Görünmez Bahçıvan

Uzak bir dağ köyünde, herkesin Eksik Süleyman dediği yaşlı bir adam yaşardı. Süleyman, gençliğinde yaşadığı bir kaza yüzünden bir bacağını kaybetmişti. Köyün en dik yamacındaki küçük kulübesinde tek başına yaşıyordu. Köylüler ona acıyarak bakar, yardım teklif ederlerdi. Süleyman ise her seferinde nazikçe reddederdi.

Yıllar geçtikçe köylüler garip bir şeyi fark etmeye başladılar. Köyün hemen yanındaki o çorak, taşlık ve hiçbir bitkinin yetişmediği vadi, yavaş yavaş renklenmeye başlamıştı. Önce küçük yeşil filizler göründü sonra mor dağ çiçekleri, ardından meyve fidanları… Kimse oraya birinin bir şey ektiğini görmemişti. Vadi dikti, taşlıktı ve oraya su taşımak imkânsızdı.

Köyün gençleri bir gece vadiyi izlemeye karar verdiler. Gece yarısı, ay ışığı vadiyi aydınlattığında, vadide bekleyen gençler yamacın tepesinden aşağı doğru bir karaltının indiğini gördüler. Bu Süleyman’dı. Süleyman, koltuk değneklerine dayanarak değil sırtına bağladığı büyük bir tulumla toprağın üzerinde sürünerek ilerliyordu. Tek eliyle taşları kenara itiyor, diğer eliyle yanında getirdiği suyu ve topladığı tohumları toprağa bırakıyordu. Sürünerek geçtiği her yerde vücudunun toprakta bıraktığı iz bir ark oluşturuyor, yağan yağmur sularının fidanlara ulaşmasını sağlıyordu.

Gençler sabah olduğunda yanına gittiler. “Neden bu kadar zahmet ediyorsun Süleyman Amca?” diye sordular. “Vücudun zaten yorgun, neden kendini bu kadar hırpalıyorsun?”

Süleyman, nasırlı ellerini toprağa sürerek cevap verdi:

“Evlatlar, dünya size bir şey eksik verdiğinde, siz dünyaya bir şey ekleyerek o boşluğu doldurursunuz. Ben bacağımı bu toprakta bıraktım, şimdi o topraktan can çıkışını izleyerek tamamlanıyorum.”

Yıllar sonra Süleyman vefat ettiğinde, o çorak vadi artık köyün en gür ormanı olmuştu. Köylüler vadiye Süleyman’ın adını vermediler. Onun yerine, vadinin girişindeki en büyük taşın üzerine Süleyman’ın şu sözünü kazıdılar:

“İnsanın gerçek gücü, yürüdüğü yolda değil bıraktığı izdedir.”

Hiçbir çabanın boşa gitmediğini, bazen eksik hissettiğimiz yanlarımızın bizi en büyük güzellikleri üretmeye ittiğini hatırlatan bir hikâye bırakıyorum buraya. Yurdumuzun ciğerlerinin yandığı bu süreçte, hepimizin Eksik Süleyman gibi topraklarımızdaki yaralarımızı sarmamız ümidiyle…

 

Yazar
Demet BALTA

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen