Osman Nihat Akın

Tam boy görmek için tıklayın.

Bugün iki ünlü Türk Müziği bestekarının ölüm yıldönümü Osman Nihat Akın ve Selahattin İçli… Osman Nihat Akın 14 Ekim 1959’da, Selahattin İçli de 14 Ekim 2996 tarihinde aramızdan ayrılmıştı…

Ben bugün size benim gibi PTT Müfettişliği yapan, bir meslek büyüğüm olan Osman Nihat Akın’ı tanıtmaya çalışacağım.

Osman Nihat Akın, 1905 yılında İstanbul Bakırköy’de dünyaya geldi. Babası Çorlu eşrafından Osman Beyzâde Nihat Bey, dedesi de, bir süre PTT’de memur olarak çalışmış olan edebiyatımızın unutulmaz isimlerinden, bestekâr-yazar Ahmet Rasim Bey’dir…

Ondaki müzik yeteneğini, ortaokula gittiği sıralarda mûsikî hocalığını yapmış olan piyanist Sadri Bey sezmiş ve kendisiyle yakından ilgilenerek okuldan mezun oluncaya kadar, ona iyi denecek kadar piyano çalmasını da öğretmiştir.

Osman Nihat, bir ara Leon Hancıyan’dan ders almaya başladı. O aldığı her dersten sonra; öğrendiği usûl ve makamda bir eser besteleyerek hocasına götürüyor; hocasını, hayretten hayrete düşürüyordu. Basit güfteler üzerinde yaptığı bu beste denemeleri çok ümit verdiği için Leon Hancıyan, Osman Nihat’ın dinleyici sıfatıyla dahi olsa, İtalyan konservatuarlarından birine devam etmesi için, Ahmet Rasim nezdinde pek çok teşebbüste bulunduysa da, Ahmet Rasim’i ikna etmeyi başaramaz.

İlk bestesi “Ne müşkilmiş seni sevmek, sana yâr olmak” güfteli suzinâk makamındaki şarkısıdır. Dedesi bir gün yanına çağırarak bir şeyler okumasını istemiş. Osman Nihat Akın bu eserini okuyunca, çok beğenen Ahmet Rasim Bey, kimin olduğunu sormuş. Osman Nihat, kendi eseri olduğunu söylemeye cesaret edemeyerek Hacı Ârif Bey’in olduğunu söylemiş. Duygulanarak gözleri dolan Ahmet Rasim Bey “Böyle bir eseri ancak o yapabilir…” diye söylenmiş. Şarkısının beğenilmesinden yüreklenen Osman Nihat dedesine gerçeği anlatmış, buna çok kızan dedesi “Düzenbaz, yalancı!” diyerek onu bastonla kovalamış.

Osman Nihat, dedesinin isteği doğrultusunda, İstanbul Yüksek Ticaret Okulu’nda iktisat eğitimini tamamlar. Daha sonra, PTT Genel Müdürlüğü’nde memuriyete başlar. Ve nihayetinde PTT Müfettiş olur.

Onun PTT Müfettişliği yaptığı sırada başından geçen bir olay farklı anlatımlarla sosyal medyada paylaşıldı… Ben bunu üstadım Başmüşavir Müfettiş Siracettin Tunalı’dan duyduğum şekilde anlatayım:

1987 yılının Temmuz ayında Üstad ile birlikte Sakarya PTT Başmüdürlüğümde teftişteyiz. Bir akşam müzik üzerine sohbet ederken bir ara “Fazlı, Osman Nihat Akın ismini hiç duydun mu?” diye sordu. “Duydum, Türk Sanat Müziği bestekârı. Bir İhtimal Daha Var şarkısının da bestekârı sanırım,” diye cevap verdim. “Evet, doğru!” dedi üstat. “Pekiyi onun PTT Müfettişi olduğunu biliyor musun?” dedi. Ben şaşkınlıkla “Hayır” dedim…

Üstat; Osman Nihat Akın’ın 1939 yılında PTT Müfettişi olduğunu belirttikten sonra anlatmaya başladı:

1941 yılında, Osman Nihat Akın bir PTT Merkezine teftişe gider. Teftişe gelmeden müdürün eşinin hasta olduğunu duymuştur.

Kasa sayımına başlar. Kasa 25 lira eksik çıkmıştır. Müdürün hâl ve hareketinden, bu parayı müdürün aldığını tahmin eder. Herhâlde hanımının tedavisi için gerekti, diye düşünür. Müdüre, “Müdür Bey, ben yol yorgunuyum, sen heyecanlısın, herhâlde karıştırdık, bir zahmet Malmüdürünü çağır da, bir de o saysın, ne de olsa onlar her an parayla iç içeler.” der. Müdür süklüm püklüm gider. Müdür gidince, Osman Nihat cebinden 25 lira koyarak açığı kapatır. Malmüdürü gelir. Kasa sayılır ve tam çıkar. Teftişte başka bir olumsuzluk yaşanmaz. İşlemler düzgündür. Osman Nihat Akın bir süre sonra teftişi tamamlar ve oradan ayrılır. Ankara’ya döner.

Birkaç ay sonra, Osman Nihat Akın, Ankara’da Teftiş Kurulu Başkanlığı’ndaki odasında çalışırken teftiş ettiği ilçeden bir mektup gelir. Mektubu gönderen Merkez müdürüdür.

Mektubu okurken kendisini tutamaz ağlar. Oda arkadaşları sorunca, mektubu onlara da okur…

“Müfettiş Bey;

Teftişe gelmenizden birkaç gün önce, eşim hastalandı. İlaç ve doktor için ödeyecek param olmadığı için kasadan 25 lira aldım. Parayı denkleştirip yerine koyamadan siz geldiniz.

Beni malmüdürünü çağırmaya gönderdiğinizde, kasa noksanlığını siz cebinizden tamamladınız, haliyle kasa tamam çıktı. Sizin ince ve hassas kalbiniz durumu anladı ki; bana mesele yaşatmadınız. Bu yüzden size minnettarım…. 25 lirayı adresinize havale ile gönderdim.”

Herkes duygulanır, bazıları onu tebrik ederler. Daha sonra içlerinden biri, Genel Müdürlüğe imzasız bir mektup yazarak, Osman Nihat Akın’ı ihbar eder. Onu vazifeyi suiistimal etmek ve yolsuzluğu örtbas etmekle suçlar… Dilekçe üzerine soruşturma başlatılınca, Osman Nihat Akın çok etkilenir ve “Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin?” isimli unutulmaz eserini besteler.

Soruşturma sonucunda herhangi bir işlem yapılmazsa da, kendisini imzasız mektupla şikâyet edenin meslektaşı olması nedeniyle mesleğine küser ve kişiliğinin müfettişlik mesleğini yapmaya uygun olmadığına karar verir. Kendi isteği ile PTT Genel Müdürlüğü Posta Daire Başkanlığı’nda boş bulunan bir şube müdürlüğüne talip olur ve 16.01.1942 tarihinde “şube müdürü” olarak atanır.

Bu ilginç olayı duyunca “Beraber çalıştınız mı üstat?” diye sordum. O da “Hayır. Tanışmadım. Osman Nihat Akın 1950 yılında Teftiş Kurulundan ayrılmış. Ben Teftiş Kuruluna 1957 yılında intisap ettim. Olayı Muammer Taysi Üstat’tan duymuştum,” dedi.

İleriki yıllarda personelin kasa açığını kapatan tek müfettişin Osman Nihat Akın olmadığını bizzat tanıklarından dinleyerek öğrenecektim…

PTT’de uzun yıllar görev yapan, Türk musikisinin bu dev ismi 14 Ekim 1959 yılında vefat etmiştir.

Fazlı KÖKSAL

Not: Daha geniş bilgi için Posta ve Telekomünikasyon Tarihinden Portreler ve Teftiş Yalnızlığı I kitaplarıma başvurulabilir.

Yazar
Fazlı KÖKSAL

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen