Fon Yolsuzluğu ve Siyaset

Tam boy görmek için tıklayın.

Fazlı KÖKSAL

35 yılı aşkın süre üç farklı kamu kuruluşunda müfettiş ve raportör (rapor inceleyicisi) olarak görev yaptım. Bu süreçte çeşitli yolsuzluk soruşturmalarını yürüttüm. Ayrıca raportör olarak görev yaptığım dönemlerde de yüzlerce soruşturma raporunu inceledim. Bir süre DENETDE’de (Devlet Denetim Elemanları Seneği) Genel Başkanlığı yaptığım için başta bankalar olmak üzere çeşitli kamu kuruluşlarında yapılan önemli yolsuzluk soruşturmalarından haberim oldu…

Bu deneyimime dayanarak açıkçası şunu ifade edebilirim. Belli bir miktarın üzerindeki yolsuzlukların üst düzey bürokratlar ve siyasetçilerin bilgisi, göz yumması, desteği ve hatta ortaklığı olmadan gerçekleşmesi imkansızdır. Yolsuzluk miktarı arttıkça işin içindeki bürokrat ve siyasetçilerin unvanları ve yetkileri de yükselir. Dudak uçuklatacak rakamlardaki yolsuzluklar sıradan bir siyasetçinin, sıradan bir bürokratın desteğiyle yapılacak işler değildir.

Büyük yolsuzlukların arkasında neden yetkili bürokratlar ve önemli siyasetçiler vardır?

*Bürokratik yapılarda denetim mekanizmalarını aşmak, onay süreçlerini baypas etmek veya usulsüzlükleri uzun süre gizlemek ancak belirli bir hiyerarşik gücün elinde bulundurulmasıyla mümkündür. Sıradan bir kamu görevlisinin bu büyüklükteki bir çarkı tek başına döndürmesi, sistemin kendi denetim refleksleri nedeniyle kısa sürede engellenir.

*Büyük ölçekli usulsüzlükler, genellikle koruyucu bir idari veya siyasi şemsiye altında hayat bulur. Bu şemsiye, sadece yolsuzluğun yapılmasını koordine etmekle kalmaz, aynı zamanda olası bir denetim veya soruşturma sürecinde sistemin tıkanmasını sağlar.

 *Yolsuzluk miktarı ve organizasyonun büyüklüğü arttıkça, içine girilen risk de o oranda yükselir. Dolayısıyla, bu riski göze alabilmek ve çarkın işleyişini garanti altına almak için karar vericilerin ya da en azından karar vericilere doğrudan etki edenlerin sürece dahil olması kaçınılmaz bir hal alır.

Yıllar boyunca edindiğim bu birikim, aslında kamu yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkelerinin neden hayati önem taşıdığını da net bir şekilde ortaya koyuyor.

Fon yolsuzluğu soruşturulması sırasında, yolsuzluğun siyaset ile olan ilişkisinin üzerine gidilmediği sürece yolsuzluğun tüm yönleriyle ortaya çıkarılması mümkün değildir…

Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi hakkında tutuklama kararı verilmemesi, sanki onlar koruma altında mesajı vermek ister gibi Fatma Betül Sayan Kaya’nın kız kardeşinin Finlandiya’ya büyükelçi atanması, Adalet Bakanı’nın eşi SPK üyesi olmasına rağmen ne Adalet Bakanının ne de eşinin istifa etmemesi, vurgundan yararlananların isimlerinin açıklanmasından kaçınılması, Hayati Yazıcı’nın oğlu hakkında birbirleri ile çelişen kararların detaylı bir inceleme yapılmasına fırsat vermeyecek kısa sürede alınması, Hayati Yazıcı’nın oğlunun ortağı olan ve soruşturmada ismi geçtiği ifade edilen Ali Emre Ballı’nın bu süreçte intihar etmesine (!) karşılık bu konudaki soruşturma hakkında kamuoyunun aydınlatılmaması, olayda pek çok siyasetçi ve siyasetçi yakınının  isminin geçmesi, Fon soruşturmasını yürüten Devlet Denetleme Kurulunun başkanı Salih Tanrıkulu’nun  2 Kasım 2023’ten soruşturma ile görevlendirildiği 28 Eylül 2026 tarihine kadar olayların doğuşunda sorumluluğu  olması muhtemel olan Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyeliğini yürütmesi, HSK’nın yapısı ve Adalet Bakanının yargı üzerindeki gücü, Fon yolsuzluğunun soruşturulması için verilen araştırma önergesinin TBMM’de reddedilmesi,  fon krizine ilişkin haberlere erişim engeli konması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğine, bu yolsuzluğun siyaset ve bürokrasi ayağının tüm yönleriyle  ortaya konması imkansız gibi görülüyor.

Erenköy cemaatinin bu konuya ilişkin basın açıklamasında yer alan “Türkiye’miz son çeyrek asırda pek çok alanda önemli mesafe katetti. Bu kazanımların heba edilmesine, medeniyet köklerimizden güç alarak daha adil, daha huzurlu bir gelecek inşa etmeyi hedefleyen bu yürüyüşün sekteye uğratılmasına müsaade edemeyiz” ikazını iktidar dikkate alır ve olayın üstüne gider, siyasi sorumluları da cezalandırmak yolunu seçerse, sorundan en az hasarla kurtulur…

Umut dağların ardında da olsa; umarım olayın üstüne ciddiyetle gidilir ve gerçek suçlular, unvanları, aile ilişkileri, siyasi güçleri dikkatle alınmaksızın yargılanır. Hak ettikleri cezaları alırlar…

Yazar
Fazlı KÖKSAL

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen