Bolu’nun Dörtdivan ilçesi tarihte yetiştirdiği mutasavvıflar, şairler, âlimlerle dikkat çeken bir yer. İlçenin bu husustaki zengin geçmişi, kültürel mirası üzerine önceki yıllarda zaman zaman bazı araştırmalar ve yayınlar yaptık. Bu araştırmalar esnasında Dörtdivan’da yetişen ve Âşık Ahmed, Derviş Ahmed veya halk arasında Şıh Ahmed diye anılan bir zâtla karşılaştık.
Âşık Ahmed’le ilgili ilk araştırmalarımız ve yayınlarımız Dörtdivan Kültür Atlası’na (Ankara, 2021) dayanmaktadır. Biz bu kitap vesilesiyle Dörtdivan kültürü üzerine çalışmaya başladığımızda “Şıh Ahmed”e bu kitap içerisinde kısaca yer vermiştik (s. 97). “Şıh Ahmed”le ilgili buradaki bilgiler genel olarak rivayetlere ve DİVANKAV’ın çıkarmış olduğu bültendeki küçük birkaç yazıya dayanıyordu.
Geçen zamanla beraber bu zât hakkında bazı bilgi, belge ve rivayetlere ulaştık. Onları mümkün olduğu kadar çeşitli yayınlarımız vesilesiyle değerlendirmeye çalıştık. Bu hususta özellikle bazı rivayet zinciri, Dörtdivan’da halk arasında yaşayan bilgiler, arşivlerde Dörtdivan ve Tekkeköy civarında yaşadığını zannettiğimiz bir Ahmed Efendi’ye ait eserler, cönklerden çıkan bazı şiirler bu konu üzerine yönelmemiz gerektiğini gösteriyordu. Biz de fırsat buldukça öyle yaptık.
Dörtdivan, Yukarıdüğer’den bir tanıdığımızla sohbet ederken bu köyden Tekkeköy’e hizmet ehli dervişlerin gelip gittiğine dâir bir bilgiye ulaşmıştık. Bir de yine Şıh Ahmed Efendi’nin Yukarıdüğerli olduğu biliniyordu.
Bolu, Dörtdivan araştırmalarımızda Ümmî Kemâl hazretleri üzerine çalışırken “Menâkıb-ı Kemâl Ümmî”nin müellifi Derviş Ahmed’le karşılaşmıştık. Bu zât Tekkeköy ve civarını çok iyi tanıyor ve kaleme aldığı mesnevide buralardan uzun uzadıya söz ediyordu. Sonra “Sefîne Şerhi” adıyla yayınlanan ve özgün adı “Metn-i Sefîne-i Ahmed-i Dîvânî Şerh-i Defîne-i Emced-i Nev-cüvânî” olan bir eser vardı. Adından da anlaşılacağı üzere bu eser Ahmed-i Divânî adında bir zâta aitti. Bu zâtın Bolu’da veya ilçelerinde bulunan “divan”lardan birine mensup olduğu da adından anlaşılıyordu.
Biz Dörtdivan cönkleri üzerine araştırmalar yaparken yukarıda söz konusu ettiğimiz eser içinde yer alan “Guguk İlâhisi”ne bir cönkte biraz değişmiş olarak tesadüf ettik. Sonra bu şiir Âşık Ahmed’in şiirleri içerisinde de yer alıyordu.
Bu ilâhîleri yazan zâtın Gerede’de Yukarı Tekke’de medfun “Seyyid Ahmed Efendi” olduğunu birkaç araştırmacı yazmış bulunuyordu. Fakat bu eserlerin Geredeli Seyyid Ahmed Efendi’ye ait olmasının imkânı yoktu. Çünkü Seyyid Ahmed Efendi, 1910’lu yılların başında vefat eden bir mutasavvıftır ve geriye herhangi bir yazılı eser bırakmamıştır. Şıh Ahmed, Derviş Ahmed, Âşık Ahmed-i Dîvânî olarak anılan zâtın ise en azından birkaç asır önce yaşamış olduğu eserlerinden anlaşılmaktadır. Ayrıca “Divânî”, “Divanlı” demek olduğuna göre bu zâtın “Divan” adını taşıyan bir yerle ilgisi olmalıydı. Araştırmacılar bütün bu hususları göz ardı etmişler ve ortada hangi Ahmed Efendi’ye ait olduğu bilinmeyen eserleri yanlış kişiye izafe etmişlerdi.
Daha sonra bütün bu dağınık bilgilerin ve ortaya çıkan durumun sonucu olarak hem Ümmî Kemâl Menâkıbı’nın hem de Sefîne’de yer alan şiirlerin Dörtdivan’ın Yukarıdüğer köyünden Âşık Ahmed-i Dîvânî’ye ait olduğuna dâir kanaatimiz de pekişmiş oldu. Böylece Dörtdivan’da “Şıh Ahmed” diye bilinen zâtın aslında Âşık Ahmed-i Dîvânî olduğu da anlaşılmış oldu.
Sonuç olarak biz Âşık Ahmed-i Dîvânî’yle ilgili daha sonra zihnimizde uyanan soruların cevabını aramaya böylece devam ettik. Artık Âşık Ahmed’in Dörtdivanlı olduğuna kanaat getirince “Âşık Ahmed-i Dîvânî Dörtdivanlı Mı?” başlıklı bir makale kaleme aldık ve bunu da internette yayınladık. Bu yazı daha sonra Dörtdivan Kültür Atlası’nı tamamlayıcı mahiyette kaleme alınan “Köroğlu Diyarı Dörtdivan’dan” (Ankara 2022) kitabımız içerisinde de yer almıştı (s. 91-102).
Dörtdivan erenleriyle ilgili daha sonra DİVANKAV’ın destekleriyle “Dörtdivan’da Eren Kültürü ve Dörtdivan Erenleri” (Ankara 2023) adıyla bir kitap yayınlamıştık. Bu kitap içerisinde geniş olarak Âşık Ahmed’in hayatı, eserleri ve şiirleri de söz konusu edilmişti. (s. 135-148).
Biz Düğer köylerinin her yıl düzenlediği Akyel’e giderken bir vesileyle birkaç asırlık bir kılıcı ziyaret etmiştik. Bu kılıcın Şıh Ahmed Efendi’den geldiği söylenmekteydi. Bu kılıçla da ilgili daha sonra bir yazı kaleme almış ve bunu da yine Dörtdivan Dünyası’ndaki köşemizde yayınlamıştık. Yazı ayrıca Dörtdivan Yazıları adlı kitabımız içinde de yer almıştı (si 53-55).
Daha sonra ise Âşık Ahmed’in manzumeleri üzerine bazı yazılar kaleme aldık. “Dörtdivanlı Âşık Ahmed’in Leylek Şiiri” bunlardan birisidir. Bu yazı ayrıca Dörtdivan Yazıları (Ankara, 2025, s. 99-100) içerisinde de yer almıştır.
Âşık Ahmed’le buraya kadar verdiğimiz bilgiler aslında bu zât hakkında yaptığımız çalışmaların ve konuyla ilgili sürecin bir özeti mahiyetindedir.
Sözün özü Âşık Ahmed, artık bilinmeyi istemektedir. Bolu ve Dörtdivan’ın evliyası, ârifi ve şairi olan bu zât üç asır öncesinden günümüze seslenmekte ve yazdığı eserlerle esasen gönlümüzü beslemeye devam etmektedir.
Yaşadığı dönemde Dörtdivan, Tekkeköy, Bolu, Bursa’da bulunmuş; Yûnus Emre tesiriyle şiirler yazmış, ilâhîlerinde “Âşık Ahmed” ve “Ahmed-i Divânî” mahlaslarını kullanmış olan mutasavvıfın manzumeleri oldukça etkileyicidir. Bu manzumeler ayrıca onun dönemi ve yaşadığı yerler için belgesel bir değere de sahiptir. Özellikle Ümmî Kemal hazretleri ve onun yaşadığı yerlerle ilgili bu manzumelerde bazı malumat bulabilmekteyiz.
Bu çalışma aslında Âşık Ahmed-i Dîvânî’yi tanıtma amacıyla kaleme alınmıştır. Birçok çalışmamızın kitap olarak gün yüzüne çıkmasına vesile olan DİVANKAV’a, Ahmet Ersoy ağabeyin şahsında çok teşekkür ediyorum. DİVANKAV, Dörtdivan’ın ve Bolu’nun kültürel değerlerini ortaya koyarak büyük bir hizmet gerçekleştirmektedir. Bu anlamda DİVANKAV’ın hizmeti unutulmayacak, gönüllerde daima yaşayacaktır.
Âşık Ahmed’le ilgili daha geniş bilgilere, rivayetlerin değerlendirilmesine ihtiyaç vardır. Eldeki şiirlerin onun şiirlerinin tamamı olmadığı anlaşılmaktadır. Belki yazma eserler içerisinde onun bilinmeyen başka eserlerine ve şiirlerine tesadüf edeceğimiz zamanlar da gelir. Bu konuda özellikle Dörtdivanlıların desteğine ihtiyaç duyduğumuzu burada ifade etmek isterim.
Âşık Ahmed’le ilgili bu çalışmamızın onun tanınmasına, eserlerinin ve şahsının unutulmamasına vesile olmasını temenni ederim.
Yasin Şen
