Güncel Yazılar

Prof.Dr. İrfan Yalçınkaya
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi
Süreyyapaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi Kliniği, İstanbul

 

“Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS), TYT puan türünde Türkiye birincisi olan Hüseyin Kağan Özdemir’in tercihi Tıp Fakültesi oldu” (1).

Aslında bu tür haberler, yıllardır her üniversiteye giriş sınavı yerleştirme sonuçları açıklandıktan sonra medyada yer alır. Genellikle dereceye girenlerin büyük çoğunluğunun tercihi tıp fakültesidir. Bundan tam 38 yıl önce, üniversite imtihanlarına girdiğim zamanlarda da durum bundan farklı değildi. Muhtemelen ondan önce, hatta baştan beri de öyle idi. Aradan geçen onca seneye rağmen tıp fakültesi tercih sıralamasında ilk sıra(lar)da yer almayı sürdürdü.

Yine, YÖK 2020 Yılı YKS Yerleştirme Sonuçları Raporu’na göre; “Tıp programında 2019 yılında toplam 15.398 kontenjanın 15.309’u dolmuştu. Dolmayan kontenjanların KKTC üniversitelerinde olduğu görülmüştü. 2020 yılında ise 16.818 kontenjanın 16.771’i dolmuştur. Dolmayan kontenjanlar vakıf ve KKTC üniversitelerindedir” (2).

Tıp fakültelerinin öncelikli tercih edilmesinin elbette asli ve tâli birçok sebepleri olsa da, kanaatimce en önde gelen sebebi, üniversite mezunları arasındaki gün geçtikçe artan işsizlik dikkate alındığında, hala iş bulma garantisi olan tek meslek olmasıdır. Ve bu durum ülkede, hekim sayısı açısından doygunluk hatta taşma noktasına gelinceye kadar da sürecektir. Ne zaman ki, Sağlık Bakanlığı’nın zorunlu hizmet adı altında tıp fakültelerinden mezun olan her hekimi devlet memuriyetine alma işlemi sona erer, işte o zaman hekim işsizliği de başlar; öğretmenlik, mühendislik gibi birçok alanda yaşanan durum söz konusu olur. Hekimler de devlet memuru olabilmek ve atanabilmek için KPSS’ye girmek zorunda kalabilirler. İşte o zaman tıp fakültesinin tercih edilme oranı düşer, hatta belki diğerlerine göre daha da fazla düşebilir. Serbest piyasanın arz talep dengesi ve kuralı da böylece işlemiş olur. Zira tıp fakültesi eğitim olarak daha uzun, yorucu ve daha maliyetlidir.

Tıp fakültesi mezunları arasında işsizlik konusunun gündeme gelmesi, ister devlet ister vakıf olsun, son yıllarda çok sayıda yeni tıp fakültesi açılması hasebiyle oldukça yakın bir zamanda muhtemelen üç beş yıl içinde gerçekleşecektir. Son on yılda ülkemizdeki tıp fakültesi sayısı %50 artışla 112’ye, öğrenci sayısı da aynı şekilde %50 artışla 16 000’e ulaşmıştır (3). Tıp fakültesi sayısının ve beraberinde kontenjanların da artış seyri ve hızına bakarsak, önümüzdeki yıllar hatta aylar içinde bu artışın hızla ve katlanarak artabileceğini tahmin edebiliriz. Nitekim bir önceki yazımın yayınladığı gün içerisinde bir tıp fakültesinin daha kurulması kararı alındığını öğrendim ve doğrusunu isterseniz şaşırmadım. Sadece tahminlerimin çok ötesinde hızlı olmasına şaşırdım. Son yazımda demiştim ki, “artık bu saatten sonra herhangi bir il ve ilçede yeni bir tıp fakültesi daha açılmaması için geriye hangi sebep ve kriter kaldı ki?” (4).

Yurtiçinde ve KKTC’de ÖSYM tarafından yapılan sınavla girilen tıp fakültelerine ilaveten bir de YÖK tarafından denklik verilen, sınavsız puansız girilebilen ve para ile tıp eğitimi yapılan başta Azerbaycan, Bulgaristan, Ukrayna, Makedonya gibi ülkelerde tıp fakültelerini bitirdikten sonra Türkiye’de denklik sınavına girip bu ülkede hekimlik yapanlar da mevcuttur. YÖK, geçen yıl yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından alınan 405 tıp doktoru diplomasına denklik vermiştir (5). Bu oran, 2017’de 1005 imiş (6). Son iki yıl içinde yurtdışında bir üniversitede tıp fakültesini bitirip de Türkiye’de denklik alanların sayısı %60 oranında bir düşüş göstermiş. Bunda son yıllarda devlet ya da vakıf olsun, çok sayıda tıp fakültesinin açılmasının ve kontenjanların arttırılmasının payı ne kadar vardır, bilmiyorum. Yurtdışında bir üniversitenin tıp fakültesine kayıt yaptırıp ilk senenin sonunda ya da diğer senelerin herhangi birinde Türkiye’deki bir üniversitenin tıp fakültesine ve özellikle de vakıf üniversitelerine yatay geçiş yaptıran öğrencilerin sayısı da az değildir ve yurtdışında bir tıp fakültesini bitirip de denklik verilenlerden çok daha fazladır (7). Zira bu konuda her üniversite kendi kontenjanını kendisi belirleyip bu konuda başvuru kabul ve değerlendirme aşamalarını halledip sonuçlandırmakta, karara bağlamaktadır. Bu sebepten olsa gerek, toplam bir sayı ya da orana erişemedim.

Bu noktada akla şöyle bir soru geliyor: Gerek devlet, gerekse vakıf üniversitelerine ait olsun, bu kadar çok yeni tıp fakültesi açılması sadece hekim ihtiyacına binaen midir? Tıp fakültesinden mezun olan herkesin aktif hekimlik yapıp yapmadığını ve ülkedeki hekim dağılımının dengeli olup olmadığını bir kenara bırakırsak, ülkenin hekim ihtiyacı hangi kriterlere göre belirlenmektedir? Belirli bir nüfus, sağlık kurumlarının ihtiyacı veya başka bir kriter var mıdır?

Gerçekçi olmak gerekir ve aslına bakılırsa, tıpkı tıp fakültesi açılma ve kontenjan belirleme kriteri olmadığı gibi, ülkenin hekim ihtiyacı ve sağlık işgücü planlamasında da bir kriter yoktur (8). Bu konuda üç yetkili ismin açıklamalarına göre, hekim ihtiyacının bitmesi 2023, 2024 ve 2030 yıllarına kadar gerçekleşmiş olacağı belirtilmektedir (9-11).

O zamana kadar da devlet ve vakıf üniversitelerinde yeni tıp fakülteleri açılmaya ve kontenjanlar da arttırılmaya devam edecek gözüküyor. Zira, devlet üniversiteleri hem kendi bünyelerinde tıp fakültesi açarak prestij kazanıyorlar, hem de üniversitenin halka dönük yüzü olan tıp fakültesine sahip olmakla döner sermayelerini arttırıp bundan pay alma yoluna gidiyorlar. O ildeki siyasilerin seçim bölgelerine bir tıp fakültesi kazandırma kazançları ise işin politik, yani bir başka nedenidir. Vakıf üniversitelerinde ise durum biraz farklıdır. Özellikle hastanesi / hastane zincirleri olanlar tıp fakültesi açmaktadır. Böylece kendi uzman hekimlerine akademik kadro verebilmekte, tıp öğrencisi kârlı bir yatırım (yıllık öğrenim ücreti 58 bin – 140 bin TL arasında değişiyor) olmakta, ayrıca birtakım cazip olanaklar sağlayarak kendi bünyesinde çalışacak hekim ihtiyaçlarını da giderebilmektedirler (12).

Çok değil, üç beş yıl içinde doktorluk iş garantili bir meslek olmaktan çıkacak gibi duruyor. Şimdilerde mecburi hizmet kurasında Şemdinli, Cizre, Bahçesaray, Diyadin gibi yerler çıkınca üzülüp karalar bağlayan doktorlar,  tıpkı öğretmenler gibi sevinç gözyaşları dökecekler. Doktorları ayrıca işsizlik, pazarlık şansını yitirme, ücretlerde hızlı erime, itibar kaybı, sağlıkta şiddet, tıbbi hatalardan ötürü açılan davalarda patlama ve daha birçok sorun bekleyecek. Oluşan doktor fazlasını, enflasyonunu eritmek de on yıllar alacak. Bütün bunların sonucu olarak da yeni tıp fakültesi açılması söz konusu olmayacak ya da çok az olacak, kontenjanlar da düşecek. Nasıl şimdilerde tıp fakültesi kazanılması haberi dışında hiçbir fakülte kazanılması medyada haber yapılmıyorsa, o zaman geldiğinde tıp fakültesi kazanılması da haber değeri taşımayacak (13-17). Ve işin hüzünlü bir yanı da bu yıl tıp fakültesini kazandıklarından dolayı haberleri yapılan bu öğrencilerin bütün bu bahsettiğim olumsuzlukları yaşama olasılıklarının yüksek oluşudur. İnşallah bugün Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezuniyetinin 33. yılına giren ben, tahminimde yanılırım da bu gençlerin heves ve sevinçleri kursaklarında kalmaz, hüsrana uğramazlar, umduklarına nail olurlar.

Daha acı ve vahimi de, eskiden hocalarımızın söylediği meşhur bir veciz söz vardı: “Tıp fakültesinden her şey çıkar, ara sıra da doktor çıkar”. Bu söz eski hekimlerin sadece tıp değil; felsefe, sanat, sosyoloji, edebiyat, siyaset velhasıl hayatın bütün alanlarında donanımlı ve başarılı olduğuna bir gönderme idi. Zira en zeki, çalışkan ve parlak talebeler, öncelikle tıp fakültelerini tercih eder, iyi bir eğitim alırlar ve yönetim ve halk arasında saygın, itibarlı bir mevkide olurlardı. Fakat korkarım bu hâl ve gidişat böyle devam ederse, bu deyiş olumlu bir mânâ ifade etmekten ziyade olumsuz bir anlam ihtiva edecek. Kantite (nicelik, kemiyet) önceliklidir, her şeydir denilip kaliteye (nitelik, keyfiyet, içerik) önem verilip dikkat edilmezse “Tıp fakültesinden her şey çıkacak, ara sıra da doktor çıkacak”.

KAYNAKLAR

  1. https://www.haberso.com/haber/5151770/yks-turkiye-birincisi-huseyin-kagan-ozdemir-tobb-universitesi-tip-fakultesini-kazandi
  2. https://www.yok.gov.tr/HaberBelgeleri/BasinAciklamasi/2020/yks-yerlestirme-sonuclari-raporu-2020.pdf
  3. https://www.akademikakil.com/tip-fakultesi-acilma-ve-kontenjan-belirleme-kriterleri/irfanyalcinkaya/
  4. https://www.akademikakil.com/tip-fakultelerinde-kalite-ve-kantite/irfanyalcinkaya/
  5. https://www.milliyet.com.tr/gundem/yok-4-bin-122-diplomaya-denklik-verdi-6135177
  6. https://www.hurriyet.com.tr/egitim/yok-baskani-acikladi-2017de-en-fazla-denklik-verilen-alan-tip-40733299
  7. https://www.yok.gov.tr/Sayfalar/Haberler/2020/2020-2021-yatay-gecis-web-site.aspx
  8. https://www.milliyet.com.tr/gundem/135-bin-hekim-ihtiyaci-var-2413697
  9. https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/bakan-demircan-2023-yilinda-pratisyen-hekim-acigimiz-kalmayacak/1169588
  10. https://www.medimagazin.com.tr/hekim/tip-egitimi-tus/tr-yok-baskani-hekim-ve-hemsire-ihtiyaci-2024te-bitecek-kontenjanlar-tekrar-degerlendirilecek-2-22-75817.html
  11. https://www.medimagazin.com.tr/hekim/saglik-bak/tr-saglik-bakani-hekim-ihtiyaci-10-yil-icinde-cozulecek-2-13-84141.html
  12. https://www.egitimsistem.com/ozel-tip-fakulteleri-ucretleri-ve-basari-siralamalari-66381h.htm
  13. http://www.pusulagazetesi.com.tr/tip-fakultesini-kazandi-sonucu-koyunde-ogrendi-153948-haberler.html
  14. https://t24.com.tr/video/tip-fakultesini-kazandigini-pazarci-tezgahinda-ogrendi,31817
  15. https://www.yenicaggazetesi.com.tr/tip-fakultesini-kazandi-bravo-sana-cocuk-dagda-cobanlik-yaparken-ders-calisti-demek–297782h.htm
  16. https://www.memurlar.net/haber/923863/tip-fakultesi-kazanan-ucuzleri-vali-odullendirdi.html
  17. https://www.denizlihaber.com/yasam/gundem/denizlili-ucuzlerin-tip-fakultesi-basarisi/

 

 

Medeniyet Tasavvuru

C. Stephen EVANS
Din Dili Problemi

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

36078940