Şiirde Sadelik Ve Duygu

Tam boy görmek için tıklayın.

                                   

Bir öğrencim Türk Edebiyatı dersinde Divan Şiiri konusunu işlerken aşağıdaki beyitleri okuyarak bu beyitlerdeki kelime ve terkipleri anlamadığını, günümüz Türkçesinden çok farklı olduklarını iddia etti. Örnek olarak okuduğu beyitler:

     “Bu şehr-i Stambul ki bi misli bahadır,

        Bir sengine yekpare acem mülkü fedadır.”

                                                         Nedim

        (Bu İstanbul şehri ki, paha biçilmez

         Bir taşına bile bütün İran mülkü fedadır.)

       “Dest-busi arzusiyle ger ölürsem dostlar,

         Kuze eylen toprağımı sunun anınla yâre su.”

                                                       Fuzuli

         (Yarimin hasretiyle ölürsem dostlar,

         Toprağımdan kuze-testi- yapıp onunla su verin.)

Ben bu yorum karşılığı olarak A. H. Tanpınar’ın aşağıdaki dörtlüğünü söyleyerek öğrencimin bunu tahtaya yazmasını istedim.

     “Kökü bende bir sarmaşık,

       Olmuş dünya sezmekteyim.

       Mavi masmavi bir ışık,

       Ortasında yüzmekteyim.”

Aynı soruyu bu sefer ben öğrencilerime yönelttim: “Şair, bu bölümdeki mısralarda ne anlatmak istiyor? Bu dörtlükte anlamadığınız kelime ya da söz var mı?”

Çok farklı cevapların aktarıldığı soruma bir öğrencim bile doğru cevap verememiş ve konunun kelimelerin yerli yabancı olmasından çok içeriklerinin anlaşılır olmasından kaynaklanır diyerek ayrı örneklerle konunun anlaşılmasını sağladım. Mesela: Yunus Emre’nin

                     “Karlı dağların başında,

                       Salkım saçak olan bulut,

                        Saçın çözüp benim için,

                        Yaşın yaşın ağlar mısın?”

Mısraları…

Ya da Necip Fazıl’ın          

                     “Nedir zaman nedir?

                      Bir su mu bir kuş mu?

                      Nedir zaman nedir?

                      İniş mi yokuş mu?”

Bir de Aşık Şenlik’e ait dörtlük konuyu daha iyi kavramalarına vesile oldu.

     “Dertli Şenlik, düştü bir ah u zara,

       İtibar eyleme devlete, vara.

       Süzülür bedenden çekilir sura,

       Cesete mülk olan cana kalmadı.”

Verdiğim örneklerde anlaşılır kelimelerin bulunmasına rağmen bütün olarak şiirde anlatılmak istenen duygunun ilk anda hissedilmediği fark ediliyor değil mi? Öğrencilerimin de şiirde sadeliğin sadece kelimelerde olmadığı, anlam ve içeriğin şiirin tamamında yansıtılması gerektiği gerçeğini tavsiye ettim. Zaten şiir sanatının diğer sanat dallarından en büyük farklılığı bu olsa gerek. Çok değerli bir şairin “Hafızamızdan süzülmüş kelimelerin mısralara dizilmiş inci taneleri şiirdir.” Diyerek şiir sanatının çok farklı bir sanat kolu olduğunu vurguluyor.

Bir de şiirin her yönden anlaşılır olduğunu yansıtan mısraları var ki, okuyucu duygularını bu mısralara yoğunlaştırarak şiir zevkinin doruk noktasına ulaşmaktadır. Aşağıdaki anonim bir şiir söylediklerimi doğrulayacak tarzda olsa gerek.

“Kavgayı ağacın yaprağına yaz,

Sonbahar gelsin, yapraklar kurusun diye.

Öfkeyi, bir bulutun üstüne yaz,

Yağmur yağsın, bulut yok olsun, diye.

Nefreti, karların üstüne yaz,

Güneş açsın, karlar erisin diye.

Ve dostluk ve sevgiyi, yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yaz,

Onlar büyüsün, dünyayı sarsın diye.”

 

 Güzel dünyamıza güzel şiirlerle seslenmeniz umuduyla..!

Yazar
Cemal ŞAFAK

Cemal ŞAFAK 1952 yılında Ardahan ili, Çıldır ilçesi, Aşık Şenlik köyünde dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Kars’ta tamamladı. Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsünden mezun oldu. Eskişehir Anadolu Ünive... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen