Tarihsel Olarak Sulama Faaliyetleri ile Uygarlığın İnşası

Tam boy görmek için tıklayın.

Uğur UTKAN

Öz

Bu çalışma, sulama faaliyetlerinin insanlık tarihi boyunca uygarlıkların oluşumu, gelişimi ve sürdürülebilirliği üzerindeki belirleyici etkisini incelemektedir. Su, yalnızca biyolojik yaşamın devamını sağlayan temel bir kaynak değil; aynı zamanda tarımsal üretimin, ekonomik kalkınmanın, toplumsal örgütlenmenin ve devletleşme süreçlerinin de merkezinde yer alan stratejik bir unsurdur. Çalışmada; Mezopotamya, Mısır, İndüs, Anadolu ve Hazar Havzası gibi uygarlık merkezlerinde su yönetimi ile medeniyet inşası arasındaki ilişki ele alınmıştır. Özellikle iklim değişiklikleri, buzul çağlarının sona ermesi, kuraklaşma süreçleri ve Hazar Havzası’ndaki hidrolojik değişimlerin insan topluluklarını yeni sulama teknikleri geliştirmeye yönelttiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda kariz sistemleri, barajlar, göletler ve sulama kanalları gibi tarihsel mühendislik uygulamalarının insanlığın ilk teknik organizasyonlarından biri olduğu ortaya konulmuştur. Çalışmada ayrıca Urartu uygarlığının su yönetimi uygulamaları ile Anadolu’nun tarihsel hidrolik mühendisliği açısından taşıdığı önem değerlendirilmiştir. Modern dönemde ise küresel ısınma, nüfus artışı, kuraklık ve su kaynaklarının bilinçsiz tüketimi nedeniyle su yönetiminin stratejik bir mesele hâline geldiği belirtilmiş; damla sulama ve sürdürülebilir su kullanımı gibi çağdaş yöntemlerin önemi üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak çalışma, suyun yalnızca doğal bir kaynak değil, uygarlık kurucu ve sürdürülebilirliği sağlayan temel bir güç olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Sulama, Su Yönetimi, Uygarlık, Tarım, Kariz Sistemleri, Hazar Havzası, Anadolu, Urartular, İklim Değişikliği, Hidrolik Mühendisliği

 

Abstract

This study examines the decisive role of irrigation activities in the formation, development, and sustainability of civilizations throughout human history. Water is not only an essential resource for biological life, but also a strategic factor at the center of agricultural production, economic development, social organization, and state formation processes. The study discusses the relationship between water management and the construction of civilization in major cultural centers such as Mesopotamia, Egypt, the Indus Valley, Anatolia, and the Caspian Basin. In particular, it emphasizes that climate changes, the end of glacial periods, desertification processes, and hydrological fluctuations in the Caspian Basin compelled human societies to develop new irrigation techniques. In this context, historical engineering practices such as qanat systems, dams, reservoirs, and irrigation canals are presented as some of humanity’s earliest technical and organizational achievements. The study also evaluates the water management practices of the Urartian civilization and the historical importance of Anatolia in terms of hydraulic engineering. In the modern era, global warming, population growth, drought, and the unconscious consumption of water resources have transformed water management into a strategic issue. Therefore, the importance of contemporary methods such as drip irrigation and sustainable water use is emphasized. Ultimately, the study aims to demonstrate that water is not merely a natural resource, but also a foundational force in the creation and continuity of civilizations.

Keywords: Irrigation, Water Management, Civilization, Agriculture, Qanat Systems, Caspian Basin, Anatolia, Urartians, Climate Change, Hydraulic Engineering

Giriş

Su, insanlık tarihinin en temel ve belirleyici unsurlarından biri olmuştur. Canlı yaşamının devamlılığı açısından vazgeçilmez olan su, yalnızca biyolojik bir ihtiyaç değil; aynı zamanda tarımsal üretimin, ekonomik gelişmenin, toplumsal örgütlenmenin ve medeniyet inşasının da ana dinamiğidir. Tarih boyunca insanların yerleşik hayata geçmeleri, üretim faaliyetlerini artırmaları ve büyük uygarlıklar kurmaları, büyük ölçüde su kaynaklarına erişim ve bu kaynakları yönetebilme kabiliyetiyle doğrudan ilişkili olmuştur. Bu nedenle suyun kontrolü, dağıtımı ve verimli kullanımı insanlık tarihinin en eski mühendislik faaliyetlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Özellikle tarım toplumlarının ortaya çıkışıyla birlikte sulama faaliyetleri, medeniyetlerin gelişmesinde stratejik bir unsur hâline gelmiştir. Mezopotamya, Mısır, İndüs ve Anadolu gibi ilk büyük uygarlık merkezlerinin nehir havzalarında kurulmuş olması tesadüf değildir. Çünkü düzenli su temini; tarımsal üretimin sürekliliğini sağlamış, nüfus artışını desteklemiş, şehirleşmeyi hızlandırmış ve devlet organizasyonlarının oluşmasına zemin hazırlamıştır. Böylece sulama faaliyetleri yalnızca toprağın verimliliğini artıran teknik bir uygulama olmaktan çıkmış; sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal yapıları şekillendiren bir medeniyet unsuru hâline dönüşmüştür.

İklim değişimleri, kuraklıklar, buzul çağlarının sona ermesi ve su seviyelerindeki dalgalanmalar da insan topluluklarının göç hareketlerini, yerleşim alanlarını ve üretim biçimlerini doğrudan etkilemiştir. Özellikle Hazar Havzası, Turan coğrafyası ve Anadolu çevresinde yaşanan hidrolojik değişimler, insanların yeni su yönetim teknikleri geliştirmelerine neden olmuş; kariz sistemleri, kanallar, barajlar ve göletler gibi mühendislik çözümleri ortaya çıkmıştır. Bu süreçte suya erişim mücadelesi, insanlığın teknik bilgi birikimini geliştirmiş ve uygarlıkların sürekliliğini sağlayan önemli bir unsur olmuştur.

Anadolu coğrafyası da tarih boyunca sahip olduğu zengin akarsu sistemleri, verimli havzaları ve stratejik konumu sayesinde önemli sulama uygarlıklarına ev sahipliği yapmıştır. Özellikle Urartular tarafından inşa edilen barajlar, göletler ve sulama kanalları; su yönetiminin devlet organizasyonu ve ekonomik kalkınma üzerindeki etkisini açık biçimde göstermektedir. Bu yönüyle Anadolu, yalnızca tarımsal üretimin değil, aynı zamanda hidrolik mühendisliğin de tarihsel merkezlerinden biri olmuştur.

Günümüzde ise hızlı nüfus artışı, iklim değişikliği, kuraklık ve su kaynaklarının bilinçsiz tüketimi, su yönetimi meselesini küresel ölçekte stratejik bir konu hâline getirmiştir. Tarımsal üretimde verimliliğin sürdürülebilmesi, çevresel dengenin korunması ve gıda güvenliğinin sağlanması için modern sulama tekniklerinin geliştirilmesi ve su kaynaklarının etkin biçimde kullanılması zorunlu hâle gelmiştir. Bu bağlamda geçmiş uygarlıkların su yönetimi tecrübeleri, günümüz için önemli dersler ve örnekler sunmaktadır.

Bu çalışmada; sulamanın tarihsel gelişimi, uygarlıkların oluşumundaki rolü, iklim ve coğrafya ile ilişkisi, tarih boyunca geliştirilen sulama teknikleri ve günümüzde su yönetiminin taşıdığı stratejik önem ele alınacaktır. Ayrıca Anadolu ve çevresindeki sulama uygarlıkları üzerinden, suyun yalnızca doğal bir kaynak değil; aynı zamanda medeniyet kurucu bir güç olduğu ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Sulamanın önemini daha iyi anlayabilmek için suyun bitki hayatındaki önemini bilmek gerekir.

Yeryüzünde susuz bir hayat düşünülemez. Bitki ağırlığının ortalama % 90 ını su oluşturur.

Su bitkinin çimlenmesini, bitkilerin hücre, gövde, dal, yaprak gibi organlarının canlılığını sağlar. Bu canlılık ve bitkinin kendine özgü şeklini kazanması, aynı zamanda yapraklarıyla solunum yapabilmesi, suyun bitkinin damarlarında sağladığı iç basınç ile gerçekleşir.

Su bitkiye gerekli olan besin maddelerini eriterek, kökler tarafından emilmesini ve emilen besin maddelerinin bitki içerisinde taşınmasını da sağlar.

Besin maddeleri, bitkinin ihtiyacı olan organlarına veya bitkinin depo görevi yapan bölgelerine su ile taşınır.

Su, bitkiyi fazla sıcak ve soğuklardan korur. Don olduğu dönemlerde yapılan sulama da, donma sonucu dışarıya verilen enerji toprak yüzeyini bir miktar ısıtacağından don şiddeti azaltılmış olur. Sıcakta ise yaprak yüzeyinden buharlaşan su bitki bünyesindeki ısıyı dışarı vererek bitkinin serinlemesini sağlar.

Su; köke yön vererek (kökler daima suya yönelmektedir) köklerin derinliğine ve yanlara yayılmasına etki ederek, köklerin daha iyi gelişmesini sağlar.

Bitkiler topraktan aldıkları suyun çok az bir kısmını (% 02) fotosentez yapı malzemesi olarak kullanmakta geri kalanını terleme ile atmosfere vermektedir. Ancak bu lüzumsuz bir su tüketimi kabul edilmemelidir. Zira, gıda maddelerinin topraktan alınması, bu maddelerin kullanılacak yerlere taşınması, hücre faaliyetlerinin sürdürülebilmesi ve bitki organlarında iç tazyikin sağlanması için, bitki kökleriyle yaprakları arasında sürekli bir su akımına ihtiyaç vardır.

Bitki için suyun bu derecede önemli olması, sulamanın da önemini ortaya çıkarmaktadır. Sulama ürünü çeşitlendirerek halkın refah düzeyinin yükselmesine, sanayiye ham madde sağlanmasına, sanayinin gelişmesine, ihracatın artmasına doğrudan doğruya etkili olduğu gibi, artan ürünün nakliyecileri, satışı satıcıları ve beslenmeye katkıları alıcıları dolaylı olarak etkilemektedir.[1]

Yani kısacası yaşam için vazgeçilmez bir doğal kaynak olan su, dünyada giderek önemi artan stratejik bir kaynak haline gelmiştir. 21. yüzyılın başından itibaren çevre sorunlarının artması, kullanılabilir su kaynaklarını kısıtlamaya başlamıştır. Hızlı nüfus artışı da su talebini arttırarak sorunun büyümesine neden olmaktadır. Azalan kullanılabilir su potansiyeline karşın dünya nüfusunun her geçen gün daha çok suya ihtiyaç duyması, su kaynakları konusundaki ulusal ve küresel duyarlılığı artırmıştır. Bu nedenle su yönetimi ve sınır aşan sular tüm ülkelerin gündeminde ilk sırada yer almaktadır.[2]

Ezcümle tarım ve yaşam için su çok önemlidir. Onun için, tatlı suyun tedariki uygarlığın yaratılması ve sürdürülebilirliği olmazsa olmazlardandır. Gerçekte insanoğlu 7 milyon yıldır bu gezegende var olmuştur. Bu süre boyunca Milankoviç süreçleri iklim değişimleri nedeniyle birçok buzul devirleri oluşturmuşlardır. Uygarlığın oluşmasında uygun iklim koşullarına gereksinim vardır ve bunlardan en önemlisi suyun varlığıdır. Her canlının yaşamasına elverişli doğal yaşam ortamları (habitatları) vardır. Kendi yaşam ortamında canlılar çoğalırlar, sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürerler. Canlılar, yaşam ortamındaki küçük değişimlere, bir miktar değişerek uyum sağlayabilirler. Canlıların yaşam ortamını belirleyen en önemli etmen iklim koşullarıdır. İklimin de en önemli iki etmeni sıcaklık ve yağıştır. Uygarlığın aşamalar: Toplayıcılık; Avcılık; Tarım. Bir bölgede uygarlığının gelişmesi için şu olguların beraberce bulunmasına bağlıdır: Uygun iklim kuşakları (35º-40° K enlemleri arası); Zengin su kaynakları; Tarım; Metaller. Doğadaki “Evrim Yasası” gereğince, yalnızca “Değişen Koşullara ve Çevreye Uyum Sağlama” yeteneğine sahip olanlar ayakta kalmıştır. Hazar Denizi ve Turan havzası dünyanın en büyük kıta içi kapalı havzasıdır.  Hazar ekosistemi, dünya okyanuslarına ait deniz seviye değişimlerinden bağımsız olarak kendine has su seviyesi değişimlerine sahiptir. İnsanlık tarihini değiştiren olay bundan 15 bin yıl kuzey kutup bölgesini çevreleyen buzul barajının çok büyük bir meteorun çarpması sonucu Hazar taşkınları olmuştur. Dünyanın en büyük kapalı havzasında su sevileri -150 m’den +50 m’lere yükselmiştir. Bu ani şok insanları çok etkilemiştir. Bu bölgeden kurtulmaya çalışan insan dünyanın ilk uygarlığını yaratmışlardır. Hazar Taşkınını taşkını takip eden süreçte Hazar Denizi su seviyesi +50 metrelerden günümüzde -28 metrelere inmiştir. Bu 15 bin yılda her 5-600 yılda Hazar Denizi su seviyesi inip çıkmıştır. Önce bol tatlı su ve sonrada süregiden kuraklaşma bölge insanları daha yaratıcı yapmış ve yeraltı su kanalları (KARİZ) yapmışlardır. Buzul çağının bitimiyle bu uygarlıklar (deltalar oluşuncaya kadar) başta Harran, Aran ve Turan olmak üzere Hazar çevresinde oluşmuştur. Günümüzden 5-6 bin yıl önce (hızlı ısınma) deniz su seviyeleri hızlı olarak yükselmiş ve Mısır, Mezopotamya ve İndüs Deltaları oluşmaya başlamıştır. Kuzeydeki buzullardan gelen su miktarı azaldıkça (özellikle Turan ovasında), çoraklaşma ve çölleşme başlamıştır. Bunun sonucunda insanlar daha sulak dağ yamaçlarına ve deltalara doğru hareket etmişlerdir. Dolayısıyla Mısır, Mezopotamya ve İndüs deltalarında uygarlıklar gelişmeye başlamıştır. Bu gelişmelerin hepsi su ile ilişkilidir. Günümüzde de su yönetimi çok önemli olacaktır.[3]

Su yönetiminin hangi açıdan önemli olduğuna bakacak olursak bir kere dünya nüfusundaki artış ve küresel ısınmanın da etkileriyle azalan su kaynaklarına olan talep gün geçtikçe artmaktadır. Kullanılabilir nitelikteki su kaynakları azalmaktadır. Tatlı su kaynaklarının en büyük kullanıcısı tarım sektörüdür. Bu yüzden tarımda kullanılan suyun etkinliğinin artırılması bir zorunluluk haline gelmiştir. Damla sulama, sulama yöntemleri içerisinde suyu en etkili şekilde kullanan yöntemlerden birisidir.

Damla sulama sistemlerinden beklenen yararın elde edilebilmesi, konusunda eğitim almış uzman kişilerce projelendirilmesine ve iyi bir şekilde işletilmesine bağlıdır. Sistem projede öngörüldüğü şekilde araziye uygulanmalı ve işletilmelidir. Damla sulama yöntemi ilk yatırım masrafları yüksek, kullanımı daha fazla bilgi ve beceri istemektedir. Bu yüzden damla sulama yönteminin işletimi hakkında üreticiye gerekli bilgiler verilmeli ve bilinçlendirilmelidir. Böylece sistemlerin daha etkin ve verimli kullanılması sağlanacaktır.[4]

Sulama yöntemi suyun toprağa veriliş şeklini ifade etmektedir. Dünyada ve ülkemizde içme suyunun dahi giderek azaldığı göz önüne alınırsa, gelecekte tarım alanlarında kullanılabilecek sulama suyunun bulunmasının güçleşeceği şimdiden görülmektedir. Bu aşamada yapılacak ilk iş, aşırı sulamalardan kaçınan, taban suyu çoraklık sorunları yaratmadan, bitkinin istediği zaman ve istediği miktarda su vermek ve bunu da en uygun yöntemle gerçekleştirmektir. Ancak hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, sulama yöntemiyle, sulanacak alanda yeknesak bir su dağılımının sağlanması; derine sızma ve yüzey akış kayıplarının en az düzeyde olması, dolayısı ile yüksek sulama randımanlarının elde edilmesi istenir.[5]

Sulama yöntemleri genel olarak 3’e ayrılır.

– Yüzey sulama yöntemleri

– Basınçlı sulama yöntemleri

– Yüzey altı sulama yöntemleri

Yüzey sulama, dışarıdan herhangi bir enerji ve basınç gerektirmeden arazi eğiminden dolayı suyun yerçekimi ile hareket etmesinden yararlanılarak yapılır. Sulama suyu arazinin genel eğimi doğrultusunda aşağı doğru farklı genişliklerdeki kanallarda akıtılır veya etrafı seddelerle çevrilmiş düz bir alanda göllendirilir. Bunlar en yaygın biçimde kullanılan sulama yöntemlerini oluşturmaktadırlar.[6]

Şimdi bu kadar detaylı biçimde ele aldığımız sulamanın tanımına da bir göz atalım:

Fotoğraf: Toprağa İnen Altın Damlalar Veya “Sulama”[7]

Bitkilerin normal gelişmesi için gerekli olan fakat doğal yollarla karşılanamayan suyun zamanında, bitkinin istediği miktarda ve uygun biçimde toprağa verilmesine sulama denir.[8]

Fotoğraf: Sulama, yağışlarla sağlanamayan bitki su ihtiyacının sun’i olarak toprağa verilmesidir.[9]

Bu arada sulama ve su yönetimi ile ilgili meselelere coğrafyanın perspektifinden bakacak olursak Hazar Taşkınını taşkını takip eden süreçte Hazar Denizi su seviyesi +50 metrelerden günümüzde -28 metrelere inmiştir. Bu 15 bin yılda her 5-600 yılda Hazar Denizi su seviyesi inip çıkmıştır. Önce bol tatlı su ve sonrada süre giden kuraklaşma bölge insanları daha yaratıcı yapmıştır. Bu değişimlerin olması bu bölge insanlarına göç etme zorunluluğu getirmiştir. Bu olay uygarlıkları yok etmemiş, öte yandan dönemsel ve tekrarlayan çevresel değişimler belki de denizciliğin başlaması gibi üretken ekonomilere neden olmuş ve aynı zamanda da atın ve çift-hörgüçlü Bakteryan Türk devesinin evcilleştirilmesine yol açmıştır. Bu olanaklar insanları yer değiştirmelerinde önemli olmuştur. Sudan korunmak için kazılan hendek örgütlenmeyi ve toplu çalışma-üretmeyi sağlamışsa kıtlaşan su kaynaklarını yönetmekte insanoğlunun ilk amaçlarından birisi olmuştur. Bu bölgede suyun yeraltı kanalları (KARİZ: KAR İZİ) yoluyla taşıma olgusu tüm Türkmenistan, Özbekistan, İran, Afganistan ve Doğu Türkistan (Uygur Bölgesi)’da bulunmaktadır. Suya ulaşma olgusu insanlığın geliştirdiği “İLK MÜHENDİSLİKTİR”. Bunun nedenim en büyük gereksinimim olan suya ulaşmak için birçok çözüm yöntemleri geliştirmek zorunda kalmış olmalardır.  Bilgi insanın doğasıyla eşdeğer bir kavramdır. Bilgi yok olmaz fakat bir yerde doğanın yarattığı nedenlerle gerilerken buradan göç eden insanlar onu yeni gittikleri yerlere taşırlar. Gittikleri yerin yaşam biçimleri ve inançları ile yoğrularak yeni inanç düzenleri ve yaşam biçimleri oluştururlar. Kuraklaşma ilerledikçe yüksek dağlardaki kar sularını daha verimli olan ova bölgelerine getirme yeteneklerini geliştirmişlerdir.[10]

Tevrat’a göz atıp meseleye teolojinin perspektifinden baktığımızda şunu görürüz:

“Ve İbrahim başka bir kadın aldı ve onun adı Ketura idi ve ona Zimran’ı, Yokşan’ı, Medan’ı, Yişbak’ı ve şuah’ı doğurdu… Ve onları doğuya doğru, doğu diyarına gönderdi.”[11]

Onlara su perisi tılsımını ve suyu idare etme yetisi verdi. Bu bölgenin insanlarının ileri bir uygarlığa sahip olmaları gerekiyor ki günümüzden 4 bin yıl önce yazıldığı tahmin edilen Tevrat’ta bile bu bölgenin insanlarının Kariz “kar izi suyolu”  denen yeraltı su kanalları gibi yapıları yapabilecek bilgi ve beceri ile donatılmış olduğu belirtilmektedir. Bu su uygarlığını Ahemidlerce Mısır’a kadar götürülmüştür.[12]

Fotoğraf: Yeraltı sutaşıma sistemi KARİZ (KAR İZİ).[13]

Yüksek alanlarda oluşan uygarlıklarda kariz uygulama bilgisi gelişiminin ve çoğalmasının nedenlerinden birincisi, büyük akarsuların eksikliği ve ikincisi yerleşim yerleri yakınlarında yağışı bol olan dağ veya sıradağların olmamasıdır. Buzul Çağı’nın bitiminde sonra oluşan kurak iklim kuşağı, büyük denizlere uzak, yamaç yağmurlarından yoksun, nemli havanın ulaşamadığı alanlardır. Buharlaşma oranı son derece yüksek olan kurak iklimde, yüzey tatlı su kaynakları çabuk kurumaktadır. Dağlarda yeraltı su düzeyi yüksek olduğundan, daha fazla derinliklere kaybolmadan önce suyun yolunu kesmek gerekir. İşte burada kariz düzenleri en doğru seçenektir.[14]

İlk önce, yer altı su damarlarına ulaşana dek deneme kuyuları kazılarak düzenli ve yeterli su akışının belirlenmesi gerekir. Bu işlem başarılı olursa, yüzeyde gelecekte kariz güzergâhı tasarlanır ve ilk önce yeraltı su yüzeyine kadar ulaşan ana kuyu kazımı ile esas iş başlar. Geleneksel karizler yetenekli işçi topluluğu tarafından el işçiliği ile kazılmıştır. Bu meslek tarihsel olarak iyi ücretli ve genellikle babadan oğula teslim edilmiştir.

Bir kariz düzeni, yer altında açılan yolun süzülme bölümü, yer altında açılan yolun su iletim bölümü, 20 ile 35 metre aralıkla kazılmış dikey kuyular, açık suyolu, küçük su toplama göleti ve sulama alanından oluşur. Sızma ve buharlaşmadan dolayı su yitimini önlemek için suyolunun çoğunluğu yer altındadır. Bir kariz, pompa ihtiyacını ortadan kaldırarak tamamen yerçekimi gücü ile beslenir. Dünyanın pek çok kurak bölgesinde eski karizler hala kullanılmaktadır ve yeni karizler yapım aşamasındadır. İran‘ın yüksek düzlüklerinde, bugün (qanat denilen) en büyük yoğun yer altı suyolları bulunur. Bazen karizler, yer altı sularını yüzeye çıkarmak için mevsimlik akarsulara koşut olarak kazılır, kurak dönemlerde ve yağmurlu dönemlerde çamurlu nehir sularından süzülmüş temiz su sağlayacaktır. Günümüzde İran’daki eski kariz su taşıma düzenekleri terk edilmesi nedeniyle kırsal alandaki birçok yerleşim boşaltmış bulunmaktadır. Bu durum çevre ülkelerde de söz konusudur.[15]

Dün eski kariz düzenekleriyle bugün ise modern yöntemlerle yapılan sulamanın önem kazanmasında etkili olan ve sulama alanlarının artırılmasına tesir eden faktörler sırasıyla şu şekildedir:

  1. Ülkenin artan gıda ihtiyacı ve çiftçinin gelirini artırma arzusu
  2. Toprağın sınırlı miktarda olması
  3. Suyun üretim artışındaki etkisinin vazgeçilmez olması
  4. Ticaret gübrelerinin kullanımının artması ve bunun suyla birlikte etkili olduğunun anlaşılması
  5. Toprak, su, bitki, gübre ve işletmecilik gibi faktörler arasındaki münasebetlerin anlaşılması
  6. Devletler tarafından çok amaca hizmet verebilecek su yapılarının tesis edilmesi
  7. Sulama alet ve ekipmanlarının gelişmesi[16]

Fotoğraf: Geçmişte suların dağıtımı şehrin yüksek yerlerine yapılan maksim adı verilen yapılar vasıtasıyla yapılırdı.[17]

Zaten tarımsal faaliyetleri olduğu kadar sosyal ve ekonomik yapıyı da tehdit eden ve giderek şiddetlenen iklim değişikliği çerçevesinde sıcaklıklar giderek yükselmekte, bazı bölgelerde sele dönüşen aşırı yağışlar olurken bazı bölgelerde de tersine aşırı azalma sonucu çölleşme emareleri ortaya çıkmaktadır. Yağışlara bağlı olarak su giderek azalmaktadır. Son yıllarda sıkça müşahede ettiğimiz bu olaylar, toprak verimliliğini arttıracak ve kuraklığın etkisini azaltacak tedbirlerin vakit geçirilmeden alınmasını zorunlu kılmakta olup, bu mesele ile ilgili yapılan önerilerin başında da suyun ekonomik kullanılması, israf edilmemesi, atık suların geri dönüşümünün yapılarak tekrar kullanılması, tarım alanlarında da mevcut su kaynaklarının son teknoloji ile en faydalı şekilde kullanılması, sulama etkinliğinin arttırılması, bunun içinde damlama sulama sistemleri, alttan sulama sistemleri, su kültürleri gibi yöntemler gündeme getirilmektedir. Bu konular bireysel olarak geliştirilebilir ve bu konularda zaten yeterli çalışmalar ve araştırmalar da yapılmaktadır![18]

Fotoğraf: Sulama ağaçlandırmayı sağlamaktadır.[19]

Sulama sisteminin faydalarına değinecek olursak bunun faydaları çok yönlüdür. Şöyle ki,

  1. Sulama ile birim alandan elde edilen ürün miktarı artar. Bu artış kuraklığa bağlı olarak 4-5 kat olabilir.
  2. Sulama ile bir yılda birden fazla ürün alınabilmektedir. Kurak bölgelerde nadas ile iki yılda ancak bir ürün alınabildiği halde, sulanan alanlarda, sıcaklığa bağlı olarak aynı yılda birden fazla ürün alınabilmektedir.
  3. Sulama ile geliri daha fazla olan bitki yetiştirilebilmektedir. Sulanmayan alanlarda yalnız birkaç ürün çeşidi ekilebildiği halde, bu bölgelerde sulama yapılınca, daha fazla gelir getiren bitkiler ekilebilmektedir ve dolayısıyla üreticinin geliri artmaktadır.
  4. Sulama üretim ve gelirlerdeki dalgalanmaları önlemektedir. Tarımsal üretimde karşılaşılan problemlerden biri de verim ve dolayısıyla üretim ve gelirdeki dalgalanmalardır. Verim sulu tarımda da hava koşulları, hastalıklar ve diğer faktörlerin etkisi ile yıldan yıla değişiklikler gösterirse de, bu değişiklikler kuru tarımdaki kadar büyük oranda olmaz. Çünkü kuru tarımda verim hava şartlarına çok bağlıdır.
  5. Sulama ağaçlandırmayı sağlamaktadır. Özellikle meyva ağaçları diķimi yapılmakta, kişilere ağaç zevki aşılanmaktadır.
  6. Sulama orman kesiminin önüne geçmektedir. Çünkü; sulama yapılan alanlarda tesis edilmiş meyvelikler ile kavak ve söğüt ağaçları her yıl budandığından, odun ve yakacak ihtiyacı buralardan karşılanır ve orman kesiminin önüne geçilmiş olur.
  7. Sulama çiftlik gübresinin yakacak (tezek) olarak kullanılmasına da engel olmaktadır. Kurak bölgelerde ahır gübresi tezek şeklinde yakacak olarak kullanılmaktadır. Sulama ile yetiştirilen ağaçlardan yakacak ihtiyacı karşılandığından, gübre toprağa verilmekte, topraktan daha fazla ve çeşitli ürün elde edilmektedir.
  8. Sulama gübre kullanmayı teşvik etmektedir. Sulanan alanlarda yalnız çiftlik gübresi değil ticaret gübrelerinin kullanılması da artmaktadır. Bundan dolayı da toprakların bitki besin maddelerince zenginleşmesi ve verimin artması sağlanmaktadır.
  9. Sulama hayvancılığın gelişmesin de etkili olmaktadır.

Sulama ile hayvan yemi çeşidi ve verimi arttığından işletmelerdeki hayvan sayısı ve verimi de artmaktadır.

  1. Sulama, işgücünün verimli kullanılmasını sağlamaktadır.

Yurdumuzda olduğu gibi tarımda çalışan nüfusun fazla olduğu ülkelerde işgücünün tam olarak değerlendirilmesi için alınan önlemlerden biri de tarımda iş yoğunluğunun artırılmasıdır. Mera hayvancılığı ve hububat tarımında fazla işgücü gerekmektedir. Sulama ile işletmede yer alan çapa bitkileri sebzecilik, meyvecilik ve hayvancılık daha yoğun işgücü gerektiren faaliyetlerdir. Böylece işgücüne yeni çalışma alanı hazırlanmış olur. İklimi müsait olan yerlerde sulama ile çift ürün alınarak iş gücü daha yoğun kullanılmış olur.

Sulama, fazla işgücünün değerlendirilmesini mümkün kıldığı gibi İşçiliğin yıl içinde düzenli dağılışını da sağlar. Sulama ile tek mevsime bağlı olmayan çeşitli bitkilerin yetiştirilmesi ve hayvancılığa yer verilmesi işçiliğin yıl içinde düzenli dağılışını sağlamış olur.

  1. Sulama iklimi yumuşatmaktadır. Sulama sonucu, alandaki buharlaşmalarla özellikle yaz aylarının sıcak ve kurak günlerinde havadaki nem oranı yükselmekte, sıcaklık birazda olsa azalmakta, yağış artmaktadır.[20]

Fotoğraf: Kış aylarında boşa akan sular göletlerde ve barajlarda depolanarak bitkilerin yararına sunulmaktadır.[21]

SULAMA HANGİ AMAÇLARLA YAPILIR

Tarımda sulama genel olarak.

  1. Bitkilerin su ihtiyacının karşılanması
  2. Toprak altı zararlılarıyla mücadele
  3. Donlara karşı korunmak
  4. Tuzlu ve alkalı toprakların ıslahı
  5. Gübreleme de bir vasıta olması için yapılmaktadır.[22]

Fotoğraf: Ülkemizde sulanabilir tarım arazilerinin ancak yarısı sulanabilmektedir.[23]

TÜRKİYENİN HANGİ BÖLGELERİNDE SULAMA YAPILMALIDIR:

Genel olarak ülkemizin Doğu Karadeniz bölgesi ve bazı küçük iklim adacıkları hariç her tarafında sulamaya ihtiyaç vardır. Sahil bölgelerimiz de yıllık yağış miktarı 500-750 mm. arasındadır. Yağışın % 50’ye yakın kış aylarında diğer kısmı ise ilkbahar ve sonbahar aylarında olur. Yaz ayları kurak geçer. İklimin bu özelliğine göre sahil bölgelerimizde kışlık bitkilerin sulanması gerekmez. Fakat ekonomik bir verim sağlayabilmek için yazlık bitkilerin sulanması şarttır.[24]

Fotoğraf: Toplam su tüketimimizin %73 ü sulamada kullanılmaktadır.[25]

Yurdumuzda geniş tarım alanları bulunan Orta ve Güneydoğu Anadolu da ise yağış durumu istenildiği gibi değildir. Yıllık yağış 300-450 mm. olup, yağışın mevsimlere dağılışı da bitkilerin su isteklerine uygun değildir. Yağışların önemli bir bölümü kışın düşer. Sonbahar yağışları çok defa bitki çıkışını bile sağlayamayacak kadar azdır. İlkbahar yağışları da miktar olarak yetersizdir. Çok defa yağışlar sağnak halinde düşerler. zararlara sebep olurlar. Yani Orta ve Güneydoğu Anadolu’da kışlık ve yazlık bitkilerin sulanmasına kesinlikle ihtiyaç vardır.[26]

Fotoğraf: Yeraltı sularının tarımda kullanılması çalışmalarına daha fazla önem verilmelidir.[27]

Memleketimiz tarımında sulama vazgeçilmez bir tedbir olarak daima düşünülmelidir.[28]

Fotoğraf: Sulama sorununun halledilmesinde, göletlerin önemli bir işlevi vardır.[29]

SULAMADA NE GİBİ ZORLUKLARLA KARŞILAŞILMAKTADIR

Sulamanın yapılabilmesi için önce suyun temin edilmesi gerekir. Sonra bu suyun ihtiyaç mahallerine sevki için gereken tesislerin yapılması külfeti vardır. Ancak iş bununla bitmemektedir. Asıl önemli külfet, suyun uygun bir şekilde kullanılması ile toprağın daimi olarak verimli kalmasını sağlamaktır. Su gelişi güzel kullanılınca çok kere fayda yerine zarar verir. Bilgisiz sulama yüzünden yurdumuzda yüz binlerce dekar arazi tarım yapılamaz hale gelmiş veya terk edilmiştir.

Bütün bunları engellemenin yolu, tarımla ilgisi olan herkesin tarımsal sulamanın dayandığı genel prensipleri bilmesidir.[30]

Ancak daha büyük bir sıkıntı şudur ki, faaliyetleri ve müdahelelerinin, su kalite ve nitelikleri üzerinde olumsuz etkileri giderek artmakta, su rezervleri için tehdit oluşturmaktadır. Son çeyrek asırda su talebinin %60 arttığı dikkate alındığında, su kısıtı olan ülkeler arasında yer alan Türkiyenin gelecekte su sıkıntısının yaşanmasının yaratacağı sorunlara karşı, kamu tarafından önlemler alınması ve ciddi politikaların var olmasını gerektirmektedir. Oysa ülkemizde su konusunda hukuksal düzenlemeler başta olmak üzere, su konusunda politikalar yetersiz, karmaşıktır.

Yaşamsal en önemli kaynak su, insanlığın sürdürülebilirliği ile eş anlamlı görülmek yerine giderek bir meta olarak değerlendirilmektedir. Susuz bir yaşamın olmayacağı, somut olan yetersizliği, daha da hissedilebilen suya talebin, gelecek için arttığı bilincinde, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği gibi uluslar arası kuruluşlar tarafından geliştirilen senaryolarla, ülkelerin su hakları konusunda yaptırımların ve erklerin değişimi gündeme gelmektedir.[31]

SU KAYNAKLARI

Yaşam Dünya atmosferindeki ve kabuğundaki suyun çoğu tuzlu deniz suyundan gelirken, tatlı su toplamın yaklaşık %1’ini oluşturur. Dünyadaki suyun büyük bir kısmı tuzlu sudur ve ortalama tuzluluk oranı ‰35’tir ancak bu, çevredeki karadan alınan akış miktarına göre biraz değişir. Toplamda, okyanuslardan ve marjinal denizlerden, tuzlu yeraltı sularından ve tuzlu kapalı göllerden gelen su, dünyadaki suyun %97’sinden fazlasını oluşturur, ancak hiçbir kapalı göl küresel olarak önemli miktarda su depolamaz. Dünya suyunun geri kalanı, gezegenin tatlı su kaynağını oluşturur. Tipik olarak tatlı su, tuzluluğu okyanuslarınkinden yüzde 1’den daha az, yani yaklaşık ‰ 0,35’ten daha az olan su olarak tanımlanır. Tuzluluğu bu seviye ile ‰ 1 arasında olan su, insanlar ve hayvanlar tarafından birçok kullanım için marjinal olduğundan, tipik olarak marjinal su olarak adlandırılır. Dünyadaki tuzlu suyun tatlı suya oranı yaklaşık 50’ye 1’dir. Gezegenin tatlı suyu da çok düzensiz bir şekilde dağılmış durumda. Gezegenin hiçbir yerinde buzulların olmadığı Mezozoik ve Paleojen gibi sıcak dönemlerde tüm tatlı su nehirlerde ve akarsularda bulunurken, günümüzde çoğu tatlı su buz, kar, yeraltı suyu ve toprak nemi şeklinde sadece 0,3 oranında bulunur. Yaşamın yerküremizde devam etmesi için bu kadar az miktarda bulunan tatlı suyun bulunması ve kullanılması çok önemlidir. İşte Sümercede buna “ABSU” denmiştir.[32]

Fotoğraf: Genç Buzul Maksimumu buzul yayılış alanı (20 bin yıl öncesi). Yaklaşık 12 bin yıl önce sona eren buzul çağı boyunca dünyamızın %32 gibi devasa bölümü buzullar altındaydı. Isınmayla beraber karaların %10’unu kaplamış bulunuyor. Yine bu oran küçük sayılmaz. Tam olarak bu alan 15 milyon km² gibi bir alanı kaplamaktadır. Karalar üzerinde bulunan en büyük buzul kütlesi Himalayalar, Pamirler ile Altay ve Tanrı Dağları üzerindedir. Sibirya düzlüğü bu buzulların kuzeyinde yer almaktadır.[33]

Kuzeydeki kutup bölgesi ile güneydeki dağlar üzerindeki buzullar arasındaki düzlük bölgedir.[34]

 

Fotoğraf: Çağımızda toprak ve su kaynaklarına olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır.[35]

Son Buzul Maksimumu (SBM) zamanında büyük buzul tabakaları en büyük boyutlarına erişmiştir.[36]

Devasa buz tabakaları Kuzey Amerika, Kuzey Avrupa ve Kuzey Asya’nın çoğunu kaplamıştır ve yağışsızlık, çölleşme ve deniz seviyesinde düşüşle birlikte Dünya iklimini belirgin olarak etkilemiştir. Son Buzul Maksimum zamanında, dünyanın çoğunluğu aşırı fırtınalı ve tozla kaplı atmosferi ile soğuk, kuru ve yaşanamaz koşullardaydı. Atmosferin çok tozlu olduğu buzul karotlarında belirgin bir özelliktir ve toz seviyeleri günümüzden 20-25 defa daha fazladır. Bu durum, olasılıkla, azalan bitki örtüsü; kuvvetli küresel rüzgârlar; atmosferdeki tozu temizlemek için yağış eksikliği gibi bazı etmenlere bağlıdır. Buzul kütleleri suları tutarak, deniz seviyesini düşürerek kıta kenarlarını ortaya çıkararak kara parçalarını birleştirmiş ve geniş kıyı düzlüklerini oluşturmuştur. Son buzul maksimumunda, 20 bin yıl öncesi, deniz seviyesi günümüzden yaklaşık 125/130 m daha aşağıdaydı. Güney yarımkürede Antarktika dışında karalarla bağlantılı kara parçası yoktur.[37]

Fotoğraf: Avrasya Buzul Tabakasının güney kenarında buzul-önü “Büyük Göller” genelleştirilmiş senaryoları[38]

Kuvaterner süresince, Barents Denizi ve Kara Deniz (kuzeydeki) üzerinde yerleşen buzul tabakaları Rusya anakarasına doğru birçok kere genişlemiştir ve kuzeye doğru akan ırmakları durdurmuştur. Ters yönde akışı olan, örneğin Hazar ve Karadeniz’e yönelen, büyük buzul barajı arkasındaki bu göller bu buzul levhalarının güneyine yerleşmişlerdir.[39]

Son Buzul Maksimumu (LGM, yaklaşık 20 bin yıl önce) süresince, Barents Denizi-Kara Denizuzul Tabakaları çok küçük olduğu için bu doğu ırmaklarını durduramamış ve saptıramamıştır. 90-80 ve 50-60 bin yıl öncesi maksimumların tersine, İskandinav Buzul Tabakası gereği kadar büyümüş olması nedeniyle ırmakları yönlendirmiştir. Akaçlama bölmesi Baltık Havza’sından İdil (Volga) Irmağına doğru yönelmiş ve sonuç olarak da Hazar Denizi’ne boşalmıştır. Bu taşkınlık Arktik Okyanusu ve daha geniş alandaki iklim üzerine belirgin etkisi olmuştur.[40]

Bu arada Hazar Denizi’ndeki taşkınlardan bahsetmişken içinde Hazar Denizi’nin de bulunduğu şu detaya göz atalım:

Anadolu coğrafyasının genellikle Asya ile Avrupa arasında bulunan bir köprü olarak tanımlanmasına rağmen, bu onun eşsizliğini yeterince vurgulamaya yetmez. Afrika o kadar yakındır ki, burada üç kıtanın yollarının dört denizin kıyısına – Hazar Denizi, Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz – bağlandığını iddia etmek mümkündür.[41]

Dünyanın başka hiç bir bölgesinde bu derecede ayrıcalıklı jeostratejik bir durumla, insanların yerleşimi için son derece elverişli iklim koşullarının bir arada bulunduğu bir yer yoktur.[42]

Zengin doğal kaynaklar, yerleşik hayatın burada başlamasına, tarımda ileri düzeye geçilmesine, hayvan besiciliğinin artmasına, metal işlemeciliğinin gelişmesine ve sonraki dönemlerde para basımının ilk olarak Anadolu’da başlamış olmasına direkt etkisi olmalıdır. 20. yüzyılda bilgi çalışma sistemlerinin ortaya çıkmasından önce, bir bölgedeki doğal kaynaklar toplumların başarılarında çok önemli bir rol oynardı. Doğal kaynaklar içerisine maden yatakları, doğal kayalar, yıllık yağışlar, akarsu akışları, orman kaynakları ve tarımsal kullanım alanları girmektedir. Anadolu, jeolojik geçmişi ve coğrafi konumu sayesinde yukarıdaki kategorilerin hepsi açısından zengindir.[43]

Fotoğraf: Akarsular ve yeraltı suları en önemli su kaynaklarıdır.[44]

Ve artık günümüz dünyasında bu kategorilere sahip olmak kâfi gelmeyip, bu zenginliği ham madde olarak değerlendirmek, aslında ülkenin geleceği[45] açısından pek iç açıcı bir şey olmayıp, böyle bir durumda da o memleketin geleceğinden ümit kesmek lâzımdır.[46]

Bu yüzden ülkemiz su kaynaklarını daha iyi değerlendirebilmek için gölet ve baraj yapımına daha fazla ağırlık verilmelidir.[47]

Zaten son yıllarda bu yapılamadığı için Türkiye, bir dönem kendi kendine tarımda yeterli birkaç ülkeden biri olmasına rağmen bu avantajını stratejik güce dönüştürmeyi başaramadı.[48]

Tarım uzun yıllardır söylem düzeyinde “stratejik sektör” olarak tanımlansa da uygulamada aynı kararlılık gösterilemedi. Avrupa’nın bazı küçük ülkeleri, hatta su ve toprak kaynakları son derece sınırlı olan İsrail bile tarım teknolojisi, su yönetimi, verimlilik, lojistik ve markalaşma alanlarında Türkiye’nin önüne geçti.[49]

Burada bir kere daha tekrar etmenin yararı var; su gelişi güzel kullanılırsa yarar yerine zarar verir. Tarımsal sulamanın genel prensiplerini bilmeden yapılan sulama, araziyi tarım yapılamaz hale getirir.

Sulama yapılmadan önce uygun sulama yönteminin seçilmesi gerekir. Seçilen sulama sisteminin tarım arazilerine başarı ile uygulanması ve randıman alınabilmesi için gerekli olan tarla içi geliştirme hizmetlerinin başarı ile uygulanarak arazinin sulamaya hazırlanmasına bağlıdır.[50]

SULAMA YÖNTEMİ NEDİR, ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Sulama Yöntemi, sulama suyunun toprakta bitki kök bölgesine veriliş biçimini ifade eder.[51]

Fotoğraf: Başarılı sulama için sulama suyunun kirlilik, tuzluluk gibi sorunları olmamalıdır.[52]

Sulama yöntemleri üçe ayrılır;

  1. Yüzey (Karık ve tava) sulama yöntemi
  2. Yağmurlama sulama yöntemi
  3. Damla sulama ve alttan sızdırma sulama yöntemi

SULAMA YÖNTEMİNİN TESBİTİNDE NELER ETKİLİ OLUR

Tarım arazilerinde uygulanacak sulama yönteminin tesbitinde:

  1. a) Toprak şartları
  2. b) Arazinin şekli
  3. c) Su kaynağı
  4. d) Yetiştirilen bitki
  5. e) İklim durumu
  6. f) Drenaj durumu
  7. g) Ekonomik etmenler
  8. h) Çiftçi alışkanlıkları

etkili olmaktadır.[53]

TARLA İÇİ GELİŞTİRME HİZMETLERİ NELERDİR

Tarla içi geliştirme hizmetleri, arazinin sulamaya hazırlanması özellikle arazi tesviyesi, gerekli görülürse drenajın sağlanmasına ilişkin çalışmalardır.[54]

Fotoğraf: Sulamanın tarım arazilerine başarılı ve randımanlı uygulanabilmesi için tarla içi hizmetlerinin iyi yapılması gerekir.[55]

Böylelikle tarım arazilerindeki, tarlalardaki sulama meselesine de göz attıktan sonra sulamanın tarihçesine de göz atmadan geçmek olmayacaktır.

Sulamanın tarihi, insanlık tarihi ile birlikte başlar. Medeniyetlerin doğuşundan önce bile, bitkisel üretim amacıyla, ilkel sulama tekniklerinin kullanıldığı bilinmektedir. Medeniyetlerin birçoğu suyun bulunduğu ve sulamanın yapıldığı bölgelerde gelişmiştir.

Mezopotamya ve Eski Mısır’da yapılan kazılar tarihi M. Ö. 6 bin’e kadar varan sulama çabalarının varlığını ortaya koymuştur.[56]

Fotoğraf: Antik Çağda Mısır Teb Kentinde Tarım[57]

Yine aynı şekilde M.Ö. I. bin yılda güçlü bir krallık olarak ortaya çıkan Urartu’ların gelişmesinde bölgede yer alan zengin su kaynaklarının rolü büyük olmuştur. Tarımsal alanları düzenli bir şekilde sulamak ve suyu halka sistemli bir şekilde dağıtmak amacıyla Urartular Baraj, gölet, kanal gibi sulama tesisleri inşa etmişlerdir.

Bugün bile bazılarının hala varlıklarını devam ettirdikleri sulama tesisleri Urartu Krallığı’nın bölgenin topoğrafik ve iklimsel koşularıyla nasıl mücadele ettiğinin en iyi kanıtlarındandır.[58]

Barajlar Bölgesi : Doğu Anadolu

Urartu Krallığı, M.Ö.9.-6. yüzyıllar arasında başta Doğu Anadolu olmak üzere, Transkafkasya ve Kuzeybatı İran Bölgelerinde egemenliğini sürdürmüştür. Urartu Kralları tarafından Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaptırılan önemli imar faaliyetleri, Eskiçağ’da bu bölgeye altın çağını yaşatmıştır. Bunların başında baraj, gölet, ve sulama kanalları gelmektedir.

Bugüne değin belirlenen ve sayıları 63’ü geçen baraj, gölet ve sulama kanalları, Urartu Krallığı’nın çekirdeğini oluşturan Doğu Anadolu’yu bir “Barajlar Bölgesi” durumuna getirmiştir. Öyle ki Anadolu ve Dünya’nın öteki coğrafi bölgelerinde bu kadar çok barajın varlığına rastlanılmamaktadır.

Yaklaşık olarak 2700-2800 yıldan beri kesintisiz olarak çalışan çok sayıdaki baraj, gölet ve sulama kanalının benzerine, şimdiye kadar ne Anadolu, ne de Dünya’nın öteki ülkelerinde rastlanılmaktadır. Bu yüzden Urartu Krallığı’ Anadolu ve Eski Önasya Dünyası’nın en büyük “Hidrolik Uygarlığı” olarak adlandırmaktadır.[59]

Bölgenin ilk sulama tesisleri

Bölgedeki ilk sulama tesislerinin Urartu Krallığı döneminde yapılmış olması, Doğu Anadolu Bölgesi için bir dönüm noktası olmuştur. Yani sulamaya dayanan modern tarımın temelleri, ilk kez Urartu Krallığı tarafından atılmıştır.

Urartu Kralları’nın Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaptırdıkları çok sayıdaki baraj, gölet ve sulama kanalları, Eskiçağ’da Hitit ve Assur Krallıkları’nın baraj ve sulama kanalı yapma geleneğini Pers, Hellenistik, Bizans, Ortaçağ ve Osmanlı Devleti dönemine taşımıştır. Yani Anadolu’da sulamaya dayalı modern tarım kültürünün yaygınlaşmasında ve baraj yapma geleneğinin gelişmesinde, Urartu Uygarlığı çok önemli bir köprü görevini üstlenmiştir. Hatta yapılan baraj ve göletler Van Ovası’nın güney bölümünün su gereksinmesini karşılayamadığı için, Gürpınar Ovası’ndan Van Ovası’nın güneyindeki topraklarda bulunan meyve ve sebze bahçelerinin su gereksinmesini karşılayabilmek için 51 km. uzunluğunda olan ünlü Menua (Semiramis/Şamram) Kanalı yapılmıştır. Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki diğer su kaynakları üzerinde birbiriyle bağıntılı olarak bu kadar çok sulama tesisinin yapılmadığı görülmektedir.[60]

Bir Sulama Medeniyeti: Urartu

Urartu Kralları’nın yaptırmış oldukları sulama tesisleri sayesinde tarım ön plana geçmiştir. Baraj, gölet ve sulama kanallarından alınan sular, küçük ova ve vadilerde yapılan tarıma hayat vermiştir . Ayrıca sulama kanallarının yardımıyla arazi cennete dönüştürülmüştür. Birçok Urartu kalesinde yapılan kazıda ortaya çıkarılan ve her biri 1000 litre yiyecek ve içecek alan yüzlerce büyük küp, yapılan tarımın ne denli modern ve geniş kapsamlı olduğunu göstermektedir. Urartular’ın elde ettikleri tarım ürünleri arasında arpa, buğday, kızılca (kılçıklı) buğday, darı, çavdar, bezelye, nohut, bakla, mercimek ve susam yağı bulunmaktadır. Ancak üzüm bağlarından elde edilen üzümlerden yapılar şaraplar, depolarda çok büyük bir yer tutmaktaydı.

Bugüne değin saptanan Urartu sulama tesislerinin 40’ı baraj, 16’sı gölet ve 7’si de sulama kanalıdır.[61]

Urartu Sulama Kanalları Bugün Bile Kullanılıyor!

Urartu Kralları tarafından Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaptırılan baraj, gölet ve sulama kanalları, tıpkı günümüzde olduğu gibi, Ortaçağ ve Osmanlı döneminde de aynı amaçla kullanılmıştır. Ortaçağ’da baraj, gölet ve sulama kanalları sayesinde yapılan başarılı tarım ve elde edilen tarım ürünlerinin bolluğu, Ermeni, Arap, İranlı tarihçi ve coğrafyacılar ile Avrupalı seyyah ve elçiler tarafından övgüyle anlatılmıştır. Hatta Anadolu’dan İlhanlılar’a her yıl vergi olarak ödenen para, kumaş, metal eşya ve hayvanın yanı sıra, tonlarca ağırlıkta meyvenin de ödenmesi, meyve bahçeleri ve üzüm bağlarından elde edilen meyvenin ne denli fazla olduğunu göstermektedir. Osmanlı Devleti döneminde ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi ile birçok Avrupalı seyyah ve elçi, Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir cennet görüntüsü veren üzüm bağları ve meyve bahçeleri konusunda ayrıntılı bilgiler vermektedir.[62]

Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki baraj, gölet ve sulama kanallarının % 85’i erozyondan büyük ölçüde etkilenmiştir. Baraj ve göletlerin erozyondan bu denli şiddetli bir şekilde etkilenmesinde, bölgedeki orman alanlarının ortadan kalkmasının da çok büyük bir etkisi olmalıdır. Ancak Ortaçağ, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde baraj, gölet ve sulama kanallarında yapılan küçük onarımlar sayesinde Urartu baraj ve gölet ve sulama kanallarının günümüzde bile kullanılmaktadır.[63]

Örneğin, günümüzde de Van Ovasını sulamaya devam eden 50 km uzunluğundaki Şamram kanalı kral Minua tarafından yaptırılmıştır.[64]

Bu durum, su yönetiminin ve tarımsal sulama altyapısının insanlık tarihi boyunca ne denli hayati bir önem taşıdığını açıkça göstermektedir. Nitekim tarihin ilk dönemlerinden beri yaşamın ve üretimin merkezinde yer alan su, günümüzde de stratejik önemini korumakta ve daha karmaşık küresel denklemlerle karşımıza çıkmaktadır. Geçmişte yerel mühendislik harikalarıyla çözülmeye çalışılan su ihtiyacı, modern dünyada artan nüfus ve iklim kriziyle birlikte artık küresel bir yönetim sorununa dönüşmüştür. Daha da mühim olan mevzu şudur ki, geleceğe yönelik tahminler 2040 yılına kadar Türkiye dahil 33 ülkenin “aşırı yüksek su stresi” riskiyle karşı karşıya kalacağını ortaya koyuyor.[65]

Öte yandan günümüzde global su kaynaklarının yaklaşık %70’i tarımda, kalanı ise içme-kullanma ve sanayi sektöründe kullanılmaktadır. Bu denli vazgeçilmez bir doğal kaynak olan su, sektörler arasında da rekabeti beraberinde getirmiştir ve bununla birlikte yeni yönetim stratejileri geliştirilmeye çalışılmıştır. Bunların arasında tarımda etkin su kullanımı sağlanması, kamu kurumlarının yanı sıra özel sektör kuruluşlarının da su ve sulama yönetiminde bulunması ve sanal su (virtual water) kavramı yeni ortaya çıkan yaklaşımlardır.[66]

Sonuç

İnsanlık tarihi incelendiğinde suyun yalnızca biyolojik yaşamın devamını sağlayan doğal bir kaynak olmadığı; aynı zamanda uygarlıkların ortaya çıkışını, gelişimini ve sürdürülebilirliğini belirleyen temel unsurlardan biri olduğu açık biçimde görülmektedir. Tarımsal üretimin sürekliliği, yerleşik hayatın başlaması, nüfus artışı, şehirleşme, ekonomik kalkınma ve devlet organizasyonlarının oluşumu büyük ölçüde su kaynaklarının yönetilebilmesine bağlı olmuştur. Bu nedenle sulama faaliyetleri, insanlığın geliştirdiği en eski ve en stratejik teknik organizasyonlardan biri hâline gelmiştir.

Çalışmada ele alınan Mezopotamya, Mısır, İndüs, Anadolu ve Hazar Havzası gibi uygarlık merkezleri, su ile medeniyet arasındaki doğrudan ilişkiyi açık biçimde ortaya koymaktadır. Özellikle iklim değişimleri, kuraklaşma süreçleri, buzul çağlarının sona ermesi ve Hazar Havzası’ndaki hidrolojik dalgalanmalar, insan topluluklarını yeni üretim ve su yönetim yöntemleri geliştirmeye zorlamıştır. Bu süreçte kariz sistemleri, sulama kanalları, göletler ve barajlar yalnızca mühendislik başarıları değil; aynı zamanda toplumsal örgütlenmenin, kolektif üretimin ve teknik bilgi birikiminin somut göstergeleri olmuştur.

Anadolu coğrafyası ise sahip olduğu zengin su kaynakları, verimli havzaları ve stratejik konumu sayesinde tarih boyunca önemli sulama uygarlıklarına ev sahipliği yapmıştır. Özellikle Urartuların geliştirdiği su yapıları ve hidrolik mühendislik uygulamaları, su yönetiminin ekonomik güç ve siyasal organizasyon üzerindeki etkisini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Bu yönüyle Anadolu, yalnızca tarımsal üretimin değil, aynı zamanda tarihsel su mühendisliğinin de merkezlerinden biri olmuştur.

Modern dünyada ise su meselesi, geçmiş dönemlere kıyasla çok daha stratejik bir boyut kazanmıştır. Hızlı nüfus artışı, iklim değişikliği, çölleşme, çevresel bozulmalar ve bilinçsiz tüketim, kullanılabilir tatlı su kaynaklarını ciddi biçimde tehdit etmektedir. Özellikle tarım sektörünün dünya genelinde en büyük su tüketicisi olması, sulama tekniklerinin modernleştirilmesini zorunlu hâle getirmiştir. Damla sulama, basınçlı sulama sistemleri, su geri dönüşümü ve sürdürülebilir su yönetimi uygulamaları artık yalnızca ekonomik verimlilik açısından değil, insanlığın geleceği açısından da hayati önem taşımaktadır.

Bununla birlikte çalışma göstermektedir ki, suyun yanlış kullanımı verimlilik yerine çoraklaşma, toprak kaybı ve çevresel tahribat gibi ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle su yönetimi yalnızca teknik bir mesele olarak değil; eğitim, planlama, çevre politikaları, tarım stratejileri ve devlet politikalarıyla birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir konu olarak değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak su, tarih boyunca uygarlıkları doğuran, geliştiren ve ayakta tutan temel güçlerden biri olmuştur. Geçmiş toplumların su yönetimi konusunda geliştirdiği bilgi ve tecrübeler, günümüz dünyasının karşı karşıya bulunduğu kuraklık, gıda güvenliği ve iklim krizi gibi sorunlar açısından önemli dersler sunmaktadır. İnsanlığın geleceği, su kaynaklarını ne ölçüde bilinçli, adil ve sürdürülebilir biçimde yönetebileceğine bağlıdır. Bu nedenle suya yalnızca ekonomik bir meta olarak değil; medeniyetin devamlılığını sağlayan stratejik ve yaşamsal bir değer olarak yaklaşmak zorunludur.

Kaynakça:

Ahmet Nejat EVSAHİBİOĞLU, Su Kaynaklarının Etkin ve Sürdürülebilir Kullanımı. Tarım Sürdürülebilir mi? Panel Sürdürülebilir Tarım Geliştirme Derneği, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Bolu Valiliği 17 Aralık 2008, Bolu 2008a; akt. Ahmet Nejat EVSAHİBİOĞLU, Turhan AKÜZÜM, Belgin ÇAKMAK, Su Yönetimi, Su Kullanım Stratejileri Ve Sınıraşan Sular, Türkiye Ziraat Mühendisliği VII. Teknik Kongresi

Ahmet Nejat EVSAHİBİOĞLU, Yüzyılımızda Dünyada ve Türkiye’de Su Sorunu ve Çözüm Yolları Üretmede Uzaktan Algılama Teknolojisinin Kullanımı. TRT GAP TV. 9 Nisan 2008, Ankara 2008b; akt. Ahmet Nejat EVSAHİBİOĞLU, Turhan AKÜZÜM, Belgin ÇAKMAK, Su Yönetimi, Su Kullanım Stratejileri ve Sınıraşan Sular, Türkiye Ziraat Mühendisliği VII. Teknik Kongresi

Ali KAHRİMAN, Doğayla Barışık Kalkınmanın Yolu: Yerin Altındaki Zenginliği Akılla Yönetmek, Kırmızılar, 12 Ekim 2025, https://www.kirmizilar.com/dogayla-barisik-kalkinmanin-yolu-yerin-altindaki-zenginligi-akilla-yonetmek/, erişim tarihi: 12.05.2026

Eberhard Zangger ve arkeolog Serdal Mutlu, Luviler: Bir Anadolu Uygarlığı ile İlgili Çalışmalar, İdil Dergisi, 5 (24), 16. Basım, 2016

Elif Gültekin Karahacıoğlu, Aybüke İnal Kamacı, Türkiye dahil 33 ülke “aşırı yüksek su stresi” riskiyle karşı karşıya, Anadolu Ajansı, 8 Nisan 2026, https://www.aa.com.tr/tr/yesilhat/iklim-degisikligi/turkiye-dahil-33-ulke-asiri-yuksek-su-stresi-riskiyle-karsi-karsiya/1829792, erişim tarihi: 08.05.2026

Fahri Altay, İklim Değişikliği ve Tarıma Etkileri, Kırmızılar, 7 Mayıs 2023, https://www.kirmizilar.com/i-klim-degisikligi-ve-tarima-etkileri/, erişim tarihi: 07.05.2026

Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996

Hüseyin Nihal ATSIZ, Vazife Sınırı, Gözlem Gazetesi, 13 Mart 1969

İsmail ARAS, Damla Sulama Yöntemi, Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Dergisi, c. 15, sy 1-2, Haziran 2006

Jan Mangerude, ‘Ice Dammed Lakes and Rerouting of the Draining of northern Eurasia During the Last Glaciation’. Quaternary Science Review, 2004, 23(11-13); akt. Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, erişim tarihi: 12.05.2026

Mehmet ÖĞÜTÇÜ, Tarımın ve Akışların Yeni Jeopolitiği: Biz Neresindeyiz?, Kırmızılar, 11 Mayıs 2026, https://www.kirmizilar.com/tarimin-ve-akislarin-yeni-jeopolitigi-biz-neresindeyiz/, erişim tarihi: 13.05.2026

Mikhail Grigoryevich Grosswald, New Approach to the Ice Age Paleohydrology of Northern Eurasia, ‘Paleohydrological and Environmental Change’. Editors Gerardo Benito and Victor Richard Baker, 1998; akt. Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, erişim tarihi: 12.05.2026

Mustafa ERGÜN, Gediz Havzası ve Uygarlığa Katkıları, Kırmızılar, 5 Mart 2025, https://www.kirmizilar.com/gediz-havzasi-ve-uygarliga-katkilari/, erişim tarihi: 05.05.2026

Neşe Üzen, Öner Çetin, Geçmişten Günümüze Su ve Sulama Yöntemi, Batman Üniversitesi Uluslararası Katılımlı Bilim ve Kültür Sempozyumu, 18-20 Nisan 2012 Batman, Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, Cilt 1, Sayı 2 (2012)

Nüvit Soylu, Anadolu ve Önasya Tarihinde Bir Sulama Medeniyeti: Urartu Krallığı, Hidropolitik Akademi, 22 Ekim 2016, https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/14562/anadolu-ve-onasya-tarihinde-bir-sulama-medeniyeti-, erişim tarihi: 22.04.2026

Nüvit Soylu, Baki Remzi Suiçmez, Argun Baran, Erkan Alemdaroğlu, Mehmet Gözar, Selda Ünal, Türkiye Su Kaynakları ve Sulama Hizmetleri Yapılanması, 1.TMMOB Su Politikaları Kongresi, Ankara, Mart 2006

Nüvit Soylu, Sulamanın Tarihçesi ve Uygarlık, Hidropolitik Akademi, 2 Kasım 2014, https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/6077/sulamanin-tarihcesi-ve-uygarlik, erişim tarihi: 02.05.2026

Rıza Kanber, Recep Çakır, Ali Fuat Tarı, Sulama ve Drenaj Mühendisliği, KGHM, APK D. Bşk, yayın no : 122, Ankara, 2003

Sabri Şener, Rüştü Ertaş, Kâmil Öğretir, Ahmet Apan, Türkiyede Sulanan Bitkilerin Sulama Teknikleri, KGHM, APK Daire Bşk, Yayın no : 89. Menemen, 1995

Dipnotlar:

[1] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 1, 2

[2] Ahmet Nejat EVSAHİBİOĞLU, Su Kaynaklarının Etkin ve Sürdürülebilir Kullanımı. Tarım Sürdürülebilir mi? Panel Sürdürülebilir Tarım Geliştirme Derneği, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Bolu Valiliği 17 Aralık 2008, Bolu 2008a; Ahmet Nejat EVSAHİBİOĞLU, Yüzyılımızda Dünyada ve Türkiye’de Su Sorunu ve Çözüm Yolları Üretmede Uzaktan Algılama Teknolojisinin Kullanımı. TRT GAP TV. 9 Nisan 2008, Ankara 2008b; akt. Ahmet Nejat EVSAHİBİOĞLU, Turhan AKÜZÜM, Belgin ÇAKMAK, Su Yönetimi, Su Kullanım Stratejileri Ve Sınıraşan Sular, Türkiye Ziraat Mühendisliği VII. Teknik Kongresi, sf. 120

[3] Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon ), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[4] İsmail ARAS, Damla Sulama Yöntemi, Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Dergisi, c. 15, sy 1-2, Haziran 2006, sf. 49

[5] Sabri Şener, Rüştü Ertaş, Kamil Öğretir, Ahmet Apan, Türkiyede Sulanan Bitkilerin Sulama Teknikleri, KGHM, APK Daire Bşk, Yayın no : 89. Menemen, 1995

[6] Rıza Kanber, Recep Çakır, Ali Fuat Tarı, Sulama ve Drenaj Mühendisliği, KGHM, APK D. Bşk, yayın no : 122, Ankara, 2003

[7] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 3

[8] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 3

[9] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 3

[10] Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[11] Tekvin 25.1, 2, 6

[12] Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[13] Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[14] Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[15] Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[16] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 4, 5

[17] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 4

[18] Fahri Altay, İklim Değişikliği ve Tarıma Etkileri, Kırmızılar, 7 Mayıs 2023, https://www.kirmizilar.com/i-klim-degisikligi-ve-tarima-etkileri/, Erişim Tarihi: 07.05.2026

[19] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 5

[20] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 5-10

[21] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 6

[22] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 10

[23] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma Ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 7

[24] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 10

[25] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 8

[26] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 10

[27] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 9

[28] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 11

[29] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 9

[30] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 11

[31] Nüvit Soylu, Baki Remzi Suiçmez, Argun Baran, Erkan Alemdaroğlu, Mehmet Gözar, Selda Ünal, Türkiye Su Kaynakları ve Sulama Hizmetleri Yapılanması, 1.TMMOB Su Politikaları Kongresi, Ankara, Mart 2006, sf. 331

[32] Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[33] Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[34] Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[35] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 11

[36] Mikhail Grigoryevich Grosswald, New Approach to the Ice Age Paleohydrology of Northern Eurasia, ‘Paleohydrological and Environmental Change’. Editors Gerardo Benito and Victor Richard Baker, 1998, pp. 199-214; akt. Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[37] Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[38] Mikhail Grigoryevich Grosswald, New Approach to the Ice Age Paleohydrology of Northern Eurasia, ‘Paleohydrological and Environmental Change’. Editors Gerardo Benito and Victor Richard Baker, 1998, pp. 199-214; akt. Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[39] Mikhail Grigoryevich Grosswald, New Approach to the Ice Age Paleohydrology of Northern Eurasia, ‘Paleohydrological and Environmental Change’. Editors Gerardo Benito and Victor Richard Baker, 1998, pp. 199-214; Jan Mangerude, ‘Ice Dammed Lakes and Rerouting of the Draining of northern Eurasia During the Last Glaciation’. Quaternary Science Review, 2004, 23(11-13), pp. 1313-1332; akt. Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[40] Jan Mangerude, ‘Ice Dammed Lakes and Rerouting of the Draining of northern Eurasia During the Last Glaciation’. Quaternary Science Review, 2004, 23(11-13), pp. 1313-1332; akt. Mustafa ERGÜN, Su ve Uygarlık (Water And Cıvılızatıon), Kırmızılar, 26 Nisan 2026, https://www.kirmizilar.com/su-ve-uygarlik-water-and-civilization/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[41] Mustafa ERGÜN, Gediz Havzası ve Uygarlığa Katkıları, Kırmızılar, 5 Mart 2025, https://www.kirmizilar.com/gediz-havzasi-ve-uygarliga-katkilari/, Erişim Tarihi: 05.05.2026

[42] Eberhard Zangger ve arkeolog Serdal Mutlu, Luviler: Bir Anadolu Uygarlığı ile İlgili Çalışmalar, İdil Dergisi, 5 (24), 16. Basım, 2016, sf. 1037-1077

[43] Mustafa ERGÜN, Gediz Havzası ve Uygarlığa Katkıları, Kırmızılar, 5 Mart 2025, https://www.kirmizilar.com/gediz-havzasi-ve-uygarliga-katkilari/, Erişim Tarihi: 05.05.2026

[44] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 12

[45] Ali KAHRİMAN, Doğayla Barışık Kalkınmanın Yolu: Yerin Altındaki Zenginliği Akılla Yönetmek, Kırmızılar, 12 Ekim 2025, https://www.kirmizilar.com/dogayla-barisik-kalkinmanin-yolu-yerin-altindaki-zenginligi-akilla-yonetmek/, Erişim Tarihi: 12.05.2026

[46] Hüseyin Nihal ATSIZ, Vazife Sınırı, Gözlem Gazetesi, 13 Mart 1969

[47] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 12

[48] Mehmet ÖĞÜTÇÜ, Tarımın ve Akışların Yeni Jeopolitiği: Biz Neresindeyiz?, Kırmızılar, 11 Mayıs 2026, https://www.kirmizilar.com/tarimin-ve-akislarin-yeni-jeopolitigi-biz-neresindeyiz/, Erişim Tarihi: 13.05.2026

[49] Mehmet ÖĞÜTÇÜ, Tarımın ve Akışların Yeni Jeopolitiği: Biz Neresindeyiz?, Kırmızılar, 11 Mayıs 2026, https://www.kirmizilar.com/tarimin-ve-akislarin-yeni-jeopolitigi-biz-neresindeyiz/, Erişim Tarihi: 13.05.2026

[50] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 15, 16

[51] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 17

[52] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 17

[53] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 17, 18

[54] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 18

[55] Halil GÜNGÖR, Abdullah ARAN, Hamdi KARAATA, Sabri ŞENER, Haluk ÜSTÜN, Mustafa EYLEN, Karani ÖĞRETİR, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yaygın Çiftçi Eğitimi Projesi YAYÇEP Sulama, Edit. Teoman ERENGİL, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara – 1996, sf. 18

[56] Nüvit Soylu, Sulamanın Tarihçesi ve Uygarlık, Hidropolitik Akademi, 2 Kasım 2014, https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/6077/sulamanin-tarihcesi-ve-uygarlik, Erişim Tarihi: 02.05.2026

[57] Nüvit Soylu, Sulamanın Tarihçesi ve Uygarlık, Hidropolitik Akademi, 2 Kasım 2014, https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/6077/sulamanin-tarihcesi-ve-uygarlik, Erişim Tarihi: 02.05.2026

[58] Nüvit Soylu, Anadolu ve Önasya Tarihinde Bir Sulama Medeniyeti: Urartu Krallığı, Hidropolitik Akademi, 22 Ekim 2016, https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/14562/anadolu-ve-onasya-tarihinde-bir-sulama-medeniyeti-, Erişim Tarihi: 22.04.2026

[59] Nüvit Soylu, Anadolu ve Önasya Tarihinde Bir Sulama Medeniyeti : Urartu Krallığı, Hidropolitik Akademi, 22 Ekim 2016, https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/14562/anadolu-ve-onasya-tarihinde-bir-sulama-medeniyeti-, Erişim Tarihi: 22.04.2026

[60] Nüvit Soylu, Anadolu ve Önasya Tarihinde Bir Sulama Medeniyeti : Urartu Krallığı, Hidropolitik Akademi, 22 Ekim 2016, https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/14562/anadolu-ve-onasya-tarihinde-bir-sulama-medeniyeti-, Erişim Tarihi: 22.04.2026

[61] Nüvit Soylu, Anadolu ve Önasya Tarihinde Bir Sulama Medeniyeti : Urartu Krallığı, Hidropolitik Akademi, 22 Ekim 2016, https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/14562/anadolu-ve-onasya-tarihinde-bir-sulama-medeniyeti-, Erişim Tarihi: 22.04.2026

[62] Nüvit Soylu, Anadolu ve Önasya Tarihinde Bir Sulama Medeniyeti : Urartu Krallığı, Hidropolitik Akademi, 22 Ekim 2016, https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/14562/anadolu-ve-onasya-tarihinde-bir-sulama-medeniyeti-, Erişim Tarihi: 22.04.2026

[63] Nüvit Soylu, Anadolu ve Önasya Tarihinde Bir Sulama Medeniyeti : Urartu Krallığı, Hidropolitik Akademi, 22 Ekim 2016, https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/14562/anadolu-ve-onasya-tarihinde-bir-sulama-medeniyeti-, Erişim Tarihi: 22.04.2026

[64] Nüvit Soylu, Anadolu ve Önasya Tarihinde Bir Sulama Medeniyeti : Urartu Krallığı, Hidropolitik Akademi, 22 Ekim 2016, https://www.hidropolitikakademi.org/tr/article/14562/anadolu-ve-onasya-tarihinde-bir-sulama-medeniyeti-, Erişim Tarihi: 22.04.2026

[65] Elif Gültekin Karahacıoğlu, Aybüke İnal Kamacı, Türkiye dahil 33 ülke “aşırı yüksek su stresi” riskiyle karşı karşıya, Anadolu Ajansı, 8 Nisan 2026, https://www.aa.com.tr/tr/yesilhat/iklim-degisikligi/turkiye-dahil-33-ulke-asiri-yuksek-su-stresi-riskiyle-karsi-karsiya/1829792, Erişim Tarihi: 08.05.2026

[66] Neşe Üzen, Öner Çetin, Geçmişten Günümüze Su ve Sulama Yöntemi, Batman Üniversitesi Uluslararası Katılımlı Bilim ve Kültür Sempozyumu, 18-20 Nisan 2012 Batman, Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, Cilt 1, Sayı 2 (2012), sf. 282

Yazar
Uğur UTKAN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen