Bolu İçin…

Yaz tatili gelince memleketime gitmek üzere Bolu’dan ayrılmak zorunda kalıyorum. Aslında beş yıldan beri bin bir türlü güzelliğini severek seyrettiğim ve yaşadığım bu diyârın bir insanın tatilini geçirmek, huzurlu ve derin vakitler yaşamak üzere müstesna bir yer olduğunu düşünüyorum. Hele şu haziran ayında türlü çiçeklerin; özellikle gelincik, papatya, sığırkuyruğu, emecen, ballıbaba ve adını bilmediğim onlarca çiçeğin ovalarda, dağlarda, yaylalarda arz-ı endam ettiğine şahit oluyor insan.

Ne kadar hüzünlü olursam olayım Bolu’da derin sevinçlerle ve gönlüme kök salan bir huzurla doluyorum her zaman. Bu kadar zengin bir tabiat her şekilde beni düşünmeye, sevmeye ve mutlulukla varoluşu seyretmeye davet ediyor. Büyüyen otların, yemyeşil ağaçların, rengarenk çiçeklerin arasından geçtikçe üzgün bir gönül nasıl mutlu olmaz!

Çeşit çeşit yıkımların olduğu bu dünyada basit gibi görünen, bununla beraber bir mucize olduğunda bence hiç de tereddüt olmayan bir doğa harikası olan bu memlekete gönlünü kaptırmadan edemez insan. Gölleri, akarsuları seyreder, heybetli dağları izler, türlü çeşit kuşların sesini dinler.

Bunları duyup, görüp mutlu olamayacak birini tanımıyorum. Türlü şekillerde yorulan dimağlara bunun iyi geleceğine inanıyorum. Biraz basitliğin ve dinginliğin gönüllere ferahlık verdiği malumdur herkese. İşte Bolu bu yaz aylarında bir insan için eşi benzeri bulunmaz imkanlardan birisidir. Bolu’yu derinden yaşayan, onu seven, tabiattaki oluşları muhabbetle izleyen biri için burası yeryüzünün cennetidir, diyebilirim.

İnsanı mutlu edecek şeylerden birisinin anlamlı bir şekilde hayatı izlemek olduğunu düşünüyorum. Ders ve ibret alarak, severek ve anlayarak izlediğimiz şeyler bize tecrübe ve duygu olarak inanılması güç güzellikler yaşatıyorlar ve bizi en hüzünlü zamanlarımızda bile hayata bağlıyorlar. İşte Bolu’da yaşarken bunu yapmaya çalışıyorum. Anlamak, sevmek, hayran olmak ve öğrenmek üzere izlemek…

Bolu’da yaşarken ve dahi Bolu’yu yaşarken onu eleştirmeden yapıyorum bunu. Bir hayatı yaşar gibi yaşıyorum güzel Bolu’yu. Elbette bazen rahatsız olduğumuz şeyler olabilir. Bunlardan söz etmek kime, ne katar? Ben olumsuzluklara odaklanmış bir insanın mutsuzluğun kaynağı olduğunu düşünürüm. Hele bir çiçeğe, bir böceğe, tabiatın güzelliklerine bakarak mutlu olamayanlardan uzak dururum. Böylelerine benim verebileceğim hiçbir şey yoktur. Ben onlardan kederden başka bir şey alamam.

Öyleyse bir başıma bile olsa bu muhteşem güzelliği baharda ve ilkyazda yaşamak isterim. Birilerine bir şey anlatmak ve Bolu’ya duyduğum derin sevdayı ispat etmek gibi bir düşünceye sahip olmadığım için gösterişten ve başkalarına bir şeyler anlatma sevdasından uzak durmayı tercih ederim. Niçin? Bence her derin güzellik onu duyanlar tarafından şahsî olarak yaşanmalıdır. Tadına vara vara, o güzellikler bizde derin hatıralara dönüşe dönüşe yaşanmalıdır bunlar. Elbette etrafında bir talep, bir davet duyduğu vakit yüreğinde biriken hisleri başka insanlara açmada biraz yarar vardır. Ben, bunun uzun uzadıya bile yapılması taraftarı değilim.

Bolu’nun şu özgür ve muhteşem tabiatında bir başına yaşayıp ilhamın balını devşirebilen herkes bu muhteşem diyarın tadına doyasıya varmış demektir.

Yaz ayları geldi. Ben, Bolu’nun bu muhteşem vakitlerine ucundan bucağından biraz temas edip yaşadıktan sonra memleketime döneceğim. Elbette bir yandan sevinirken bir yandan da hüzün duyacağım kalbimde. Bolu’yu özlerken ondan birkaç ay ayrı kalmanın verdiği hüznün bile nasıl derinden yaşandığına tanıklık edeceğim ve bu hüznü elbette bütün gönlümle yaşayacağım. Çünkü Bolu’yu seviyorum; onun dağını, taşını, kuşunu, börtü böceğini, çiçeklerini, dağlarını, göllerini akarsularını, yaylalarını, köylerini derin bir muhabbetle gönlümde duyuyorum.

İyi ki, Bolu ve onun cennet misali güzel ve türlü nimetleri var da mahzun gönüllerimiz bunlarla teselli bulmaktadır. Bolu bu anlamda türlü güzelliği ile bir tesellidir bizim için ve bu diyâr mutluluğa, sevince ve huzura ne güzel bir vesiledir!

Yazar
Yasin ŞEN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen