Sinasos’tan Mustafapaşa’ya Uzanan Tarihi Miras
Kapadokya’nın kalbinde, Ürgüp’ün yanı başında yer alan Mustafapaşa, sadece bir yerleşim yeri değil taş konakları, kiliseleri, medreseleri ve mübadele izlerini taşıyan sokaklarıyla yaşayan bir açık hava müzesidir. Sahip olduğu bu eşsiz kültürel ve mimari miras, onu tarih boyunca bölgenin en seçkin merkezlerinden biri yapmıştır. Ancak 2014 yılında yürürlüğe giren yerel yönetim düzenlemeleri ve nüfus kriterleri (6360 Sayılı Kanun) neticesinde Mustafapaşa’nın belediye statüsü elinden alınmış ve köy idaresine dönüştürülmüştür. Bu durum, kasabanın tarihi kimliği ve yerel kalkınma potansiyeli açısından derin bir burukluk yaratmıştır. Tam 10 yıl süren idari ve hukuki mücadelenin ardından, Mustafapaşa’nın yeniden belde statüsünü geri kazanması, sadece idari bir hakkın teslimi değil aynı zamanda tarihi bir mirasın yeniden doğuş müjdesidir.
Mustafapaşa, Kapadokya’nın genel jeolojik ve kültürel yapısıyla uyumlu olarak binlerce yıllık bir yerleşim geçmişine sahiptir. Yerel anlatılarda ve köken araştırmalarında kendine yer bulan adıyla Sinasos, “Güneşin Şehri”anlamına gelmektedir. Kasabanın sarı kesme taş mimarisiyle birleşen bu tasvir, güneş batarken konakların üzerine düşen kızıllıkla adeta gerçek anlamını bulur. 1476 yılı kayıtlarında da bu isimle anılan kasaba, Orta Çağ’da kayalara oyulmuş manastır ve kiliseleriyle Hristiyanlık için önemli bir inziva merkezi olmuştur. 19. yüzyıla gelindiğinde ise Kapadokya’nın en zengin, en eğitimli ve entelektüel düzeyi en yüksek kasabalarından biri haline gelmiştir. Bu dönemin en dikkat çekici yönü, Müslüman ve Hristiyan halkın yüzyıllar boyunca bir arada, yüksek bir kültürel hoşgörüyle yaşamış olmasıdır. Nitekim Hacı Bektaş Veli Vilayetnâmesi’nde, Hacı Bektaş Veli’nin Sinasos’u ziyaret ettiği, kasabadaki Hristiyan bir kadının ekmeğini paylaştığı ve bu sebeple Sinasoslu Rumların Hacı Bektaş’ı derin bir saygıyla anarak türbesini ziyaret ettikleri anlatılır.
Kapadokya’nın kurak coğrafyasında, tarım arazilerinin kısıtlı olmasına rağmen o devasa, göz alıcı taş konakların hangi servetle yapıldığı uzun süre bir merak konusu olmuştur. Bu gizemin arkasında, Sinasoslu Rumların İstanbul’daki ticari dehası yatmaktadır. Sinasoslu erkekler genç yaşta İstanbul’a göç ederek Osmanlı payitahtının balık, kurutulmuş deniz ürünleri ve özellikle Rusya’dan ithal edilen “havyar ticaretini” (havyarcılar esnafı) tamamen ellerinde tutmuşlardır. Bir diğer grup ise “boyacılar loncasını” kurmuştur. İstanbul’da muazzam bir zenginlik elde eden Sinasoslular, kazandıkları bu serveti memleketlerine geri göndererek çocuklarının okuması için modern okullar açmış, kütüphaneler kurmuş ve bugün hayranlıkla izlediğimiz, cepheleri süslü taş konakları inşa etmişlerdir. Sinasos, o dönem adeta “Kapadokya’nın Paris’i” olarak nitelendirilmiştir.
Kasabanın kaderi, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın zorunlu nüfus mübadelesi maddesiyle tamamen değişmiştir. 1924 yılının Ekim ayında Rumlar, yanlarına sadece taşıyabilecekleri eşyaları alarak gözyaşları içinde Yunanistan’a göç etmek zorunda kalmışlardır. Eğriboz Adası’nın kuzey kesiminde kurdukları yeni yerleşime de memleketlerinin özlemiyle Nea Sinasos (Yeni Sinasos) adını vermişlerdir. Giden Rum nüfusun yerine ise Makedonya, Yunanistan (Juma, Selanik, Kesriye) ve çevre bölgelerden gelen Türk mübadiller yerleştirilmiştir. Bu büyük nüfus ve kültür değişimi sırasında, kasabanın su sorununu çözmek için Osmanlı döneminde (1800’lerin başında) çeşmeler yaptıran köklü devlet adamı Seyyid Mustafa Paşa’nın anısına ve yeni dönemin ruhuna uygun olarak kasabanın adı Mustafapaşaolarak değiştirilmiştir.
Mustafapaşa, adının hakkını verircesine yüzyıllar boyunca kültürlerin, inançların ve güneşi selamlayan taş işçiliğinin parladığı bir merkez olmuştur. Kasaba meydanına adım attığınız andan itibaren sizi karşılayan anıtsal yapılar, buranın bir medeniyet kavşağı olduğunun en somut kanıtıdır.
Kasaba meydanının en görkemli yapısı, hiç şüphesiz 1900 yılında (Hicri 1316) Osmanlı döneminde inşa edilen Şakir Paşa Medresesi’dir. Sadrazam Mehmet Sait Paşa’nın kardeşi olan Şakir Paşa tarafından yaptırılan bu eser, Osmanlı’nın son dönem mimari dehasını Kapadokya’nın yerel taş işçiliğiyle harmanlar. Girişindeki usta işi taş oymacılığıyla bezeli asimetrik taç kapı, içeriye girenleri adeta büyüler. Kapının üzerinde yer alan Osmanlı tuğralı kitabesi, yapının tarihsel meşruiyetini belgeler. Geçmişte bölgenin en önemli ilim yuvalarından biri olan medrese, avlulu ve revaklı yapısıyla klasik Osmanlı mimarisini yansıtır. Bugün ise bu tarihi yapı, 2005 yılında kurulan Kapadokya Üniversitesi bünyesinde genç zihinleri aydınlatmaya devam ederek işlevsel mirasını sürdürmektedir.
Sinasos, mübadele öncesinde Ortodoks dünyasının Kapadokya’daki en önemli kalelerinden biriydi. Kasabada ve çevresindeki vadilerde kayalara oyulmuş veya serbest mimariyle yapılmış onlarca kilise ve manastır mevcuttur. Bunların başında, 1712 yılında inşa edilen ve 1850’de Sultan Abdülmecid döneminde yenilenen, muazzam bir taş işçiliğine sahip kapısı ve freskleriyle meydanın hemen yakınında yükselen Konstantin-Eleni Kilisesi gelir. Bir diğer önemli yapı ise, kasabanın hemen dışındaki vadi tabanında yer alan, bölgenin koruyucu azizine ithaf edilmiş çok katlı bir manastır kompleksi olan Aziz Nikolaos Manastırı’dır.
Mustafapaşa’nın tarihi sadece ayakta kalan görkemli yapılardan ibaret değildir. Burası aynı zamanda hüzünlü bir kayıplar tarihidir. 1924 Mübadelesi sonrasında yaşanan nüfus değişimi, sahipsizlik, koruma bilincinin geç gelişmesi ve doğa şartları nedeniyle kasaba, mimari dokusunun bir kısmını ne yazık ki kaybetmiştir. Geçmişte kasabanın mahallelerinde yükselen ve cemaati gittikten sonra işlevsiz kalan irili ufaklı birçok kilise ve şapel, zamanla bakımsızlıktan çökmüş, bir kısmı ise samanlık veya depo olarak kullanılarak özgün mimarisini kaybetmiştir. Özellikle vadilerdeki bazı kaya kiliselerinin eşsiz freskleri, definecilerin ve doğa şartlarının kurbanı olmuştur. Kasabanın sosyal hayatının kalbi olan, mimari harikası kubbelere sahip tarihi Osmanlı/Rum hamamları ise bugün büyük oranda harabe durumdadır. İstanbul havyarcılarının yaptırdığı, cepheleri fresklerle ve ahşap işçilikleriyle süslü bazı tarihi konaklar da mirasçısız kalma veya yangınlar sebebiyle yıkılarak yerini boşluğa bırakmıştır.
10 Yıllık Özlemin Sonu: Köyden Beldeye Geçiş Süreci
Mustafapaşa halkının, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel dinamiklerin on yıl boyunca inançla sürdürdüğü hukuk mücadelesi nihayet zaferle sonuçlandı. Köy statüsünde olmanın getirdiği kısıtlı bütçe ve imkânlar, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) tarafından “En İyi Turizm Köyü” unvanına layık görülen bir dünya markası için yetersiz kalıyordu. Belde statüsünün iade edilmesiyle birlikte Mustafapaşa, kendi bütçesini yönetme, doğrudan kamu yatırımı alma ve altyapı hizmetlerini kendi belediyesi eliyle yürütme hakkına yeniden kavuştu. Bu değişim; çevre düzenlemesinden temizlik hizmetlerine, tarihi konakların restorasyon projelerinden bölgeye çekilecek turizm yatırımlarına kadar her alanda bürokratik engellerin aşılmasını ve hizmetlerin hızlanmasını sağlayacaktır.
Mustafapaşa’nın hukuki mücadelesini kazanarak belediye statüsünü geri almasının ardından, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından ilan edilen ara seçim takvimiyle birlikte kasabada tam anlamıyla tarihi bir demokrasi şöleni yaşandı. On yıl aradan sonra ilk kez yerel yönetimini seçmek için sandık başına giden Mustafapaşa halkı, geleceğine sahip çıktığını yüksek bir katılım oranıyla kanıtladı. Milletvekili ve parti genel başkanlarının katılımıyla Mustafapaşa’daki rekabet, demokrasi şölenine dönüştü.
7 Haziran 2026 tarihinde yapılan seçimde, kasabada seçmenlerin sandığa olan ilgisi üst düzeydeydi. Toplam 2.061 kayıtlı seçmenin bulunduğu Mustafapaşa’da, 1.776 vatandaş sandık başına giderek oy kullandı. Kullanılan oyların 1.697’si geçerli kabul edilirken, bu sayılar kasaba halkının yerel bağımsızlığına ve belediye yönetimine ne kadar büyük bir özlem duyduğunu somut bir şekilde ortaya koydu.
Seçim yarışı, kasabanın tarihi kimliğine yakışır şekilde büyük bir olgunlukla ancak bir o kadar da iddialı projelerin rekabetiyle geçti. Sandıklar açılıp oylar sayıldığında Mustafapaşa’nın yeni dönemdeki ilk belediye başkanı ve partilerin oy dağılımı şu şekilde netleşti:
AKP (Mustafa ÖZER): Seçimi önde tamamlayan taraf Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) oldu. Geçerli oyların 876’sını (%51,62) alan AKP adayı ve daha önce iki dönem Mustafapaşa Belediye Başkanlığı yapmış olan Mustafa Özer, Mustafapaşa’nın 10 yıl sonraki ilk belediye başkanı olarak tarihe geçti. İttifak kararı doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) bu ara seçimde Mustafapaşa’da aday çıkarmayarak AKP adayını destekledi. Cumhur İttifakı ortaklığı, sandıktaki %50 barajının aşılmasında en önemli etkenlerden biri oldu.
CHP (Ömer BOZ): Ana muhalefet partisi olarak güçlü bir kampanya yürüten Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adayı Ömer Boz, 378 oy (%22,27) alarak yarışı ikinci sırada tamamladı.
Diğer Partiler: Saadet Partisi (SP) adayı Doğan AK 259 oy alırken, Anahtar Parti (A-Parti) adayı Metin AKYOL 118 oy topladı. Yarışın geri kalanını, İYİ Parti adayı Ekrem KARAGÖZ (48 oy) ve diğer bağımsız ya da küçük ölçekli partiler takip etti.
Seçim sonuçları, Mustafapaşa halkının yeni dönemde iktidar gücünü ve kamu yatırımlarını arkasına alan istikrarlı bir belediyecilik vizyonuna onay verdiğini gösteriyor. Mustafa Özer’in %51’i aşan bir oranla başkanlık koltuğuna oturması, ona kasabanın biriken altyapı, imar ve turizm sorunlarını çözmesi için güçlü bir meşruiyet ve kredi tanımıştır.
Seçim atmosferinin geride kalmasıyla birlikte, Mustafapaşa’nın yeni yönetimi kendisini adeta bir vaatler ve projeler okyanusunda buldu. Kasabanın hem bir dünya mirası hem bir üniversite kenti hem de tarım merkezi olması, belediyenin öncelikli takvimini çok yönlü hâle getiriyor. Halkın ve esnafın meydanlarda sözü verilen projeler doğrultusunda beklediği acil adımlar şunlardır:
Kurumsal Yapının Sıfırdan İnşası: On yıldır kapalı olan belediye binasının yeniden işlevsel hale getirilmesi, araç filosunun kurulması, idari birimlerin ve personel kadrosunun kasabanın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde organize edilmesi.
Kapadokya Alan Başkanlığı ile Kriz Yönetimi: Sit alanları, tescilli konaklar ve imar kısıtlamaları nedeniyle halkın ve yatırımcıların yaşadığı bürokratik tıkanıklıkların, Alan Başkanlığı ile kurulacak güçlü bir koordinasyon masası sayesinde hızla çözüme kavuşturulması.
Anıtsal Mirasın İhyası ve Restorasyon Seferberliği: Meydan düzenlemeleri, taş sokakların restorasyonu ve Şakir Paşa Medresesi, Konstantin-Eleni Kilisesi gibi anıtsal yapıların çevresinin düzenlenmesi. Harabeye dönmüş tarihi hamamların ve yıkılma tehlikesi olan tescilli konakların kurtarılması için acil koruma planlarının devreye sokulması.
Üniversite-Şehir Entegrasyonu ve Gençlik Yatırımları: Kapadokya Üniversitesi’nin kasabaya kattığı binlerce öğrencinin Mustafapaşa’da daha fazla vakit geçirmesini sağlayacak sosyal alanların, yurt imkânlarının, kütüphanelerin ve kültürel merkezlerin kurulması, üniversite vizyonunun kasaba esnafıyla barıştırılması.
Turizm ve Kültür Ekseni (Güneşin Şehri Vizyonu): “En İyi Turizm Köyü” unvanının hakkını verecek uluslararası tanıtım, gastronomi ve kültür-sanat festival organizasyonlarının başlatılması. Turizm gelirlerinin sadece büyük yatırımcılara değil, doğrudan kasaba halkına ve yerel esnafa akmasını sağlayacak kooperatiflerin kurulması ve kadın emeğinin desteklenmesi.
Altyapı, Doğalgaz ve Çevre Yatırımları: Kasaba halkının en çok ve ivedilikle beklediği konu doğalgazdır. Zira artan yakacak maliyetleri sebebiyle kasaba halkının bir kısmı evlerini terk edip Ürgüp’e ya da başka şehirlere göç etmiştir. Özellikle sayısı 60 civarında olan otellerdeki yakıt sorunu doğalgazın gelmesi ile otel sahiplerine nefes aldıracaktır. Köy statüsündeyken bütçe yetersizliğinden dolayı ertelenen doğalgaz şebeke hattının tüm kasabaya ulaştırılması, modern bir kanalizasyon ve temiz su altyapısının kurulması, park ve çevre temizliği hizmetlerinin kesintisiz sağlanması birinci planda yapılması beklenen konulardır.
Tarım ve Hayvancılığa Belediye Desteği: Mustafapaşa’nın sadece turizmden ibaret olmadığı gerçeğinden hareketle; bağcılık, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kasaba halkına soğuk hava depoları, sulama göletleri, tohum ve gübre destekleri gibi tarımsal belediyecilik vaatlerinin hızla sunulması.
Sosyal Belediyecilik ve Yaşam Alanları: Çocuk parklarının yenilenmesi, gençler için spor komplekslerinin inşası, yaşlı ve ihtiyaç sahibi vatandaşlar için evde bakım ve sosyal yardım ağlarının kurulmasıyla kasabada aidiyet duygusunun yeniden pekiştirilmesi.
Mustafapaşa’nın 10 yıl aradan sonra yeniden belediye tabelasına kavuşacak olması, bozkırın ortasında yükselen bu tarihi vahanın hak ettiği değeri yeniden kazanmasının ilk adımıdır. Yapılan bu tarihi seçim, sadece bir belediye başkanı ve meclis üyelerinin belirlendiği bir oylama değil Mustafapaşa’nın koruma-kullanma dengesini gözeterek geleceğe taşınacağı yeni bir dönem için halkın verdiği güçlü bir icraat yetkisidir. Geçmişin köklü mirası, yıkılan değerlerin hüznü ve geleceğe yön veren yerel yönetimin dinamizmiyle birleştiğinde, Güneşin Şehri Mustafapaşa hem Kapadokya’nın hem de Türkiye’nin parlayan yıldızı olmaya devam edecektir.
Demet BALTA
