Klasik dönemde büyük ölçüde Osmanlı denetiminde bulunan Karadeniz, XVI. yüzyılın sonlarından itibaren Kazak akınları, Osmanlı-Rus rekabeti, taşra yönetimindeki dönüşümler ve ekonomik değişimler nedeniyle önemli gelişmelere sahne olmuştur. Bu çalışmada Karadeniz bölgesinin duraklama dönemindeki siyasî, askerî, idarî, sosyal ve iktisadî dönüşümü incelenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Karadeniz, Osmanlı Devleti, Duraklama Dönemi, Kırım Hanlığı, Rusya, Kazak Akınları, Ayanlık.
Abstract
The Black Sea basin was one of the most important regions of the Ottoman Empire in military, economic, and strategic terms. Although the Black Sea was largely under Ottoman control during the classical period, it witnessed significant developments from the late sixteenth century onward due to Cossack raids, Ottoman-Russian rivalry, transformations in provincial administration, and economic changes. This study examines the political, military, administrative, social, and economic transformations of the Black Sea region during the Ottoman Empire’s Period of Stagnation.
Keywords: Black Sea, Ottoman Empire, Period of Stagnation, Crimean Khanate, Russia, Cossack Raids, Ayanlık (Provincial Notable System).
Giriş
Karadeniz, Osmanlı Devleti’nin XV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hâkimiyet kurduğu ve uzun süre dış güçlerin girişine kapalı tuttuğu stratejik bir iç deniz niteliği taşımıştır. 1461 yılında Trabzon’un fethi ve 1475 yılında Kırım’daki Ceneviz kolonilerinin ele geçirilmesiyle Karadeniz çevresindeki Osmanlı hâkimiyeti büyük ölçüde güçlenmiştir. Böylece bölge hem İstanbul’un iaşe sisteminin hem de kuzey savunma hattının temel unsurlarından biri hâline gelmiştir.¹
XVI. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı maliyesinde görülen krizler, Celâlî hareketleri, uzun süren savaşlar ve Rusya’nın yükselişi Karadeniz havzasını da etkilemeye başlamıştır. Bu süreçte bölge yalnızca askerî mücadelelere sahne olmamış; aynı zamanda ekonomik ve sosyal dönüşümlerin yaşandığı önemli bir alan hâline gelmiştir.²
Son yıllarda Osmanlı Karadeniz tarihine yönelik çalışmaların artmasıyla birlikte bölgenin yalnızca siyasî tarih açısından değil, kent tarihi, liman ekonomileri, ayanlık kurumu ve nüfus hareketleri bakımından da incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Osmanlı arşiv belgeleri, şer‘iyye sicilleri, gümrük kayıtları ve vakıf belgeleri, Karadeniz bölgesinin toplumsal ve ekonomik yapısının daha ayrıntılı biçimde araştırılmasına imkân sağlamaktadır.³
I. OSMANLI KARADENİZ SİSTEMİ VE BÖLGESEL HÂKİMİYETİN DÖNÜŞÜMÜ
1.1. Karadeniz’in Osmanlı İç Denizi Hâline Gelmesi
Osmanlı Devleti’nin Karadeniz üzerindeki egemenliği, Fatih Sultan Mehmed döneminde gerçekleştirilen fetihlerle müesses bir hal kazanmıştır. İstanbul’un fethinden sonra boğazların denetlenmesi mümkün hâle gelmiş, Trabzon Rum Devleti’nin 1461 yılında ortadan kaldırılmasıyla Karadeniz’in güney sahillerindeki son bağımsız siyasî güçlerden biri tasfiye edilmiştir.⁴
1475 yılında Kırım’daki Ceneviz kolonilerinin ele geçirilmesi ve Kırım Hanlığı’nın Osmanlı nüfuzu altına girmesi sonucunda Karadeniz, büyük ölçüde Osmanlı kontrolünde bulunan bir iç deniz hâline gelmiştir. Bu gelişme yalnızca askerî değil, ekonomik sonuçlar da doğurmuştur. İstanbul’un ihtiyaç duyduğu tahılın önemli bir bölümü Tuna havzası ve Kırım üzerinden sağlanmış, Karadeniz ticaret yolları başkentin ikmal sisteminin merkezine yerleşmiştir.⁵
Devlet açısından Karadeniz aynı zamanda tabii bir savunma hattı olarak görülmüştür. Kırım Hanlığı’nın kuzey sınır savunmasındaki rolü ve kıyı kalelerinin oluşturduğu ağ sayesinde Osmanlı Devleti uzun süre bölgedeki üstünlüğünü koruyabilmiştir.⁶ Bununla birlikte Karadeniz üzerindeki hâkimiyet, yalnızca kıyıların ve limanların kontrol edilmesine değil, boğazların, nehir ağızlarının ve ticaret yollarının güvenliğinin sağlanmasına da bağlıydı.
1.2. Karadeniz’in İdarî ve Askerî Organizasyonu
Karadeniz kıyılarında oluşturulan idarî sistem; Trabzon, Kefe, Silistre ve Özi gibi merkezler etrafında şekillenen eyalet ve sancak yapılanmalarına dayanıyordu. Bu idarî birimler yalnızca yönetim görevlerini üstlenmiyor, aynı zamanda askerî ve iktisadi vazife de yerine getiriyordu.⁷
Karadeniz savunmasının temel unsurlarını Azak, Kefe, Özi, Sinop, Trabzon ve Amasra gibi kaleler oluşturuyordu. Bu merkezler kıyı savunmasının yanı sıra gümrük ve ticaret faaliyetlerinin yürütüldüğü hayati noktalar olarak da hizmet vermekteydi. Kalelerin askerî önemleri, bulundukları coğrafî konum ve çevrelerindeki ulaşım yollarının güvenliğiyle yakından ilişkiliydi.⁸
Bu sistem içerisinde Kırım Hanlığı özel bir yere sahipti. Hanlık, Osmanlı Devleti’nin kuzey savunma stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak vazife görmekteydi. Kırım kuvvetleri, kuzeydeki askerî hareketlilik karşısında Osmanlı yönetimine destek sağlıyor; aynı zamanda Karadeniz’in kuzeyindeki siyasî dengelerin korunmasında önemli rol oynuyordu.⁹
1.3. Ticaret Ağları ve Liman Kentleri
Karadeniz limanları, Osmanlı iktisadi yapısının önemli merkezleri arasında yer almaktaydı. Özellikle Trabzon Limanı, İran geçiş ticaretinin önemli güzergâhlarından biri olarak öne çıkmıştır. Tebriz’den gelen ticaret kervanları Trabzon’a ulaşmakta ve mallar burada Karadeniz üzerinden diğer pazarlara aktarılmaktaydı. Bu ticaret ağı, Doğu Anadolu ile Karadeniz limanları arasındaki iktisadi ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamıştır.¹⁰
Sinop, hem askerî hem de ticari yönü bulunan bir liman olarak önem kazanmıştır. Bölgedeki zengin orman kaynakları, gemi yapımında kullanılan kerestenin temin edilmesine imkân sağlamaktaydı. Limanın coğrafî konumu, deniz ulaşımı ve kıyı güvenliği bakımından da önem taşıyordu.¹¹
Samsun ise Anadolu’nun iç bölgeleri ile Karadeniz arasında bağlantı kuran önemli ticaret merkezlerinden biri durumundaydı. Şehrin etki alanı, tarım üretimi ve bölge ticareti bakımından limanın önemini artırıyordu. Samsun, Sinop ve Trabzon gibi limanların faaliyetleri, Karadeniz kıyılarının yalnızca askerî açıdan değil, iktisadi ve mali bakımdan da bütünleşmiş bir bölge olduğunu göstermektedir.¹²
1.4. Sistemin Dönüşümü
XVI. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı Devleti’nin karşılaştığı mali ve askerî sıkıntılar Karadeniz bölgesinde de hissedilmiştir. Uzun savaşlar, Celâlî hareketleri ve taşra yönetimindeki değişimler, bölgenin gelenekli yapısını etkilemeye başlamıştır.¹³
Özellikle XVII. yüzyılın başlarında yoğunlaşan Kazak saldırıları, Osmanlı yönetiminin Karadeniz’i mutlak güvenlik alanı olarak değerlendirmesini zorlaştırmıştır. Aynı dönemde Rusya’nın siyasî ve askerî gücünün artması, gelecekte bölgenin siyasi dengelerini değiştirecek yeni bir dönemi başlatmıştır.¹⁴
Karadeniz’de ortaya çıkan bu değişim, Osmanlı Devleti’nin gelenekli savunma anlayışını yeniden değerlendirmesini gerektirmiştir. Kıyı kalelerinin tahkimi, deniz devriyelerinin artırılması ve kuzeydeki askerî hareketliliğin izlenmesi, bu dönemde önem kazanan güvenlik tedbirleri arasında yer almıştır.¹⁵
1.5. Celâlî Hareketlerinin Etkileri
XVI. yüzyılın sonu ve XVII. yüzyılın başlarında Anadolu’da yaygınlaşan Celâlî hareketleri, Karadeniz bölgesini de etkilemiştir. Celâlî isyanları yalnızca iç güvenlik meselelerine yol açmamış; nüfus hareketliliğini, yerleşik hayatı ve üretim faaliyetlerini de olumsuz yönde etkilemiştir.¹⁶
Samsun ve çevresinde, isyancı grupların etkili olduğu bölgelerde vergi toplama sistemi aksamış ve halkın bir bölümü güvenli alanlara göç etmek zorunda kalmıştır. Bu dönemde ortaya çıkan belirsizlik, tarım üretiminin düşmesine ve ticaret yollarının güvenliğinin tehdit edilmesine sebep olmuştur.¹⁷
Celâlî hareketlerinin Karadeniz bölgesindeki etkileri, yalnızca doğrudan askerî çatışmalarla sınırlı değildir. İç bölgelerde yaşanan güvenlik sıkıntıları, kıyı şehirlerinin etki alanıyla kurduğu iktisadi ilişkileri de zayıflatmış olabilir. Bununla birlikte bu etkilerin mahalli ölçekte ne ölçüde hissedildiği, şehir ve sancaklara ait arşiv kayıtlarının, gümrük ve liman kayıtlarının, lonca defterlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesini gerektirmektedir.
II. KARADENİZ’DE KAZAK AKINLARI VE GÜVENLİK
2.1. Zaporog Kazakları
Zaporog Kazaklarının menşei ve kökeni, Doğu Avrupa ve Karadeniz’in kuzeyindeki toplulukların tarihî gelişimiyle bağlantılıdır. Bu toplulukların oluşumunu Kiev Knezliği dönemindeki Karakalpak, Uz ve Berendi gibi Türk gruplarına doğrudan bağlayan görüşlerin ise ayrıca tarihi delillerle değerlendirilmesi gerekir. XVI. yüzyılda Lehistan-Litvanya yönetimi, Kazak topluluklarının bir bölümünü güneyden gelen Tatar akınlarına karşı sınır savunmasında kullanmıştır.
Osmanlı Devleti’ne bağlı Kırım Tatar güçleriyle mücadele eden ve daha sonra Tatar ve Osmanlı topraklarına yağma akınları düzenleyen Zaporog Kazakları, özellikle XVII. yüzyılın başlarında Karadeniz’in Anadolu ve Rumeli kıyılarındaki liman kentlerine ve kasabalarına saldırılar düzenlemiştir. Samsun, Trabzon, Sinop ve İstanbul’un bazı kıyı yerleşimleri bu saldırılardan etkilenmiştir. Kazak akınları, uzun bir dönem boyunca Karadeniz kıyılarının güvenliği açısından önemli bir sıkıntı oluşturmuştur.²⁶
Kazaklar, Dinyeper (Özü) Nehri üzerinden “şayka” adı verilen küçük, kürekli ve süratli teknelerle Karadeniz’e inmekteydiler. Şaykaların hafif yapısı ve sığ sularda hareket edebilmesi, bu teknelere belirli şartlarda manevra üstünlüğü sağlıyordu. Osmanlı kadırgaları ise özellikle rüzgârın yetersiz olduğu veya kıyıya yakın sularda hareketin güçleştiği durumlarda bu küçük tekneleri takip etmekte zorlanabiliyordu.²⁷
Osmanlı Devleti’nin duraklama döneminde, özellikle 16. yüzyılın sonlarından itibaren yoğunlaşan Kazak akınları, Karadeniz’in güvenli ticaret havzası olma niteliğini sarsmış; bu durum Samsun ve çevresini de doğrudan etkilemiştir. Kazaklar, Dinyeper ve Don havzalarından çıkarak Karadeniz kıyılarına korsanlık ve yağma amaçlı baskınlar düzenlemiş, Sinop, Trabzon, Kerç ve Azak gibi limanların yanı sıra Samsun’a da saldırılar gerçekleştirmiştir. Nitekim 1622’de Samsun’un Kazaklar tarafından yakıldığı kaydedilmekte; bu akınlar, şehrin 17. yüzyılda ticari canlılığını zayıflatmış ve limanın gerilemesinde önemli rol oynamıştır. Osmanlı idaresi, Karadeniz kıyılarını korumak amacıyla kale ve gözetleme kuleleri inşa etmiş, kıyı savunmasını güçlendirmeye çalışmış; ancak Kazak baskınları deniz ticaretini, gümrük gelirlerini ve kıyı yerleşmelerinin asayişini olumsuz yönde etkilemiştir. Samsun, Anadolu iç kesimlerini Karadeniz’e bağlayan bir geçiş noktası olması bakımından stratejik önem taşıdığından, Kazak akınlarının yol açtığı güvenlik sorunları yalnızca şehir merkezini değil, Canik bölgesindeki tarım ve ticaret ağlarını da olumsuz biçimde etkilemiştir.
1594, 1601 ve 1606 yıllarında Akkerman; 1602 ve 1606 yıllarında Kili; 1614 yılında Kefe, Trabzon ve Sinop; 1615, 1620 ve 20 Temmuz 1624 tarihlerinde ise İstanbul Boğazı ve Yeniköy, Kazak baskınlarıyla ilişkilendirilen yerler arasında sayılmaktadır.²⁸
Bu akınların arka planında Kırım Tatarlarının Slav yerleşim bölgelerine yönelik esir alma seferleriyle Kazakların geliştirdiği karşılık verme hareketleri ve zamanla kabullendikleri savaş yöntemleri yer almaktadır. Yücel Öztürk ve Halil İnalcık’ın Karadeniz’in durumu ve kuzey ticaret güzergâhlarının askeri ve siyasi önemi üzerine çalışmaları, Kili-Akkerman-Özü hattının Osmanlı yönetimi açısından taşıdığı önemin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bu güzergâhlar, İstanbul’un iaşesi ve Karadeniz’in güvenliği bakımından öncelikli bir konumdaydı.²⁹
2.2. Osmanlı Güvenlik Tedbirleri
Osmanlı Devleti, Kazak tehdidine karşı çok katmanlı bir güvenlik sistemi geliştirmeye çalışmıştır. İlk aşamada Aksu (Buğ) ve Özü (Dinyeper) nehirleri üzerine kaleler inşa edilmesi veya mevcut savunma noktalarının güçlendirilmesi planlanmıştır. 1614-1615 yıllarında Kanije Beylerbeyi Karakaş Mehmed Paşa tarafından Aksu Nehri’nin iki tarafına inşa edilen kaleler bu çerçevede değerlendirilmektedir. Ancak bu tedbirler Kazak akınlarını bütünüyle engellemeye yetmemiştir.³⁰
İkinci aşamada, başkentte kıtlık tehlikesine yol açabilecek Akkerman ve Özü çevresinden gelen et ve zahire sevkiyatının korunması amaçlanmıştır. Sahil halkının güvenlik gerekçesiyle iç bölgelere çekilmesinin önlenmesi, kıyıların gözetim altında tutulması ve deniz ulaşımının korunması için çeşitli tedbirler alınmıştır. 1624 yılında Yeniköy’ün yağmalanmasının ardından Osmanlı yönetiminin daha etkili bir yol benimsediği ve 1626 yılında Karadeniz’in kuzeyine karadan ve denizden müdahale seçeneğini değerlendirdiği belirtilmektedir.³¹
Üçüncü aşamada, Karadeniz’in kuzeydoğusunda Azak’tan Tiflis’e ve Kerç’ten Kızılyar’a uzanan askerî güzergâhlar üzerinde kaleleri, istihkâmları, tabyaları ve depoları birbirine bağlayan bir savunma ağı oluşturulması gündeme gelmiştir. Bu yaklaşım, Osmanlı Devleti’nin Balkanların kuzeyindeki bölgeleri elinde tutmak ve Rusya’nın Karadeniz’e ve boğazlara doğru ilerlemesini önlemek amacıyla coğrafî imkanların sağladığı üstünlüklerden yararlanma yoluyla ilişkilendirilmektedir.³²
2.3. Kale Sistemleri
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde Özü ve Azak kalelerinin askeri önemini vurgulayan bir anlatı bulunmaktadır. Bu anlatıda, Karadeniz çevresindeki kalelerin bölgenin korunmasındaki rolüne dikkat çekilmekte; Özü ve Azak kalelerinin kaybedilmesinin İstanbul açısından dahi tehlike doğurabileceği ifade edilmektedir.³³
Özü (Očakov) Kalesi, Dinyeper Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü bölgeye yakın konumuyla Kazakların denize çıkışını denetleme bakımından büyük öneme sahipti. Kılburun ve Aksu çevresindeki savunma noktaları ile daha sonra inşa edilen Togankerman, Nusretkerman ve Gazikerman gibi kaleler de Özü hattının tahkim edilmesiyle ilişkilendirilmektedir. Bu kalelerin görevi, yalnızca düşman saldırılarını durdurmak değil, nehir geçişlerini ve askerî ulaşım güzergâhlarını denetim altında tutmaktı.³⁴
Azak Kalesi, Don Nehri’nin Azak Denizi’ne döküldüğü noktada, Osmanlı hâkimiyetinin kuzeydoğu sınırındaki en önemli merkezlerden biriydi. Kale, Osmanlıların Kırım ve Karadeniz’in kuzeyindeki siyasî ve askerî dengeler bakımından yürüttüğü politikada önemli bir yere sahipti.³⁵
Don Kazakları 1637 yılında bölgedeki karışıklıklardan yararlanarak Azak Kalesi’ni ele geçirmiştir. Ancak Osmanlı yönetiminin kalenin geri alınması yönündeki girişimleri ve 1641-1642 Azak Seferleri sonucunda kale yeniden Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.³⁶ Bu süreç, kalenin yalnızca bir sınır karakolu olmadığını, aynı zamanda Karadeniz’in kuzeyindeki güç dengelerinin belirlenmesinde önemli bir askerî üs olduğunu göstermektedir.
Azak Kalesi’ne yönelik sonraki Kazak saldırıları da savunma sisteminin sürekli olarak güçlendirilmesini gerektirmiştir. 1646 tarihli Azak baskınına ilişkin kayıtlar, kale ve çevresindeki askerî tedbirlerin önemini ortaya koyan kaynaklar arasında değerlendirilmektedir.³⁷
Feridun M. Emecen’in Karadeniz’in tarihî konumu üzerine değerlendirmelerinde, Osmanlı Devleti’nin Karadeniz’i XVI. yüzyıldan itibaren büyük ölçüde kendi denetiminde tuttuğu ve bu denizin güvenliğini korumaya çalıştığı vurgulanmaktadır. Kazak gruplarının saldırılarını önlemek, bu güvenlik politikasının temel unsurlarından biriydi.³⁸
2.4. Donanma Faaliyetleri
Osmanlı donanması, Kazak saldırılarına karşı Karadeniz kıyılarında devriye faaliyetleri yürütmüştür. Ancak büyük kadırgalar, küçük ve süratli şaykalar karşısında bazı zamanlarda yavaş kalabilmekteydi. Bu durum, Osmanlı deniz kuvvetlerinin kıyı güvenliği ve nehir ağızlarının denetlenmesi için farklı tedbirlere başvurmasını gerektirmiştir.³⁹
Bu mücadelelerin en önemlilerinden biri, 5 Ekim 1625 tarihinde Topal Recep Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasıyla Zaporog Kazak filosu arasında gerçekleştiği belirtilen Karaharman Deniz Muharebesi’dir. Kaynaklarda Osmanlı filosunun 43 kadırgadan, Kazak filosunun ise 300 şayka ve 15.000 savaşçıdan oluştuğu ifade edilmektedir.⁴⁰ Muharebede 70 şaykanın batırıldığı, 172 şaykanın ele geçirildiği ve 781 Kazak’ın esir alındığı belirtilmektedir. ⁴¹
Buna rağmen Kazak deniz gücü bütünüyle ortadan kalkmamıştır. 1638 yılında Uzun Piyale Paşa’nın Çoçka Burnu ve Temrük çevresinde kazandığı belirtilen başarılar ile 1641-1642 Azak Seferleri, Kazakların deniz yoluyla yürüttüğü askerî faaliyetlerin sınırlandırılmasında tamamlayıcı rol oynamıştır.⁴²
Doğu Karadeniz’in sosyal ve ekonomik tarihine ilişkin çalışmalarda, XVII. yüzyılda Trabzon ve çevresindeki sahil yerleşimlerinin deniz saldırılarından etkilendiği, güvenlik endişelerinin nüfus hareketleri ve iç bölgelere göç üzerinde etkili olabildiği belirtilmektedir. Bu etkilerin bölgesel ölçekte değerlendirilmesi için Rize, Trabzon ve Samsun’a ilişkin yerel tarih araştırmaları ile arşiv kayıtlarında, iç bölgelere yapılan göçlerle ilgili yazılı bilgiler bulunmaktadır, yöre halkının anlatılarında da Rus baskınlarından korunmak için iç ve batı bölgelere yapılan göçler yaşatılmaktadır. ⁴³
III. OSMANLI-RUS REKABETİ VE KARADENİZ
3.1. Azak Meselesi
Azak Kalesi, Osmanlı-Rus rekabetinin tarihî gelişimi içinde stratejik bir konuma sahipti. Halil İnalcık’ın Don-Volga Kanalı teşebbüsü üzerine çalışması, XVI. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki rekabetin yalnızca sınır çatışmalarından ibaret olmadığını; ulaşım yolları, ticaret ve Karadeniz’e erişim hedefleriyle de bağlantılı olduğunu göstermektedir.⁴⁴
XVII. yüzyılın sonlarında Rusya’nın Azak’a yönelmesi, Karadeniz’in Osmanlı iç denizi olma statüsünü tehlikeye sokmuştur. 1696 yılında I. Petro’nun Azak Kalesi’ni ele geçirmesi, Rusya’nın Karadeniz’e ulaşma politikasında önemli bir aşama olmuştur. 1700 tarihli İstanbul Antlaşması’yla Azak’ın Rusya’ya bırakılması, Osmanlı Devleti açısından önemli bir kayıp anlamına gelmiştir.⁴⁵
Prut Seferi ve Antlaşması sonrasında Azak yeniden Osmanlı Devleti’ne bırakılmıştır. Bununla birlikte XVIII. yüzyılda devam eden Osmanlı-Rus savaşları, kalenin ve çevresindeki toprakların statüsünü yeniden tartışmalı hâle getirmiştir. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Azak’ın Rusya’ya bırakılması, Osmanlı Devleti’nin Azak Denizi çevresindeki konumunu daha da zayıflatmıştır.⁴⁶
3.2. Prut Seferi
1700-1721 yılları arasında devam eden Kuzey Savaşı sırasında İsveç Kralı XII. Karl’ın, Poltava yenilgisinin ardından Osmanlı topraklarına sığınması ve Rus kuvvetlerinin Osmanlı sınırlarına yönelik hareketleri, Osmanlı-Rus ilişkilerindeki gerilimi artırmıştır. Bu gelişmeler, 1710-1711 Osmanlı-Rus Savaşı’nın önemli sebepleri arasında yer almıştır.
Baltacı Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, 1711 yılında Prut Nehri havzasında Rus ordusunu kuşatmıştır. Seferin ardından imzalanan Prut Antlaşması’nın başlıca hükümleri arasında Azak Kalesi’nin Osmanlı Devleti’ne iadesi, Rusya’nın İstanbul’da daimî elçi bulundurma hakkının sınırlandırılması, Rusya’nın Lehistan’ın iç işlerine karışmaması ve Osmanlı topraklarında inşa ettiği bazı kalelerin yıkılması gibi şartlar yer almaktadır.⁴⁷
Prut Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin Karadeniz’in kuzeyindeki konumunu geçici olarak güçlendirmiş ve Rusya’nın Karadeniz’e erişimini sınırlandırmıştır. Bununla birlikte bu gelişme, Karadeniz üzerindeki Osmanlı hâkimiyetinin uzun vadede kesin biçimde yeniden tesis edildiği anlamına gelmemektedir. Rusya’nın Karadeniz’e ulaşma hedefi sonraki yıllarda da devam etmiş, iki devlet arasındaki rekabet XVIII. yüzyıl boyunca sürmüştür.
İlber Ortaylı’nın Karadeniz’in tarihî statüsüne ilişkin değerlendirmelerinde, Fatih Sultan Mehmed döneminde kurulan Osmanlı hâkimiyeti ile Rusya’nın XVIII. yüzyılda Karadeniz’e doğru genişlemesi arasındaki tarihi ilişkiye dikkat çekilmektedir. Bu değerlendirmeler, Karadeniz’in stratejik öneminin Osmanlı-Rus rekabetinde neden merkezî bir yer tuttuğunu açıklamaktadır.⁴⁸
3.3. Küçük Kaynarca Antlaşması
1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda 21 Temmuz 1774 tarihinde imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması, Osmanlı Devleti açısından XVIII. yüzyılın en önemli ve ağır sonuçlar doğuran antlaşmalarından biridir. Antlaşmanın başlıca hükümleri arasında Kırım Hanlığı’nın siyasî bakımdan bağımsız kabul edilmesi, Kılburun, Kerç, Yenikale ve Azak gibi stratejik noktaların Rusya’ya bırakılması ve Dinyeper ile Buğ nehirleri arasındaki bazı toprakların Rusya’ya verilmesi bulunuyordu. Ayrıca Rusya, Karadeniz’de donanma bulundurma ve ticaret gemilerini boğazlardan geçirme imkânı elde etti. Rusya’nın Karadeniz ticaretinde ve Osmanlı topraklarındaki konsolosluk faaliyetlerinde kazandığı haklar da iki devlet arasındaki ilişkilerin niteliğini değiştirdi.⁴⁹
Antlaşmaya göre Rusya’ya tanınan ticaret ve diplomatik imkânlar, Karadeniz’in uluslararası siyasetteki konumunu önemli ölçüde etkiledi. Osmanlı Devleti’nin Karadeniz üzerindeki gelenekli hâkimiyeti zayıflarken Rusya’nın deniz gücünü geliştirmesi ve bölgedeki ticaret ağlarına katılması için yeni fırsatlar ortaya çıktı.
