Kültür – San’at Yazıları

Mehmet Ali KALKAN

Tuna Güzellemesi Ahmet Haluk Dursun Bey'in kitabının adı.

Haluk Dursun Bey Tuna'ydı bizden bize akan.

"Tuna Osmanlı Türklüğünün bağrından akar, bu tarihi neresinden dinlerseniz onun çağıltısını duyarsınız" demiş Falih Rıfkı Atay.

Orhun'un kaynağından kandırdığımız ruhumuz Tuna kıyılarında dinleniyordu. Şöyle demiştik Tuna'ya;

Açtık günün birinde Orhun'da gözümüzü,
Sonra Batı'ya döndük üç aylı yüzümüzü,
Seyhun, Ceyhun'a döktük Korkut'ca sözümüzü,

Sana selâm getirdik han beyimin toyundan,
Can bulduk avuç avuç Ötüken'in suyundan.

Tuna vatandı.

"Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik" biz.
"Sarı Saltuk'la Asya'dan geldikti bir zamanlar."
Sakarya'ya soruyorduk "Nerede kardeşlerin mavi Nil, yeşil Tuna?" diye.
"Evrenasoğlu, Malkoçoğlu ve Tuna deyince ille de cihat etmek niyetiyle Tuna'yı üç yüz otuz defa geçen Malkoçoğlu Gazi Ali Bey" bilinmeliydi.
Bir Selçuk beyi baştanbaşa bir nehri geçmiş, biz adını vermiştik Porsuk diye.
Haluk Dursun Bey'de Tuna'yı doğduğu yerden bize karıştığı yere kadar en az görülen yeri iki defa, en çok görülen yeri on defa gezmiş, görmüştü.
Kitabı aldığım tarih 27/10/2004 , aynı yıl basılmış, o tarihten bu yana da on beş yıl geçmiş. Haluk Bey "çıkayım gideyim Urumeli'ne" diye Tuna'yı kaç defa daha geçti bilinmez.

Tuna, Tuna'nın suladığı Balkanlar adım adım, karış karış vatandı.
Şehrinde;
"Gaziler meskenidir beyim, burda gayr olmaz,
Burada zulm eyleyenin akıbeti hayr olmaz" yazıyordu.
Budin'ce, Belgrat'ca, Estergon'ca kaleler vardı.
"Estergon kalesi su başı durak"tı ama bir sinsi firaktı gönlümüzü kemiren.
Gazi Osman Paşa, Plevne, Zigetvar, Mohaç...Tuna ile beraber aklımıza gelirdi. Gül Baba, Sarı Saltuk vatan bekçileriydi.
İşte şuradan Yıldırım "Bre Doğan" diyordu heybet heybet.

"Rahmet idi bana yağan,
Adaletti zulmü boğan,
Niğbolu'da 'bre Doğan'
Yıldırım'ca söz belledim. diyorduk.

Az ötede Kanuni'nin cenaze namazı kılınmıştı, Zigetvar'dı burası.
Budin nazlıydı.
Kanije'ydi, Tiryaki Hasan Paşa'ydı.

"Hâl bilmeze verme meyil,
Yalnız Hakk önünde eğil,
Her Hasan Tiryaki değil."
Cihangir yazar söyledi.

Cihangir Yazar Turgut Güler Ağabey'di.

Ebru ebru nakışlamıştık Alparslan Babaoğlu'nca...

Dağ, taş ezan sesi, mehter sesi, nal sesi duymuştu buralar.
Dinlersek biz de duyardık.
"Vatan hatıralardır" Yahya Kemal'ce.
Mustafa Kemal Atatürk "Tuna ezelden Türk diyarıdır" demişti.
Tuna ile denize akardık biz. Deniz vatan dı.
Tuna kıbleliydi ve hep bize doğru gelirdi.
Arif Nihat Asya'ca "Burçların, taçların, haçların, koçların düştüğü yerdi Tuna."
Belgrat Ormanı'nda Belgrat'ı hatırlamak vatandı.
Bir Ciğerdelen'di Tuna.

"Galiba Arvasi'lerden birisi Avrupa'ya giderken dedesine soruyor 'sana ne getireyim' diye. İhtiyar şöyle cevap veriyor 'Tuna Nehri'nin kıyısından geçeceksen bana bir şişe Tuna suyu getir."

O suyun gelip gelmediğini bilmem ama Eskişehir'de okuyan ve o topraklara yüksek lisans yapmaya giden bir kızımız son yolculuğumuzda dökmek üzere Estergon Kalesi'nden ve Tuna Nehri'nin içinden toprak ve kum getirmişti sağ olsun.

Bir büyüğüm anlatmıştı;
Hattat Etem Çalışkan Eyüp Sultan'da doğan, büyüyen insan yaşının üzerine üç yüz yıl ilave etmeli demiş.

Her Türk çocuğu yaşının üzerine yıllar eklemelidir.
Bir şiirde şöyle demiştim;

Aşkla yaptığındır kârın,
Düne kilitlendi yarın,
Benden sonra doğanların
Benden öncesi yaşı var.

Dilaver Cebeci selâmını üç bin yıl sonra doğacak torunlarına yolluyordu.

Kısmet olursa bir Tuna Şiiri yazmalı.

Birinin adı Dursun'du, birisinin soy adı.
Onların durduğu yerde duruyoruz biz.

Şehitlerimize, bu toprakları vatan yapanlara, Ahmet Haluk Dursun Bey'e rahmetlerle...

Mekanları cennet olsun.

Medeniyet Tasavvuru

Mehmet BULUT
Ahlak ve İktisat

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

19791479