Küçük Kaynarca Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin Karadeniz üzerindeki tam egemenliğinin aşınmasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte “Türk gölü” nitelemesinin kaybedilmesini tek bir antlaşmaya bağlamak yerine, Rusya’nın askerî, siyasî ve iktisadi gücünün uzun vadeli yükselişiyle birlikte ele almak daha açıklayıcıdır.⁵⁰
3.4. Kırım’ın Kaybı
Küçük Kaynarca Antlaşması’yla siyasî bakımdan bağımsız hâle gelen Kırım Hanlığı’nın bu statüsü uzun sürmemiştir. Rusya, Kırım’daki siyasî mücadelelere müdahale ederek ve Şahin Giray’ı destekleyerek yarımadadaki nüfuzunu artırmıştır. 1779 yılında imzalanan Aynalıkavak Tenkihnamesi’nde Kırım hanlarının seçimi, Rus askerlerinin çekilmesi ve Osmanlı Devleti’nin Şahin Giray’ı tanıması gibi meseleler ele alınmıştır. Ancak Kırım üzerindeki Osmanlı-Rus rekabeti sona ermemiştir.⁵¹
1782 yılında Kırım’da ortaya çıkan siyasî mücadelelerden yararlanan II. Katerina, 8 Nisan 1783 tarihli fermanla Kırım, Taman ve Kuban’ın Rusya tarafından ilhak edildiğini ilan etmiştir. Böylece Kırım Hanlığı’nın bağımsızlığı sona ermiş ve Rusya Karadeniz’in kuzey kıyılarında önemli bir toprak kazanımı elde etmiştir.⁵² Kırım’ın ilhakıyla birlikte Kefe Sancağı çevresindeki Osmanlı mülkî idaresi de sona ermiştir. Kefe, Osmanlı döneminde Karadeniz’in kuzeyindeki önemli idarî ve ticari merkezlerden biri olmuş; Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı, bu bölgedeki Osmanlı yönetiminin sonunu getirmiştir.⁵³
Yaş Antlaşması, 9 Ocak 1792 tarihinde imzalanmış ve Osmanlı Devleti’nin Kırım’ın Rusya tarafından ilhakını kabul etmesiyle sonuçlanmıştır. Kırım’ın kaybı, Karadeniz’deki Osmanlı hâkimiyetinin zayıflamasının en belirgin göstergelerinden biridir. Rusya’nın Karadeniz’e yerleşmesi, bölgenin siyasî ve askerî dengelerini değiştirmiş; Osmanlı-Rus rekabetini XIX. yüzyıla taşımıştır. ⁵⁴
Kırım Savaşı ve 1856 Paris Antlaşmasıyla Karadeniz tarafsızlaştırılmış, fakat Rusya’nın bölgeye nüfuz etme çabaları 1914’e kadar devam etmiştir. Samsun gibi Karadeniz limanlarının XVIII. yüzyılın ikinci yarısındaki durumunu inceleyen araştırmalar da bu dönüşümün bölge ticaret ve liman kentleri üzerindeki etkilerini anlamak açısından önemlidir. Nitekim 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla Karadeniz, uzun süre Osmanlı denetiminde kapalı bir deniz olmaktan çıkarak önce Rusya, ardından diğer Avrupa devletlerinin ticari faaliyetlerine açılmıştır. Bu süreç Samsun’un yalnızca çevre bölgenin tarım ürünlerini İstanbul’a taşıyan yerel bir iskele olma niteliğini değiştirmiş, şehri Anadolu iç kesimlerini Karadeniz ticaret ağına bağlayan bir transit merkez haline getirmiştir. Samsun’un pamuk, tütün, hububat, keten, kendir, bal mumu gibi ürünlerin ihracında öne çıkması, limanın etki alanıyla olan ilişkisinin güçlendiğini gösterir. Bununla birlikte Sinop ve Trabzon gibi köklü limanların rekabeti, Samsun’un bu dönemde hala sınırlı bir uluslararası ticaret merkezi olarak konumlandığını ortaya koymaktadır. Dolaysıyla Osmanlı-Rus rekabeti yalnızca siyasi ve askeri bir mücadele değil, Karadeniz kıyılarındaki limanların ticari kullanımlarını, etki alanı ve şehirleşmeyi yeniden şekillendiren bir dönüşüm sürecidir.

IV. OSMANLI KARADENİZ TARİHİNİN YAKIN DÖNEM DEĞERLENDİRİLMESİ
Son yıllarda Osmanlı Karadeniz tarihine ilişkin araştırmalar yalnızca siyasî olayları değil; şehirleşme, liman ekonomileri, yerel elitler ve nüfus hareketlerini de incelemeye başlamıştır. Bu yaklaşım, Karadeniz’in yalnızca askerî mücadelelerin yaşandığı bir bölge olmadığı, aynı zamanda dinamik bir toplum yapısına sahip bulunduğu görüşünü güçlendirmiştir.
Osmanlı Devleti’nin klasik dönem sonrasında, özellikle XVII. ve XVIII. yüzyıllarda yaşadığı siyasi, mali ve idari dönüşüm Karadeniz Bölgesi’nde de belirgin biçimde hissedilmiştir. Ancak bölge, merkezi otoritenin zayıflamasının yalnızca olumsuz etkilerine maruz kalmamış; köklü yerleşim mirası, tahrir geleneği, kıyı ticareti, Türkmen yerleşikliği ve iç kesimlerdeki tarım-tımar yapısı sayesinde kendi iç dengesini sürdürmüştür.⁵⁵
Bahaeddin Yediyıldız, Orta Karadeniz’in Türk yerleşimi ve kimliği açısından köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgular. Yediyıldız’a göre, “Orta Karadeniz bölgesinin demografik yapısını tamamen Türkler lehine değiştirecek olan asıl faktör, bu dönemden sonraki gelişmelerdir” ve bu süreç, “Moğol baskısından sonra Anadolu’ya gelen yeni Türk kitlelerinin elli yıllık akınları ve mücadeleleri sonucundadır ki, Orta Karadeniz bölgesi Türk iskânına açılabilmiştir.”⁵⁶ Bu tespit, bölgenin Osmanlı dönemine güçlü bir Türk yerleşim ve kültür mirasıyla girdiğini göstermektedir.
Duraklama Devri’nde Karadeniz Bölgesi’nde tımar sisteminin işleyişi de önemli bir dönüşüm yaşamıştır. XVII. yüzyılda tımarlı sipahi düzeninin zayıflaması, bazı bölgelerde mukataa ve iltizam uygulamalarının yaygınlaşmasına yol açmıştır. Bu dönüşüm; vergi tahsilâtında belirsizlik, reayanın yükünün artması ve kırsal nüfusun göç etmesi gibi sonuçlar doğurmuştur. Aksu Kılıç’ın Ordu örneğindeki tespitleri, bu genel eğilimin Karadeniz’in iç kesimlerinde de etkili olduğunu göstermektedir.⁵⁷
Leyla Aksu Kılıç, 1613 tarihli Ordu mufassal tahrir defterini inceleyerek Duraklama Devri’nde bölgede göç hareketliliğinin sürdüğünü ortaya koyar. Çalışması, vergi yükü, güvenlik sıkıntıları ve geçim zorlukları sebebiyle kır nüfusunun yer değiştirdiğini; bunun tımar düzeni, vergi tahsilâtı ve yerel nüfus yerleşimi üzerinde baskı oluşturduğunu göstermektedir.
M. Hanefi Bostan, Çepni Türkmenlerinin Karadeniz’in Türkleşmesindeki rolünü şöyle özetler: “Karadeniz bölgesinin özellikle Orta ve Doğu Karadeniz bölümünün Türk Yurdu olmasında etkin rol oynadıkları arşiv belgelerinden ortaya çıkmaktadır.”⁵⁸ Bostan ayrıca, “Çepniler, XIV. ve XV. yüzyılda Giresun ve Kürtün yörelerinde bulunmakta; XX. yüzyıla değin geçen beş asırlık zaman diliminde Trabzon eyaletinin hemen hemen her tarafına yerleşmiş ve buralarda etkinliklerini açık bir şekilde göstermişlerdir” demektedir.⁵⁹
Kamil Yavuz, Karadeniz’in Türkleşmesinin Anadolu’nun genelindeki doğu-batı ekseninden farklı bir seyir izlediğini belirtir: “Karadeniz’in Türkleşmesi Orta Anadolu’ya ulaşan Oğuz-Türkmen kitlelerinin Karadeniz kıyı hattına ilerlemesi sonucunda vadi boylarında müstahkem mevkilere kaleler ve savunma hatları inşa etmeleriyle Trabzon Rum İmparatorluğu’na karşı mevziler kazanmasıyla başlamıştır.”⁶⁰ Yavuz’a göre, “Trabzon Rum İmparatorluğu’na karşı gaza alanı hâline gelen Orta ve Doğu Karadeniz’de gazanın bayraktarlığını Oğuz/Türkmen grupları arasında ön plana çıkan Çepniler yapmıştır.”⁶¹
Vedat Turgut, çalışmalarında Türkmen göçleri, vakıflar ve Anadolu’nun Türkleşmesi süreçlerini ele alır. Turgut, Sarı Saltuk üzerine çalışmasında şu tespiti yapar: “Sarı Saltuk hakkında gerek Türkiye ve gerekse yurt dışındaki çalışmalar; Yazıcızâde’nin Tevârih-i Âl-i Selçuk adlı eseri, İbn Battûta ve Evliya Çelebi ile Osmanlı topraklarına gelen bazı Avrupalı seyyahların seyahatnâmeleri… ve birtakım arşiv belgelerine dayanır.”⁶² Bu yaklaşım, Karadeniz coğrafyasının yalnızca askeri tarihle değil; göç, vakıf ve kültür tarihi üzerinden de okunması gerektiğini gösterir.
Mithat Baş, Ordu ve Karadeniz kıyı yerleşmelerinin dönüşümünü şöyle değerlendirir: “Karadeniz sahillerindeki yerleşkelerin bazılarında kasabalaşma süreci 18. yüzyılda başlamıştır. Bu yüzyılda Kaza-i Bayramlu-yı Ordu’nun idari merkezi olan Bucak Nahiyesi, iskelesi olmasının getirdiği güçlü yapısıyla, bölgede çekim alanı olmuş ve nüfus için cazip hale gelmiştir …”⁶³ mealindeki açıklamasıyla, Duraklama Devri’nin sonlarına doğru kıyı yerleşmelerinin ticaret ve liman ilişkileriyle birlikte kentleşmeye başladığını gösterir.
Heath W. Lowry, Trabzon üzerine çalışmalarında şehrin 1486-1583 arası tahrir defterlerini inceleyerek nüfus yapısını, mahalle düzenini, Müslümanlaşma ve Türkleşme sürecini ortaya koyar. Lowry’nin yaklaşımı, Karadeniz kentlerinin yalnızca fetih ve askeri tarihle değil; vergi kayıtları, yerleşim örüntüleri, dinî dönüşüm ve yerel elitin oluşumu üzerinden de okunması gerektiğini gösterir.⁶⁴
Anthony Bryer, Karadeniz’in yalnızca Türk-Osmanlı tarihiyle değil; Bizans, Rum ve Ceneviz mirasıyla da şekillendiğini vurgular. Bryer’in Trabzon ve Karadeniz bölgesi üzerine araştırmaları, Osmanlı döneminde kıyı şehirlerinde Rum-Ortodoks mirasın tamamen ortadan kalkmadığını; ticaret, dinî kurumlar ve yerel topluluk yapıları üzerinden sürdüğünü ortaya koyar.⁶⁵
Feridun M. Emecen, Doğu Karadeniz’deki Hacıemiroğulları, Giresun ve Ağasar Vadisi üzerine çalışmalarıyla bölgenin yerel güç yapılarını ve kıyı kasabalarının gelişimini ele alır. Emecen’in yaklaşımı, Karadeniz’in yalnızca merkezi idarenin uzantısı olarak değil; yerel beylikler, ayanlar ve kıyı kasabaları üzerinden de şekillenen bir coğrafya olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.⁶⁶
Faruk Sümer, Tirebolu tarihi ve Çepniler üzerine çalışmalarıyla Doğu Karadeniz kıyı kasabalarının köklü yerleşim geçmişini ortaya koyar. Sümer’in yaklaşımı, bölgedeki Türk varlığının yalnızca Osmanlı fethiyle başlamadığını; Selçuklu ve beylikler döneminden itibaren devam eden bir süreç olduğunu gösterir. Bu birikim, Osmanlı döneminde kıyı kasabalarının idari ve ekonomik olarak gelişmesine zemin hazırlamıştır.⁶⁷
İbrahim Tellioğlu, Türklerin Karadeniz’e çıkışında Zigana Vadisi ile Vezirköprü-Havza-Ladik hattının önemini ortaya koyar. Tellioğlu’nun yaklaşımı, Karadeniz’e yönelik göç ve yerleşim hareketlerinin yalnızca kıyı hattından değil; İç Anadolu’dan bölgeye uzanan doğal koridorlar üzerinden de gerçekleştiğini gösterir.⁶⁸
M. Hakan Alşan, Osmanlı dönemi Doğu Karadeniz’i üzerine çalışmalarında bölgedeki idari uygulamalar ve yerel yönetim yapıları üzerinde durur. Alşan’ın yaklaşımı, Karadeniz’in merkezi idare ile ilişkisinin yalnızca askeri değil; vergi, güvenlik, yerel hanedanlara dayanan yönetim ve taşra teşkilâtı üzerinden de şekillendiğini ortaya koyar.⁶⁹
Osman Köse, 1700 tarihli İstanbul Antlaşması’nı değerlendirirken Rusya’nın Karadeniz’e yönelişini şöyle ortaya koyar: “Rusya, 15. asır sonlarına doğru bir devlet olarak ortaya çıkınca sürekli doğuya doğru yayılmaya başladı. 17. asrın sonlarına kadar o devrin güçlü devleti olan Osmanlı devleti ile karşı karşıya gelmemeye dikkat etti.” Köse, Osmanlı’nın 1683 Viyana bozgunundan sonra Rusya’nın dış politika değiştirdiğini ve “Azak’ı alarak Karadeniz kıyılarına ulaştığını” belirtir.⁷⁰
Nedim İpek, Orta ve Doğu Karadeniz limanlarının kentleşme üzerindeki etkisini şöyle açıklar: “XIX. yüzyıl öncesi Anadolu kentleri, iç noktalarda ve nehir vadilerinde kümelenmişti. Liman kentleri azdı. Bu dönemde Karadeniz’in güneyinde Sinop ve Trabzon liman kentleri öne çıkmaktaydı.” İpek, ticarî potansiyelin büyümesiyle “Trabzon, Samsun, Ordu ve Giresun’da yeni iş alanları oluştuğunu” ve kırsal alandan liman kentlerine göçün başladığını kaydeder.⁷¹
Cevdet Yılmaz, Samsun ve çevresinin tarihî kaynaklarını derlerken bölgenin araştırma eksikliğine dikkat çeker: “Samsun ile ilgili kolay erişilebilir yazılı kaynak eserlerin çok az olması” ve açık erişim verilerinin “büyük kısmının yetersiz ve birbirinin tekrarı olan özensiz ve basit bilgilerden oluştuğu” tespitini yapar.⁷² Yılmaz’ın yaklaşımı, Karadeniz şehirlerinin yalnızca siyasi olaylarla değil; arşiv malzemesi, şer’i siciller, belediye defterleri ve yerel kaynaklarla da incelenmesi gerektiğini ortaya koyar.
Karadeniz’in kıyı şehirleri Duraklama Devri’nde farklı bir dönüşüm izlemiştir. Trabzon, Sinop, Samsun ve Giresun gibi merkezler; liman ticareti, zanaat, tarımsal ürün ticareti ve deniz ulaşımı üzerinden bölgesel ekonomide önemli bir rol oynamıştır. XVII-XVIII. yüzyıllarda Karadeniz’de deniz taşımacılığının yoğunlaşması, bu şehirlerin İstanbul ile bağlantısını güçlendirmiş; bölgesel ticaret ağının devamlılığını sağlamıştır.⁷³
Sonuç olarak Duraklama Devri’nde Karadeniz Bölgesi, merkezi Osmanlı düzeninin zayıflamasının etkilerini hissetmekle birlikte tamamen bir çöküş alanı değildi. Bölge; göç hareketliliği, tımar sistemindeki değişim, kıyı ticareti, Türkmen yerleşikliği, Rum-Ortodoks tebanın etkileşimi ve yerel idari yapıların güçlenmesi gibi dinamiklerle kendi iç dengesini korumuştur.⁷⁴
Mehmet Fatsa’nın çalışmaları, Karadeniz Bölgesi’nin özellikle zâviye, derviş kolonizasyonu, vakıf yapısı ve İslamlaşma süreci bakımından değerlendirilmesinde önemli bir yer tutar. Fatsa, Gökçeali Yatırı ve Şeyh İdris Zâviyesi üzerine çalışmasında bu kurumları, “yörenin bir Türk yurdu hâline gelmesi görevini üstlenmiş vakıf tekkeler” olarak tanımlar ve Şeyh İdris Zâviyesi ile ilgili sağlıklı ilk bilgilerin 1455 tarihli mufassal tahrirde yer aldığını belirtir.⁷⁵ Bu yaklaşım, Duraklama Devri’nde Karadeniz’in yalnızca idari ve askeri bir saha değil; derviş zâviyeleri, vakıflar ve yerel dinî kurumlar üzerinden şekillenen bir sosyal-coğrafi yapı olduğunu gösterir.
Fatsa’nın Yukarı Çoruh ve Kelkit Vadisi’nin İslamlaşması üzerine çalışması ise bölgenin Osmanlı idaresi altındaki ekonomik-idari yapısına dair önemli bir tespit içerir. Fatsa’ya göre, “XVI. yüzyılın ilk yarısında Karadeniz Bölgesi’nin idari ve malî durumu hakkında en sağlıklı bilgilere 1530 tarihli muhasebe defterinde rastlanır.”⁷⁶ Bu tespit, bölgenin klasik dönemde kurulan tahrir-muhasebe düzeninin Duraklama Devri’nde de referans noktası olduğunu; XVII. yüzyıldaki değişimlerin bu yapı üzerinden okunması gerektiğini ortaya koyar. Fatsa’nın Trabzon yöresinin İslamlaşması ve zâviyeler üzerine çalışmaları da, fetih sonrası bölgeye yerleşen Müslüman grupların kurduğu yedi zâviyenin hem dinî beklentileri karşıladığını hem de yolculara barınak ve iaşe sağladığını ortaya koyar.⁷⁷
Karadeniz tarihi araştırmalarında kullanılan kaynak çeşitliliği son yıllarda önemli ölçüde artmıştır. Osmanlı Arşivi belgeleri, şer‘iyye sicilleri, gümrük defterleri ve vakıf kayıtları, bölgenin sosyal ve ekonomik yapısını ayrıntılı biçimde inceleme imkânı sunmaktadır. Trabzon, Samsun ve Sinop şer‘iyye sicilleri gibi yerel kaynaklar, merkezî yönetimin kararlarıyla mahalli içtimai hayat arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması bakımından özellikle önemlidir.
Araştırma sonuçlarına göre Karadeniz bölgesi, Osmanlı Devleti’nin duraklama döneminde yalnızca krizlerin yaşandığı bir alan değil, aynı zamanda yeni sosyal ve ekonomik süreçlerin geliştiği dinamik bir bölgedir. Bölgenin tarihini kapsamlı biçimde açıklayabilmek için siyasî ve askerî olayların yanı sıra şehir tarihi, nüfus hareketleri, ticaret, vakıflar ve taşra yönetimi gibi konuların birlikte incelenmesi gerekmektedir.
DİPNOTLAR
- Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ (1300-1600), İstanbul, 2003, s. 127-131.
- Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye, C. II, İstanbul, 2014, s. 72-90.
- Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), Mühimme Defterleri.
- Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ (1300-1600), İstanbul, 2003, s. 127-131.
- Mehmet Genç, Osmanlı İmparatorluğu’nda Devlet ve Ekonomi, İstanbul, 2000, s. 88-95.
- İdris Bostan, Osmanlılar ve Deniz, Küre Yayınları,İstanbul, 2007, s. 41-56.
- Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye, C. II, İstanbul, 2014, s. 75-92.
- BOA, Cevdet Bahriye Evrakı.
- Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, Ankara, 2011, s. 22-37.
- Suraiya Faroqhi, Osmanlı’da Kentler ve Kentliler, İstanbul, 2000, s. 171-184.
- İdris Bostan, Osmanlılar ve Deniz, İstanbul, 2007, s. 142-151.
- BOA, Maliyeden Müdevver Defterler.
- Mustafa Akdağ, Türkiye’nin İktisadî ve İçtimaî Tarihi, C. II, Ankara, 1999, s. 312-330.
- Akdes Nimet Kurat, Rusya Tarihi, Ankara, 2014, s. 174-195.
- BOA, Mühimme Defterleri.
- Şerafettin Turan, Anadolu’da Celâlî Hareketleri, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1984, s. 112-115.
- Veinstein, “XVII. Yüzyılda Anadolu’da Sosyal Huzursuzluk”, Tarih Enstitüsü Dergisi, S. 12, 1982, s. 45-60.
- Feridun M. Emecen, “Of Kasabasının Ortaya Çıkışı Üzerine Notlar”, Karadeniz İncelemeleri Dergisi. Yayın yılı, sayı ve sayfa bilgileri tamamlanmalıdır.
- Feridun M. Emecen, Bulancak-Piraziz: Doğu Karadeniz’de İki Kıyı Kasabasının Tarihi, İstanbul, 2005.
- Karadeniz İncelemeleri Dergisi, konuyla ilgili sayılar. Kullanılan makalelerin sayı ve sayfa bilgileri ayrıca belirtilmelidir.
- BOA, Hatt-ı Hümâyun Tasnifi.
- BOA, Cevdet Dahiliye Evrakı.
- Trabzon Şer‘iyye Sicilleri.
- Samsun Şer‘iyye Sicilleri.
- Sinop Şer‘iyye Sicilleri.
- Ahmet Elibol, “Zaporog Kazakları ve Osmanlı Topraklarına Yağma Akınları (1530-1630)”, Ankara Anadolu ve Rumeli Araştırmaları Dergisi (ANKARAD), C. 5, S. 9, 2024, s. 31-48, https://dergipark.org.tr/en/pub/ankarad/issue/86231/1511127.
- “Karaharman Deniz Muharebesi”, şayka teknelerine ilişkin açıklamalar, https://tr.wikipedia.org/wiki/Karaharman_Deniz_Muharebesi.
- “Osmanlı Donanması”, Kazakların 1614 tarihli saldırıları ve 1624 Yeniköy baskınına ilişkin bilgiler, https://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanlı_Donanması.
- Halil İnalcık, The Question of the Closing of the Black Sea, 1979; Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, C. I, 2004, s. 329; Yücel Öztürk, Özü’den Tuna’ya Kazaklar-1, İstanbul, 2004, s. 210. İlgili atıf için ayrıca https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/968554 adresine bakınız.
- Aksu ve Özü kalelerinin inşası, H. 1023/M. 1614-1615; Naîmâ, 1281, s. 118-119; Fezleke, 1286, s. 358. Aktaran çalışma: DergiPark’ta yayımlanan Karadeniz Araştırmaları Makalenin tam künyesi belirlenmelidir.
- Selim Hilmi Özkan, “XVII. Yüzyılın Sonları ile XVIII. Yüzyılın Başlarında Osmanlı-Rus İlişkileri ve Karadeniz’in Güvenliği Meselesi”, Karadeniz Araştırmaları, C. 14, S. 14, 2007, s. 47-62, https://dergipark.org.tr/tr/pub/karadearas/issue/10082/124322.
- Karadeniz savunma stratejisi ve kaleler zinciri üzerine YÖK Ulusal Tez Merkezi kaydı, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=-lS94tRujKUlkqPQKNaCiA; ayrıca https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3755640.
- Evliya Çelebi, Seyahatnâme, Özü Kalesi hakkındaki anlatı, https://seyahatname.ahmetcadirci.com/XAXRlHW.html.
- Togankerman, Nusretkerman, Gazikerman ve Kılburun kaleleri hakkında bk. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3755640 ve https://openaccess.hacettepe.edu.tr/server/api/core/bitstreams/88976b19-0eab-47c9-8a05-7eae1b0feecf/content.
- “Azak Kalesi”, https://tr.wikipedia.org/wiki/Azak_Kalesi.
- “Azak Seferi (1641-1642)”, https://tr.wikipedia.org/wiki/Azak_Seferi_(1641-1642).
- “Azak Baskını (1646)”, https://tr.wikipedia.org/wiki/Azak_Baskını_(1646).
- Feridun M. Emecen’in Karadeniz’in Osmanlı dönemindeki statüsüne ilişkin değerlendirmesi, https://www.yeniakit.com.tr/haber/tarihcilerden-putine-osmanli-tokadi-1630465.html. Bu atıfta kullanılan eserin veya demecin tam künyesi ayrıca doğrulanmalıdır.
- “Karaharman Deniz Muharebesi”, Osmanlı kadırgaları ve Kazak şaykaları hakkında, https://tr.wikipedia.org/wiki/Karaharman_Deniz_Muharebesi.
- “Karaharman Deniz Muharebesi”, muharebeye katılan kuvvetlerin sayısına ilişkin aktarımlar, aynı kaynak.
- “Karaharman Deniz Muharebesi”, batırılan ve ele geçirilen tekneler ile esir sayılarına ilişkin aktarımlar, aynı kaynak.
- “Temrük Muharebesi (1638)”, https://tr.wikipedia.org/wiki/Temrük_Muharebesi; ayrıca Azak Seferi hakkındaki kaynaklar.
- Hanefi Bostan, Rize’nin Sosyal Tarihi, https://acikerisim.erdogan.edu.tr/bitstreams/b4235a8a-8263-4ee9-b3a8-812bad0f3ed2/download; Mehmet Bilgin, Doğu Karadeniz: Tarih, Kültür, İnsan, https://www.simurgkitabevi.com/dogu-karadeniz-tarih-kultur-insan; ayrıca Evliyalar Şehri Samsun, https://ia601308.us.archive.org/29/items/EvliyalarehriSamsun/EvliyalarehriSamsun.pdf.
- Halil İnalcık, “Osmanlı-Rus Rekabetinin Menşei: Don-Volga Kanalı Teşebbüsü”, 1948. İlgili çalışma hakkında ayrıca https://www.kerimusta.com/16-yuzyil-osmanli-devletinin-karadeniz-siyaseti/ adresine bakınız.
- Azak’ın 1696’da Rusya tarafından ele geçirilmesi ve Osmanlı-Rus ilişkileri için bk. Karadeniz Araştırmaları, https://dergipark.org.tr/tr/pub/karadearas/issue/10082/124322.
- Küçük Kaynarca Antlaşması hükümleri hakkında, https://yandex.com.tr/yacevap/c/hukuk/q/1774-kucuk-kaynarca-antlasmasi-nin-maddeleri-nelerdir-3928855114. Azak’ın farklı antlaşmalarla değişen statüsü ayrıca kronolojik olarak doğrulanmalıdır.
- Prut Antlaşması hakkında bk. https://nedir.eokultv.com/soru/prut-antlasmasi-1711-15212; https://www.hurriyet.com.tr/egitim/prut-savasi-tarihi-ve-onemi-41802240; https://tr.wikipedia.org/wiki/Prut_Savaşı.
- İlber Ortaylı’nın Karadeniz’in “Türk gölü” olarak nitelendirilmesine ilişkin değerlendirmesi için bk. https://www.yeniakit.com.tr/haber/tarihcilerden-putine-osmanli-tokadi-1630465.html; ayrıca http://www.el.tufs.ac.jp/prmeis/html/pc/pdf/pdfNews20220223_212145.pdf.
- Küçük Kaynarca Antlaşması’nın maddeleri için bk. https://yandex.com.tr/yacevap/c/hukuk/q/1774-kucuk-kaynarca-antlasmasi-nin-maddeleri-nelerdir-3928855114 ve https://www.sabah.com.tr/galeri/yasam/kucuk-kaynarca-antlasmasi-onemi-ve-maddeleri.
- Karadeniz’in “Türk gölü” statüsünü kaybetmesi üzerine değerlendirme için bk. https://dergipark.org.tr/en/pub/sbedergi/issue/11258/134540.xml. Ayrıca Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002; Yücel Öztürk’ün Kırım Hanlığı üzerine çalışmaları ve http://goldhorde.ru/en/stati2017-1-14/ .
- Kırım Hanlığı ve Aynalıkavak Tenkihnamesi hakkında bk. https://tr.wikipedia.org/wiki/Kırım_Hanlığı.
- Kırım’ın 1783’te Rusya tarafından ilhakı hakkında bk. https://www.academia.edu/40599816/Kırım_Hanlığı.
- Kefe Sancağı hakkında bk. https://tr.wikipedia.org/wiki/Kefe_Sancağı.
- Osman Köse, “18. Yüzyıl İkinci Yarısı Osmanlı-Rus Savaşlarında Karadeniz Liman Kenti Samsun”, Cevdet Yılmaz (ed.), Samsun Araştırmaları I. Kitap, Samsun Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 2013, https://www.cevdetyilmaz.com.tr/wp-content/uploads/2013-SAMSUN-ARASTIRMALARI-1.KITAP-TARIHSEL-GECMIS.pdf. Ayrıca İbrahim Tellioğlu ve Nedim İpek’in OMÜ kayıtları, https://avesis.omu.edu.tr/dosya?id=5647b0c8-b95a-4c4a-bf01-d49769d313e9;
- Bahaeddin Yediyıldız, “Orta Karadenizli’nin Kimliği”, Türk Kültürü, XLIII/509-510 (2005), s. 257-262, https://isamveri.org/pdfsbv/D00206/2005_509-510/2005_509-510_YEDIYILDIZB.pdf
- Yediyıldız, “Orta Karadenizli’nin Kimliği”, s. 260.
- Leyla Aksu Kılıç, “‘Celâl-yi Vatan’ Eylemek: 1613 Tarihli Mufassal Tahrir Defterine Göre Ordu’da Göç Üzerine Bir Analiz”, https://makale.isam.org.tr/items/a90d97e0-2967-4c61-836b-21d5bc95e924
- Hanefi Bostan, “Yavuz Sultan Selim ve Doğu Karadeniz Çepni Türkmenleri”, s. 417, https://ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2024/12/22-Hanefi-Bostan-2024.pdf
- Bostan, “Yavuz Sultan Selim ve Doğu Karadeniz Çepni Türkmenleri”, s. 421-422.
- Kamil Yavuz, “Anadolu’da Bir Çepni Merkezi: 13-16. Yüzyıllarda Sinop ve Çevresinde Çepniler”, Vakanüvis-Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi, 7/2 (2022), s. 1090-1091, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2583533
- Yavuz, “Anadolu’da Bir Çepni Merkezi”, s. 1091.
- Vedat Turgut, “Sarı Saltuk, Ona Ait Türbeler ve Ejderha Kültüne Dair”, Rumeli’de Osmanlı Vakıfları Üzerine Araştırmalar: Bulgaristan, ed. Ahmet Kala vd., İstanbul 2020, s. 145-146, https://isamveri.org/pdfdrg/G00761/2020/2020_TURGUTV.pdf
- Mithat Baş, “19. Yüzyılda Ordu”, Tarih Araştırmaları, 15 Ekim 2017, https://mithatbas.com/tag/osmanli-tarihi/
- Heath W. Lowry, Trabzon Şehrinin İslamlaşması ve Türkleşmesi (1461-1583), İstanbul 1981; açık erişim: https://archive.org/details/heath-lowry-trabzon-sehrinin-islamlasma-ve-turklesmesi-1461-1583
- Anthony Bryer, “Rumlar ve Türkmenler: Karadeniz İstisnası”, çev. M. Sibel Dinçel-Murat Keçiş, Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 16 (2014), s. 164-187.
- Feridun M. Emecen, “A Phase of History of the Eastern Black Sea in the 14th Century: What Do We Know About the Relationship Among Hacıemiroğulları, Giresun and Kuşdoğan Bey?”, Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 2018; ayrıca bk. Feridun Emecen, Ağasar Vadisi: Şalpazarı-Beşikdüzü, Trabzon 2009.
- Faruk Sümer, Tirebolu Tarihi, İstanbul 1992; Sümer’in görüşleri için bk. Kamil Yavuz, “Anadolu’da Bir Çepni Merkezi”, s. 1095.
- İbrahim Tellioğlu, Osmanlı Hâkimiyetine Kadar Doğu Karadeniz’de Türkler, Ankara 2022, https://www.ttk.gov.tr/karekod/osmanlihakimiyetinekadardogukaradenizdeturkler.pdf
- Hakan Alşan, “Osmanlı Dönemi Doğu Karadeniz Örneği”, Aksaray Üniversitesi Tarih Bölümü yayını, https://tarih.aksaray.edu.tr/indir/4c27e3ac-8246-454c-87e4-a813dbdd565d.pdf
- Osman Köse, “Rusya’nın Karadeniz’le İlk Buluşması: İstanbul Antlaşması (13 Temmuz 1700)”, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 15/28 (2012), s. 199-220, https://dergipark.org.tr/tr/pub/baunsobed/article/645980
- Nedim İpek, “Orta ve Doğu Karadeniz Limanlarındaki Ticari Faaliyetlerin Kent Nüfusuna Etkisi (1838-1900)”, Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 1/1 (2006), s. 107-121, https://dergipark.org.tr/tr/pub/kid/article/674777
- Cevdet Yılmaz, “Önsöz”, Samsun Araştırmaları: Tarihsel Geçmiş, c. 1, Samsun 2013, s. IX-X, https://www.cevdetyilmaz.com.tr/wp-content/uploads/2013-SAMSUN-ARASTIRMALARI-1.KITAP-TARIHSEL-GECMIS.pdf
- Ümran Karadeniz, “XVII-XVIII. Yüzyıllarda Karadeniz’de Osmanlı Deniz Taşımacılığı”, https://asosjournal.com/GoogleScholarPDF/asosjournalmakaleler/17db982c-164c-4d2b-84cb-5ce6943184de.pdf
- Yediyıldız, “Orta Karadenizli’nin Kimliği”, s. 260-261; Bostan, “Yavuz Sultan Selim ve Doğu Karadeniz Çepni Türkmenleri”, s. 417-422.
- Mehmet Fatsa, “Karadeniz’de İlk Dönem Türk Zâviyelerine Bir Örnek: Gökçeali Yatırı ve Şeyh İdris Zâviyesi”, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi Araştırma Dergisi, 31 (2004), s. 155-176, https://isamveri.org/pdfdrg/D01093/2004_31/2004_31_FATSAM.pdf
- Mehmet Fatsa, “Yukarı Çoruh ve Kelkit Vadisinin İslamlaşmasına Öncülük Eden Türk Dervişleri”, Tasavvuf İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, 9/22 (2008), s. 257-281, https://isamveri.org/pdfdrg/D02193/2008_IX_22/2008_22_FATSAM.pdf
- Mehmet Fatsa, “Trabzon Yöresinin İslamlaşma Süreci ve Zâviyeler”, Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 9/18 (2015), s. 61-74, https://dergipark.org.tr/tr/pub/kid/article/124696
KAYNAKÇA
Akdağ, Mustafa. Celâli İsyanları. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2011.
Akdağ, Mustafa. Türkiye’nin İktisadî ve İçtimaî Tarihi. C. II. Ankara, 1999.
Bilgin, Mehmet. Doğu Karadeniz: Tarih, Kültür, İnsan. Trabzon, 2000.
Bostan, İdris. Osmanlı Deniz Ticareti. İstanbul, 2019.
Bostan, İdris. Osmanlılar ve Deniz. İstanbul, 2007.
Bostan, M. Hanefi. Rize’nin Sosyal Tarihi. Erişim: https://acikerisim.erdogan.edu.tr/bitstreams/b4235a8a-8263-4ee9-b3a8-812bad0f3ed2/download.
Emecen, Feridun M. Bulancak-Piraziz: Doğu Karadeniz’de İki Kıyı Kasabasının Tarihi. İstanbul, 2005.
Faroqhi, Suraiya. Osmanlı’da Kentler ve Kentliler. İstanbul, 2000.
Genç, Mehmet. Osmanlı İmparatorluğu’nda Devlet ve Ekonomi. İstanbul, 2000.
İnalcık, Halil. Devlet-i Aliyye. C. II. İstanbul, 2014.
İnalcık, Halil. Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ (1300-1600). İstanbul, 2003.
İnalcık, Halil. Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi. C. I, 2004.
İnalcık, Halil. The Question of the Closing of the Black Sea. 1979.
Kurat, Akdes Nimet. Rusya Tarihi. Ankara, 2014.
Kurat, Akdes Nimet. Türkiye ve Rusya. Ankara, 2011.
Özkaya, Yücel. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ayanlık. Ankara, 1994.
Öztürk, Yücel. Özü’den Tuna’ya Kazaklar-1. İstanbul, 2004.
Pamuk, Şevket. Osmanlı Ekonomisi ve Dünya Kapitalizmi. Ankara, 1984.
Turan, Şerafettin. Anadolu’da Celâlî Hareketleri. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1984.
Elibol, Ahmet. “Zaporog Kazakları ve Osmanlı Topraklarına Yağma Akınları (1530-1630).” Ankara Anadolu ve Rumeli Araştırmaları Dergisi (ANKARAD), C. 5, S. 9, 2024, s. 31-48. https://dergipark.org.tr/en/pub/ankarad/issue/86231/1511127.
Emecen, Feridun M. “Of Kasabasının Ortaya Çıkışı Üzerine Notlar.” Karadeniz İncelemeleri Dergisi. Yayın yılı, sayı ve sayfa bilgileri tamamlanmalıdır.
İnalcık, Halil. “Osmanlı-Rus Rekabetinin Menşei: Don-Volga Kanalı Teşebbüsü.” 1948.
Özkan, Selim Hilmi. “XVII. Yüzyılın Sonları ile XVIII. Yüzyılın Başlarında Osmanlı-Rus İlişkileri ve Karadeniz’in Güvenliği Meselesi.” Karadeniz Araştırmaları, C. 14, S. 14, 2007, s. 47-62. https://dergipark.org.tr/tr/pub/karadearas/issue/10082/124322.
Veinstein, G. “XVII. Yüzyılda Anadolu’da Sosyal Huzursuzluk.” Tarih Enstitüsü Dergisi, S. 12, 1982, s. 45-60.
Karadeniz İncelemeleri Dergisi, konuyla ilgili sayılar.
Karadeniz Araştırmaları Dergisi. https://dergipark.org.tr/tr/pub/karadearas.
Türkler Ansiklopedisi. Ankara: Yeni Türkiye Yayınları, 2002.
Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. “Karadeniz”, “Kırım”, “Trabzon” ve “Ayan” maddeleri.
Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA), Cevdet Bahriye Evrakı.
BOA, Cevdet Dahiliye Evrakı.
BOA, Hatt-ı Hümâyun Tasnifi.
BOA, Maliyeden Müdevver Defterler.
BOA, Mühimme Defterleri.
Samsun Şer‘iyye Sicilleri.
Sinop Şer‘iyye Sicilleri.
Trabzon Şer‘iyye Sicilleri.
Evliya Çelebi, Seyahatnâme. Özü Kalesi anlatısı: https://seyahatname.ahmetcadirci.com/XAXRlHW.html.
YÖK Ulusal Tez Merkezi. Karadeniz savunması ve kaleler zinciri üzerine tez kaydı: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=-lS94tRujKUlkqPQKNaCiA.
Osman Köse. “18. Yüzyıl İkinci Yarısı Osmanlı-Rus Savaşlarında Karadeniz Liman Kenti Samsun.” Cevdet Yılmaz (ed.), Samsun Araştırmaları I. Kitap. Samsun Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 2013. https://www.cevdetyilmaz.com.tr/wp-content/uploads/2013-SAMSUN-ARASTIRMALARI-1.KITAP-TARIHSEL-GECMIS.pdf.
İbrahim Tellioğlu ve Nedim İpek’e ilişkin OMÜ araştırmacı kaydı: https://avesis.omu.edu.tr/dosya?id=5647b0c8-b95a-4c4a-bf01-d49769d313e9.
İlkadım Belediyesi, Canik Belediyesi, Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Samsun Büyükşehir Belediyesi ve Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından yayımlanan kent tarihi ve kültür yayınları.
Samsun’un tarihî gelişimine ilişkin dijital kaynak: https://cities.blacksea.gr/en/samsun/2-3-2-1/.
Osman Turan, Selçuklular ve Doğu Karadeniz’in Türkleşmesi üzerine çalışmalar: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/402048.
Bahattin Yediyıldız, Çepniler üzerine çalışma: https://www.academia.edu/109526103/.
Cevdet Yılmaz, Türkeli. Serander Yayınları, Trabzon.
Nedim İpek, İmparatorluktan Ulus Devlete Göçler.
Murat Dursun Tosun ve diğer araştırmacıların Karadeniz tarihi bibliyografyaları için YÖK Açık Bilim: https://acikbilim.yok.gov.tr/.
Alşan, Hakan. “Osmanlı Dönemi Doğu Karadeniz Örneği.” Aksaray Üniversitesi Tarih Bölümü yayını. https://tarih.aksaray.edu.tr/indir/4c27e3ac-8246-454c-87e4-a813dbdd565d.pdf
Aksu Kılıç, Leyla. “‘Celâl-yi Vatan’ Eylemek: 1613 Tarihli Mufassal Tahrir Defterine Göre Ordu’da Göç Üzerine Bir Analiz.” İSAM Makaleler Veri Tabanı. https://makale.isam.org.tr/items/a90d97e0-2967-4c61-836b-21d5bc95e924
Baş, Mithat. “19. Yüzyılda Ordu.” Tarih Araştırmaları, 15 Ekim 2017. https://mithatbas.com/tag/osmanli-tarihi/
Baş, Mithat. “Mesudiyeli Mübadiller.” Tarih Araştırmaları, 1 Mart 2019. https://mithatbas.com/2019/03/01/mesudiyeli-mubadiller/
Bostan, M. Hanefi. “Yavuz Sultan Selim ve Doğu Karadeniz Çepni Türkmenleri.” Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 2024. https://ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2024/12/22-Hanefi-Bostan-2024.pdf
Bostan, M. Hanefi. Harşit Vadisinin İdarî, Sosyal ve İktisadî Tarihi (XV.-XVII. Yüzyıllar). İstanbul: Kitabevi, 2018.
Bostan, M. Hanefi. Karadeniz’de Nüfus Hareketleri ve Nüfusun Etnik Yapısı. İstanbul: Kitabevi, 2011.
Bryer, Anthony. “Rumlar ve Türkmenler: Karadeniz İstisnası.” Çev. M. Sibel Dinçel-Murat Keçiş. Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 16 (2014): 164-187.
Bryer, Anthony ve Heath Lowry (ed.). Continuity and Change in Late Byzantine and Early Ottoman Society. University of Birmingham-Dumbarton Oaks, 1986.
Emecen, Feridun M. “A Phase of History of the Eastern Black Sea in the 14th Century: What Do We Know About the Relationship Among Hacıemiroğulları, Giresun and Kuşdoğan Bey?” Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 2018.
Emecen, Feridun M. Ağasar Vadisi: Şalpazarı-Beşikdüzü. Trabzon: Serander, 2009.
Karadeniz, Ümran. “XVII-XVIII. Yüzyıllarda Karadeniz’de Osmanlı Deniz Taşımacılığı.” Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi. https://asosjournal.com/GoogleScholarPDF/asosjournalmakaleler/17db982c-164c-4d2b-84cb-5ce6943184de.pdf
Köse, Osman. “Rusya’nın Karadeniz’le İlk Buluşması: İstanbul Antlaşması (13 Temmuz 1700).” Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 15/28 (2012): 199-220. https://dergipark.org.tr/tr/pub/baunsobed/article/645980
Lowry, Heath W. Trabzon Şehrinin İslamlaşması ve Türkleşmesi (1461-1583). İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, 1981. Açık erişim: https://archive.org/details/heath-lowry-trabzon-sehrinin-islamlasma-ve-turklesmesi-1461-1583
Lowry, Heath W. “The Question of Trabzon’s Efrenjiyan Population: 1486-1583.” Boğaziçi Üniversitesi Dergisi, 4-5 (1976-1977): 103-110. http://www.dlir.org/archive/archive/files/bogazici_1976-1977_vol-4-5_p103-110_e736807991.pdf
İpek, Nedim. “Orta ve Doğu Karadeniz Limanlarındaki Ticari Faaliyetlerin Kent Nüfusuna Etkisi (1838-1900).” Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 1/1 (2006): 107-121. https://dergipark.org.tr/tr/pub/kid/article/674777
Sümer, Faruk. Tirebolu Tarihi. İstanbul: 1992.
Tellioğlu, İbrahim. Osmanlı Hâkimiyetine Kadar Doğu Karadeniz’de Türkler. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2022. https://www.ttk.gov.tr/karekod/osmanlihakimiyetinekadardogukaradenizdeturkler.pdf
Tellioğlu, İbrahim. “Türklerin Karadeniz’e Çıkışında Zigana Vadisi’nin Önemi.” Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 21 (2016): 163-172.
Turgut, Vedat. “Sarı Saltuk, Ona Ait Türbeler ve Ejderha Kültüne Dair.” Rumeli’de Osmanlı Vakıfları Üzerine Araştırmalar: Bulgaristan, ed. Ahmet Kala, İsmail Güleç ve Ömer Said Güler. İstanbul: Vakıf Araştırmaları Merkezi, 2020. https://isamveri.org/pdfdrg/G00761/2020/2020_TURGUTV.pdf
Turgut, Vedat. “Menteşe Bey’in İsmi, Menşei ve Menteşeoğulları’nın Vakıflarına Dair.” Osmanlı Araştırmaları, 49 (2017): 25-55.
Yavuz, Kamil. “Anadolu’da Bir Çepni Merkezi: 13-16. Yüzyıllarda Sinop ve Çevresinde Çepniler.” Vakanüvis-Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi, 7/2 (2022): 1090-1109. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2583533
Yavuz, Kamil. “XV. ve XVI. Yüzyıl Tahrir Defterleri Işığında Ordu-Giresun Yöresinde Oğuz Boy İsimli Toponimler ve Etnodemografik Yapının İnşası.” Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, 18/34 (2026): 434-457. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5590475
Yediyıldız, Bahaeddin. “Orta Karadenizli’nin Kimliği.” Türk Kültürü, XLIII/509-510 (2005): 257-262. https://isamveri.org/pdfsbv/D00206/2005_509-510/2005_509-510_YEDIYILDIZB.pdf
Yılmaz, Cevdet (ed.). Samsun Araştırmaları: Tarihsel Geçmiş. C. 1. Samsun: 2013. https://www.cevdetyilmaz.com.tr/wp-content/uploads/2013-SAMSUN-ARASTIRMALARI-1.KITAP-TARIHSEL-GECMIS.pdf
Fatsa, Mehmet. “Karadeniz’de İlk Dönem Türk Zâviyelerine Bir Örnek: Gökçeali Yatırı ve Şeyh İdris Zâviyesi.” Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Dergisi, 31 (2004): 155-176. https://isamveri.org/pdfdrg/D01093/2004_31/2004_31_FATSAM.pdf
Fatsa, Mehmet. “Yukarı Çoruh ve Kelkit Vadisinin İslamlaşmasına Öncülük Eden Türk Dervişleri.” Tasavvuf İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, 9/22 (2008): 257-281. https://isamveri.org/pdfdrg/D02193/2008_IX_22/2008_22_FATSAM.pdf
Fatsa, Mehmet. “Trabzon Yöresinin İslamlaşma Süreci ve Zâviyeler.” Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 9/18 (2015): 61-74. https://dergipark.org.tr/tr/pub/kid/article/124696
